"Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok, burada dursun." Birhan Keskin, fakir kene "Sabahları kitap mürekkebinin kokusunu içime çekmeyi severim."
Şu kısa okuyucu mektubu göründüğü kadar ehemmiyetsiz değildir: “Koca Peyami, “Şu Allah, Allahçı lâfları senin ağzına yakışmı­yor. Çünkü kafan işliyor ve mantığın sağlamdır. “Yoksa sende de mi öteki dünya korkulan baş­ladı? İmza yerinde de şu cümle: “Komünist filân de­ğil. Sadece Allahsız: Sahir Kafalı.”Ey koca kafalı, Dünyanın Eflâtun’dan
Reklam
SOKRATES’İN SAVUNMASI
••• Atinalılar! Beni suçlayanların üzerinizdeki tesirini bilemiyorum; fakat sözleri o kadar kandırıcı idi ki ben kendi hesabıma onları dinlerken az daha kim olduğumu unutuyordum. Böyle olmakla beraber, inanın ki doğru tek söz bile söylememişlerdir. Ancak, uydurdukları birçok yalanlar arasında, beni usta bir hatip diye göstererek sözlerimin
Kıymet bilmek mesele ...
"Kıymetimi bilmeyen ellerde paramparça olacağıma kendi hayatımda yek pare olurum." Gerek yıllardır etrafımdaki insanların bedenen yanımda olup ruhen yanımda olmaması yalnızlığı, gerek şimdiki hakiki yalnızlığım beni beslemiş. Hayat hep bizi bir şeylere hazırlamış peki şimdi biz bu kadar kat ettiğimiz yolda önce kendimizin kıymetini
-Sokrates: Bilmek ile inanmak, bilim ile inanç sana göre aynı mı, yoksa farklı şeyler mi? -Gorgias: Bence farklı şeyler Sokrates. -Sokrates: Böyle düşünmekte haklısın Gorgias. Bunu kanıtlayabilirim de. Sözgelimi sana, "Bir yanlış, bir doğru inanç var mıdır Gorgias?" diye sorsalar, sanırım ki evet diye yanıt verirsin. -Gorgias: Evet. -Sokrates: Peki ama bir yanlış bir de doğru bilim var mıdır? -Gorgias: Yoktur tabii. -Sokrates: Demek ki, bilmek ve inanmak aynı şey değil. Bununla birlikte, inananlar da bilenler kadar ikna olmuşlardır.
Okumalardan aldığım mantıki çerçeve...
İnanmak ile bilmek arasında çok ince bir çizgi vardır. Ve hep bu çizginin görülmemesinden dolayı insanlar yanlış anlıyor anlatıyor. İnanmak bilmenin berisinde gelir. Şayet bilme inanmadan önce var ise buna inanmak demeyiz artık bu bir bilgidir. Örneğin ben bir arkadaşa sana yarın kitabı vereceğim diyorum arkadaşım da "tamam"(yarın kitabı vereceğine inanıyorum) diyor. Burda bilmek bir anlam ifade etmiyor, arkadaşımın bana olan inancı yarın kitabı ona verdiğim ana kadardır. Ve benim kitabı ona verdiğim andan sonra bu inanç mertebe kat edip bilgiye varıyor. Burda zihne şöyle bir soru gelebilir "inanç olmadan bilgiye varılamaz mı?" Bu mümkün tabi, ama buradaki sorunsal bilgiye varıp varmama değil, bilginin inançtan farkıdır. Bu açıdan baktığımızda "kanıt görmeden inanmam" bir ters alegoridir. Mantık ve etimolojik bakımdan terstir. belki soruda istenilen ya da ulaşılmaya çalışılan anlam farklıdır ama sorunun söyleyiş tarzı ifade ettiğimiz gibi yanlıştır. Not: Bu yazı bilgi alış-verişi ve eleştiriye açıktır. Ama bilgilenmek ve bilgilenmek kaydı ile.(yoksa tartışma boyutunda değil.)
Reklam
24 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.