10/10
·128 syf.··
2026 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:59
Hüzün.. Kitapta anlatılanların gerçekle bağlantısını bilmek her sayfayı bir iç çekişle okumama sebep oldu. Sevginin farklı hallerini ve dönem olarak sevmeyi aşkı nasıl farklı yorumlanabildiğini görüyoruz. Lütfen okurken bu yaşananların gerçek olduğunu ve 1900ler Avrupa'sında yaşandığını hayal edin, yüzünüzde hafif bir tebessümle okuyacaksınız..
Ayrılmaz İkiliSimone de Beauvoir · Can Yayınları · 2023366 okunma
8/10
·456 syf.··
2026 40. kitabı
Warren Buffet'ın doğumundan günümüze kadar hayatını biraz da hikayeleştirerek anlatan kitap. Okuması biraz yorucu oldu ama adamın hayatını bilmek isteyenler neredeyse her şey işlenmiş.
Buffett: Bir Amerikan Kapitalistinin YükselişiRoger Lowenstein · Scala Yayıncılık · 201979 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·264 syf.··
2026 80. kitabı
Sevgili yazarımız müzikolojinin salt tarihsel bilgisinden fazlasını arayarak kitap sayfalarında değil hayatın içinde yaşayan müziklerin peşinden giderek bir tutkuyu bizlerle paylaşıyor. Müziğin gerçekte ne kadar güçlü ama aynı zamanda ne kadar yerel ve bağlamsal bir dil olduğu gerçeği üzerine vurgu yapıyor. Müzik bizi nasıl yönetiyor? Biz bu görünmez etkiye ne kadar farkındalıkla bakıyoruz? Ses Diyeti tam olarak bu soruların cevabını taşıyor. Kişisel bir arayış değil; sesin insan bedeninde, zihninde ve kültüründe açtığı kapıları anlamaya yönelik bir davet, farkındalık çağrısı Ses Diyeti. Sesle kurduğumuz ilişkiyi yeniden keşfetmek, onu fark etmek, bilinçle seçmek ve yaşamımızın ritmini yeniden dengelemek için çıkıldı bu yolculuğa. Ses Diyeti; sesi kısmak değil, sesi seçmektir. Sessizlikten korkmak değil, onunla temas kurmaktır. Her sese maruz kalmak değil, hangi sesle yaşadığını fark etmektir. Hayatımızda hangi sesler bizi besliyor, hangileri tüketiyor? Ses Diyeti, hayatımızdaki ses ortamını bilinçle düzenleyerek daha huzurlu, dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmemize yardımcı olan özgün bir yaklaşım. Sesin kültürel ve toplumsal yönünü anlamak, beynin ses frekanslarına verdiği tepkileri bilmek ve günlük yaşamda farkındalıkla dinlemeyi öğrenmek, Ses Diyeti'nin temel taşlarıdır. Müziğe bir performans aracı ya da gelişim baskısı unsuru olmaktan çıkarıp, bedeni ve sinir sistemini düzenleyen bir bakım alanı olarak ele alır Ses Diyeti. "Ses, yalnızca işitilen bir uyaran değil, yaşamın en temel yapıtaşlarından biridir. Kalp atışından nefes ritmine, annenin ses tonundan dış dünyanın melodilerine kadar her şey, daha dünyaya gelmeden bedenimizin ve zihnimizin hafızasına kaydolur. " Ses ve müzikle şifa bulma bölümü ayrıca ilgimi çekerken zamana yayarak altını çizerek okunan
Ses DiyetiArzu Haksun · Doğan Novus · 20261 okunma
8/10
·96 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:51
1888 yılında yazılmış bir eser.. yaşadığımız yıl ile yazıldığı yıl arasında uyum farkının olması tabii ki kaçınılmaz.. Kitap; kölelik, cariyelik ve esaret üzerinde duruyor.. ana karakterimiz Dilber; Kafkasya’dan henüz dokuz yaşındayken kaçırılan bir kız çocuğu..Dilber kitap boyunca farklı insanlara satılır ve farklı hayatlar yaşar.. yaşadığı şeyleri okurken onun daha 9-10 yaşlarında bir kız çocuğu olduğunu bilmek beni çok üzdü.. Kitap; romantizmden realizme geçiş olarak tanımlanıyor. Ki benim için de gerçekten öyle! Kitabın trajik sonu ile yazar bunu başarmış.. yazar sadece bunları değil toplumu da irdeliyor. Kendisi bir paşa çocuğu olduğu için kölelik karşıtlığı yapması okurlar tarafından yadırgıyor.. eleştirdiği ek bir konuda yarı aydın insanlar.. kendilerini aydın olarak tanımlayan ama kafalarında tek bir fikir bile olmayan insanlar.. Neticede; kitap kısa, öz ve netti. Oldukça üzücüydü ama bu Üzüntünün içi gerçeklerle doluydu..
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
bu kitabi nereden gordum kimin onerisiyle kitapligima ekledim bilmiyorum ancak kendi inisiyatifime kalmadigina eminim. baslamadan once 100 sayfalik bir kitap meh beni ne kadar etkileyebilir ki diye dusunuyordum ve oyle bir ters kose oldum ki yorum yazmaya verdigim uzun arayi sonlandirmaya niyetlenecek kadar buyuk bir ters koseydi. yazmaya, kitap okumaya yeniden basladigim ve bunun ozellikle dogum gunume denk gelmis olmasi cok huzurlu hissettiriyor. sanki kalemim de dilim gibi tutukluk yapmisti. bugun bunu ufak da olsa kiracak bir adim atmanin gururu var uzerimde. ama kitaba donecek olursak oyku kitaplarini sevmedigimi sanirdim. kendine baglayacak kadar uzun olmamasi beni dehsete dusururdu. belki dizileri filmlere tercih edisim de bundandi. ama iyi bir oyku okuyana kadarmis sanirim, bu kitaba kadarmis. ask kitaplarini cok seviyorum, ucuz ask romanlarini da yuksek perdeden yazilmis hikayeleri de. yazarin aska olan bakis acisini kitabinda hemen hissediyorsunuz, genel tavrini da kendimle cok ozdeslestirdim. bu sozler buraya benim zihnimden cikip gelmis olmali diye dusundum. ozellikle boyle konularda yalniz dusunmedigini bilmek cok rahatlatiyor. feminist bir kadin yazar! o zamanda olacak is mi eyvah! icinde bulundugu doneme ragmen ustaca kaleme almis kitabini. nispeten duragan sayilabilecek bir hikayede sayfalari nasil heyecanla cevirdim ben de bilmiyorum. son sayfada tuylerim diken diken oldu. yeni bitirdigim halde hemen suan tekrar okumak istemem saka degil. kendime diger kitaplarini da okuyacagimin sozunu vermekle yetinip uyuyacagim zira saat 04.00'e geliyor‍‍
LaviniaGeorge Sand · Can Yayınları · 20211,294 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Bir insan doğuştan canavar olmaz. Bazen insanlar onu buna dönüştürür. Herkes ona Kızıl Şeytan diyor. Ama hikâyesini bilenler çok iyi biliyor ki o aslında bir Kızıl Melek. Lana'nın hikâyesi öfkenin, kaybın ve adaletin ne kadar ince bir çizgiyle birbirinden ayrıldığını yüzünüze tokat gibi çarpıyor. Her kitapta geçmişine ait yeni bir parça öğreniyoruz ve her yeni detayla birlikte onu yargılamayı biraz daha bırakıyoruz. Çünkü bazı insanlar kötü doğmaz. Bazı insanlar, insanların kötülüğünün eseridir. Bu kasaba sıradan bir kasaba değil. İçinde çürümüşlüğün kol gezdiği, gücü elinde tutanların kendilerini dokunulmaz sandığı ve korkunun yıllardır herkesi susturduğu bir yer. Lana'nın ailesini yok ettiler. Hayatını çaldılar. Ruhunu paramparça ettiler. Sonra da ortaya çıkan kadına "canavar" dediler. En acı kısmı ne biliyor musunuz? Kurgu olduğunu bilsem bile bazı sayfalarda gözlerim doldu. Çünkü dünyada buna benzer acıları gerçekten yaşamış insanlar olduğunu bilmek insanın kalbine ağır geliyor. Kim demiş polisiyede ağlanmaz diye? Ben ağladım. Hem de hiç beklemediğim yerlerde. İkinci kitabın sonunda Lana'nın pusuya düşürülmesiyle nefessiz kalmıştım. Ama üçüncü kitap... İşte orada taşlar öyle bir yerinden oynuyor ki! Bir yandan FBI gerçeklerin peşine düşerken, diğer yandan Kızıl Melek yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyle o lanetli kasabanın üzerine yürümeye hazırlanıyor. Ve bizim yakışıklı ajanımız... Artık Lana dışında neredeyse her şeyi çözmeye başladı. Şunu söyleyebilirim: Bu seri sizi karakterleri sevmekle onları korkuyla izlemek arasında bırakıyor. Her sayfada "Bir sonraki bölümde ne olacak?" diye diye uykusuz kalıyorsunuz. Ve bir noktadan sonra Lana'nın intikamını kendi intikamınız gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Bu seriyi okumak, bir kitabın içine girmek değil... Bir
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202636 okunma