.Berceste.

.Berceste.
@bilmemanlatabildimmi
7/10
·471 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2019 12:15
Uçurtma Avcısı’nda meydana getirdiği trajedi yetmemiş olacak ki yazar, sinirleri harap eden yüksek doz bir dramla -üstelik benzer kişisel olayların üzerine daha psikopat karakterler ekleyerek- okuyucuyu, bu kez psikolojik bir yıkıma götürüyor. ‘İnandığı gibi yaşamayıp, yaşadığı gibi inanmak isteyen’ çarpıtılmış siyasi ideolojilerin ellerinde, Arapça’daki anlamıyla “Su kaynağına götüren yol” olan “Şeriat” ın yolun sonunda topluma nasıl da ‘su’ değil ‘kan’ içirdiğini görüyoruz. Şer’i Kanunlar adı altında sapkınca uygulanan kurallara, savaşın zorluklarına ve doğal afetin etkilediği bir ülkenin ‘dilsiz’ acılarına tanık oluyoruz. Bu kadar acı bir yüreğe sığar mı diyor insan, bir yerlerde bu kadar acıyla yaşayan insanların varlığına inanası gelmiyor. Günümüzde, yaşadığımız topraklarda meydana gelen onca kötülüklere; eşit olmayan muamelelerin, kadınlara yönelik şiddet ve cinayetlerin arttığı günümüz Türkiye’sinde bile - bu olayları kabullenmiş olmak değil elbette - insan; okuyabildiği, özgür olabildiği, gezebildiği, bir kadın olarak belli değere sahip olabildiği için mutlu oluyor( sanki bu bir lüksmüş gibi- evet, sanki özgür yaşamamız bir lüksmüş gibi) . Elbette ki bu mutluluk, Afgan kadınlara da benimsetilmeye çalışılan “Falanca yerdeki kadınların durumu sizden de kötü,halinize şükredin de oturun” fikrinin meyve vermiş bir sevinci değil, bilhassa eli kalem tutan, bilgili kadınlar olarak cehalet için hala bir meşale yakabileceğimizi, hayata karşı bir umutla hareket edebileceğimizi bilmenin mutluluğu. Elbette... Bir yerlerde yaşayan Meryem’lerin, Leyla’ların hala var olduğunu ve var olacağını düşündükçe buruklaşan bir mutluluk... ****Kitap hakkında bilgi içerir*** Yazarın iki kitabında da ‘çocuksuz çift’ , ‘hizmetçiyle evlilik dışı ilişki’ konularında
Edebiyat
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 2018119,5bin okunma
Reklam
8/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2019 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2019 00:37
Daha evvel şiirlerinden tanıdığım Sabahattin Kudret Aksal’ın öykülerini ilk okuyuşumdu. Kitap, Aksal’ın belli bir dönem dergilerde yayımlanan öykülerinin birkaçının derlemesi şeklinde. İlk öykü olan Yeşilçam tadındaki “Gazoz Ağacı” ‘ndan ziyade, yazarın diğer hikayelerinin- şiirlerini de göz önüne aldığımızda- onu daha çok yansıttığını düşünüyorum. Duru bir teknik kullanıyor olmasına rağmen, yazılarındaki felsefi yanın etkisiyle hikayeler, okuyucuya kendini bir dikişte içirmiyor, yavaş yavaş çiğneterek okutuyor. Özellikle “Saatler” ve ödüllü hikayesi “Vav’lar” oldukça başarılı. Öykü severler için farklı bir tat olacağı kanısındayım.
Edebiyat
SaatlerSabahattin Kudret Aksal · YKY · 2013167 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2019 16:57
Daha evvel İnsan Ve Hayat Dergisini hiç okumamış biri olarak, bana hediye gelen bu kitapta ne ile karşılaşacağımı bilmediğim için biraz önyargılıydım. Dergide yayımlanan makalelerin derlemesi olan kitapta “Medya” genel tabiri altında aslında sadece televizyon sektörüne odaklanılarak, istatiksel verilerle desteklenmiş; reklamdan, dizilere, çocuk programlarından, haberlere gün içinde televizyon başında geçirilen zamanda nelere maruz kaldığımızı anlatan bölümler mevcut. Eğlence amaçlı hemen hemen hepimizin evlerinde ikişer üçer olan televizyon teknolojinin bir nimeti olarak bize neler kazandırdı? İş gücü tasarrufu mu yaptırdı, en kıymetli hazinemiz olan zamanı tasarruflu mu harcattı? Sosyokültürel olarak bizi ne kadar ileri götürdü? İki gün evvel izlediğimiz dizinin bölümünü bile hatırlayamazken, yıllar boyunca izlediğimiz neler aklımızda kaldı?...Gibi soruları sordururken,aynı zamanda “Yok canım ben bağımlı değilim, haftada iki gün dizi takip ediyorum sadece” diyen okura, haftanın iki akşamını vakfettiği bu cihaza bağımlı olup olmadığının da bir yergisini yaptırtabiliyor. Bir okur olarak, en son ailecek hangi akşam konuştuğumuzu sorguladım.Birine derdimi anlatmak için ne zaman konuşmaya kalksam sesi benden fazla çıkan televizyonun sesini kısarak, sınırlı bir zaman dilimi olan reklam arasında konuşmak zorunda olduğumu farkettim. Evin baş köşesindeki bu misafire aile üyelerinden bile fazla değer biçiyoruz aslında. Doğrusu hep farkında olunan ama üzerinde düşünülmeyen bazı konularda düşündürmesi açısından kitabı başarılı buldum diyebilirim.
Edebiyat
Sizi Medyanın Elinden Kurtaracak KitapHarun Özdemir · İnsan ve Hayat Kitaplığı · 2021358 okunma
9/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2018 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2018 09:26
Sahil kenarına kurulmuş sıra sıra kafelerden sadece biri olan Starbucks’ta insanlar “güzel ve bedava” olan manzaraya sırtlarını dönerek İngilizce olmasından ötürü kendilerini daha iyi hissettikleri “short,tall,grande,venti” bardaklarından cappuccino,latte,macchiato yudumluyor, bir yandan da her zaman cafelerde buluştuklarında yaptıkları şeyi ;karşılıklı olarak günlük sosyal medyada gezme görevlerini tamamlamaya çalışıyorlardı.”Duygular ve insani paylaşımlar” geri planda hatta gereksizdi. Biraz ilerdeki alışveriş merkezi yeni yıl yaklaştığı için en iyi indirimlerini yapmış,”eskimişse yenisini al” hatta eskimemişse bile yenisini al; ne de olsa indirimli ,etiketi üzerinde yıllarca gardıropta beklese de “zayıflayınca” giyersin diyordu. Tam o sırada anayolda gerçekleşen kazanın etrafına toplanmış insan grupları ellerindeki son model cep telefonlarıyla kazayı görüntülüyorlardı ; bu ülkede “ölüm, doğal bir şeydi”. Kast sistemine göre 8 ila 13 saat arası çalışmanın “kişilere göre” belirlendiği ülkede eve gelen insanlar günlük “soma” haklarını ilk olarak “ televizyondan” yana kullanabiliyorlardı. Ülkenin gündem haberlerinde ; gülen bebek ve hayvanlara ait gönderilmiş videolardan tutun da penguen belgesellerine kadar olan görüntüleri izliyor -arada bir yerli yersiz gelen kanlı haberler normaldi;ölüm doğal bir şeydi- bunun yanında dilerlerse “acun medya” ,”diziler”... gibi uzayan bir listede bir kaç saat tatil yapıyorlardı.İlerleyen zamanlarını asgari ücretle 24 ay taksit yaptırarak aldıkları “akıllı telefonlarında” tanımlı sosyal medya paketlerinden biri aracılığıyla ;daima mutlu olan,yiyen içen,güzel yerlere giden,pahalı şeyler giyen, son model arabalara binen, “daha çok tüketen” fenomenleri ve mükemmel aileleri olan arkadaşlarının , sürekli gülen suratla
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Timbuktu ; Son temiz yer...
9/10
·165 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2018 10:10
Timbuktu’yu sadece “ bir köpek ve adam arasındaki ilişki” ya da “ köpeğin gözünden dünya” olarak algılamanın çok yanlış olduğu düşüncesindeyim. Aslında bunun için öncelikli olarak kitapta bilgisi tam olarak yer almayan,ütopik olarak bahsedilen Timbuktu’yu bilmekte yarar var. Araştırmalarıma göre, Timbuktu 1988 Unesco Dünya Mirası Listesine giren Afrika’da asırlar boyunca ilim ve kültür merkezi olmuş, altın ticaretinin bir zamanlar kalbi olan Müslüman bir kent. Bir afrika atasözüne göre: “ Tuz kuzeyden, altın güneyden, gümüş beyaz adamın ülkesinden gelir. Allah’ın kelamı ve bilgeliğinin hazineleri yalnızca Timbuktu’da bulunur.” . XI. Asır sonlarına doğru kuzey Afrika’da ticaret merkezi olarak kurulan giderek daha mühim bir şehir haline gelen Timbuktu, avrupalılar tarafından yıllarca “ nerede olduğu bilinmeyen” ve “Evleri altından olan şehir” gibi efsanelerle nam salmış. Yeni pazar, yeni kaynak ve ticaret yolları arayan Avrupalı kaşifler ; maksatlarını geliştirmek için dört bir yana ayrılırken , bu isteklerinden biri de Timbuktu’ya varabilmek olmuş. Ancak çok azı hedeflerine ulaşabilmiş. Bu da Avrupalılar tarafından, Timbuktu’ya verilen altın şehir imajı yanına “ uzak ve ulaşılamaz” imajlarını da kazandırmış. Hatta literatürde ingilizceye “to Timbuktu and back” “İt is a long way to Timbuktu” gibi tabirlerin de girmesi bunun göstergesi. Larry Diamond ; “ Timbuktu, son temiz yer, yalıtılmışlığın , saflığın anası burada. ... Cennet gibi cehennem gibi insan kafasında varlığından sık sık kuşku duyulan fakat asla vazgeçilmeyen bir yer Timbuktu. “ diyor. Bu bilgiler ışığında bakarsak Paul Auster’in romanında, ölecek olan Will’in gideceği yer olarak Timbuktu’yu belirlemesi rastlantı değil. Auster “ Bu dünyanın haritasının bittiği yerde, Timbuktu’nun
Edebiyat
TimbuktuPaul Auster · Can Yayınları · 2019851 okunma
Reklam