Puan vermedi
Bazı kitapları beğenirsiniz, bazı kitapları seversiniz; bazıları ise içinizde bir yere yerleşir ve uzun süre oradan çıkmaz. Akhilleus'un Şarkısı benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitaba başlarken Yunan mitolojisinden bildiğim bir hikâyeyi okuyacağımı düşünüyordum. Fakat karşıma çıkan şey bir savaş destanından çok daha fazlasıydı. Bu, Patroklos ve Akhilleus'un dostlukla başlayıp zamanla derinleşen bağlarının, sevginin, sadakatin ve kaçınılmaz kaderin hikâyesiydi. Madeline Miller'ın anlatımı o kadar etkileyiciydi ki karakterler mitolojik figürler olmaktan çıkıp gerçek insanlara dönüştü. Özellikle Patroklos'un gözünden anlatılan hikâye, yaşanan her mutluluğu daha değerli, her acıyı ise daha ağır hissettirdi. Kitabın son sayfalarına yaklaştıkça ne olacağını bilsem de okumayı bırakmak istemedim. Çünkü bazı sonlar sürpriz oldukları için değil, kaçınılmaz oldukları hâlde insanın kalbini kırdıkları için unutulmazdır. Akhilleus'un Şarkısı bana yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmadı; sevginin zamanın, savaşın ve hatta ölümün ötesine nasıl geçebileceğini gösterdi. Şimdiye kadar yüzlerce karakter tanıdım, onlarca kitap okudum. Ama çok azı bende Patroklos ve Akhilleus kadar iz bıraktı. Bu yüzden Akhilleus'un Şarkısı, benim için sadece çok sevdiğim bir kitap değil, aynı zamanda şimdiye kadar okuduğum en güzel kitap.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Zaferden sonra…
8/10
·384 syf.··
2026 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 03:14
“Hain Mezarıma Tükürecekler!” romanını okurken Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca cephelerde verilen bir mücadeleden ibaret olmadığını, toplumun her kesimini derinden etkileyen büyük bir varoluş savaşı olduğunu bir kez daha hissettim. Kişisel tüm isteklerini “zaferden sonra”ya bırakan bir nesille tanıştım. Yazarın kurduğu atmosfer beni dönemin içine çekti, oradaymış gibi hissettirdi. Karakterin yaşadığı olaylar ve verdiği mücadele eserin sürükleyiciliğini oldukça arttırmış. Roman, tarihî gerçeklik ile güçlü kurguyu başarılı bir şekilde buluşturmuş. Kitaba konu olan kişiyi daha önce duymuş ve “gerçekte” ne olduğunu bilsem de kitapta ne olacağını daima merak ettim. Bu da yazarın başarısı bence.
HainSelim Erdoğan (Hidrojeolog) · Kronik Kitap · 2025519 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·%43 (116/264 syf.)·
bu kitaba geri döneceğimi sanmıyorum. ülkenin fetö olaylarında ve bu ismailağa gündemlerini çok ince ayrıntılarla işlemişler. Ama bazen de cahillik mutluluktur diye düşünüyorum. Çünkü bunları bilsem de okusam da elimden bir şey gelmiyor farkındalık arttıkça umutsuzluk huzursuzluk da beraberinde getiriyor. Ek olarak bu kitabı her elime aldığımda bana öneren kişi aklıma geliyor sinir olduğum için o da etkiliyor.
MetastazBarış Terkoğlu · Kırmızı Kedi Yayınları · 20194,200 okunma
TARİH TEKERRÜRDEN Mİ İBARETTİR?
Puan vermedi
İnceleme yazısına başlamadan önce kitap yayıncılarına bir çift sözüm olacak. 1961'de ilk baskısı yapılan bu kitabı 1990 yılından sonra doğanların nasıl okuyabileceğini düşündünüz mü? Kitabın 17.baskısı 2012 yılında yapılmış ve içinde birçok Arapça, Farsça ve Fransızca kelimeler mevcut. Kitabı okurken TDK nın sözlüğünün mobil uygulaması sürekli elindeydi. Yaşım itibariyle bir çok kelimenin anlamını bilsem de günümüzde bu kelimeler kullanılmıyor. Bu nedenle sadeleştirilmiş bir dil ile yeni baskıları yapılarak değerli kitaplardan herkesin özellikle genç neslin yararlanması sağlanmalıdır. Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? Mehmet Akif Ersoy demiş milli şairimiz. 1961 de yazılan kitabı 2026 da okuduğumda hiçbir şeyin değişmediği ve bu zihniyet ile değişmeyeceğini fark ediyorsunuz. Ne acıdır ki Hayrı İrdal ve Halit Ayarcı benzerleri sürekli hayatımızın içinde olacaklar. Yazarın doğu batı veya gelenekçi modern toplum eleştirisi, bizim Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne geldiğimiz noktayı çok net biçimde ortaya koymaktadır. Kitabı ön yargılarım ile okumaya başladım okuma sırasında Tanpınar'ın hayatı ve eserleri hakkında makaleleri okuyunca eser sizi içine çekiyor kimi zaman Hayri İrdal kimi zaman da Halit Ayarcı kişiliklerinin günümüzde ki karşılıkları gözönüne geliyor. Kitabı keyifli şekilde okudum. Okumanızı tavsiye ederim.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201553bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Bir insan doğuştan canavar olmaz. Bazen insanlar onu buna dönüştürür. Herkes ona Kızıl Şeytan diyor. Ama hikâyesini bilenler çok iyi biliyor ki o aslında bir Kızıl Melek. Lana'nın hikâyesi öfkenin, kaybın ve adaletin ne kadar ince bir çizgiyle birbirinden ayrıldığını yüzünüze tokat gibi çarpıyor. Her kitapta geçmişine ait yeni bir parça öğreniyoruz ve her yeni detayla birlikte onu yargılamayı biraz daha bırakıyoruz. Çünkü bazı insanlar kötü doğmaz. Bazı insanlar, insanların kötülüğünün eseridir. Bu kasaba sıradan bir kasaba değil. İçinde çürümüşlüğün kol gezdiği, gücü elinde tutanların kendilerini dokunulmaz sandığı ve korkunun yıllardır herkesi susturduğu bir yer. Lana'nın ailesini yok ettiler. Hayatını çaldılar. Ruhunu paramparça ettiler. Sonra da ortaya çıkan kadına "canavar" dediler. En acı kısmı ne biliyor musunuz? Kurgu olduğunu bilsem bile bazı sayfalarda gözlerim doldu. Çünkü dünyada buna benzer acıları gerçekten yaşamış insanlar olduğunu bilmek insanın kalbine ağır geliyor. Kim demiş polisiyede ağlanmaz diye? Ben ağladım. Hem de hiç beklemediğim yerlerde. İkinci kitabın sonunda Lana'nın pusuya düşürülmesiyle nefessiz kalmıştım. Ama üçüncü kitap... İşte orada taşlar öyle bir yerinden oynuyor ki! Bir yandan FBI gerçeklerin peşine düşerken, diğer yandan Kızıl Melek yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyle o lanetli kasabanın üzerine yürümeye hazırlanıyor. Ve bizim yakışıklı ajanımız... Artık Lana dışında neredeyse her şeyi çözmeye başladı. Şunu söyleyebilirim: Bu seri sizi karakterleri sevmekle onları korkuyla izlemek arasında bırakıyor. Her sayfada "Bir sonraki bölümde ne olacak?" diye diye uykusuz kalıyorsunuz. Ve bir noktadan sonra Lana'nın intikamını kendi intikamınız gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Bu seriyi okumak, bir kitabın içine girmek değil... Bir
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202646 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Millî Mücadele’nin hikayesi kaç yaşında olursak olalım, hangi dille anlatılırsa anlatılsın her zaman kalbimizin en derin yerine dokunmayı başarıyor. İşte bugün Mustafa Kemal ATATÜRK günü. Ve bu anda da bana Naim Babüroğlu’nun kaleminden "Kurtuluşa Giden Yol" eşlik etti. Her ne kadar Atatürk’ün hayatını ve Millî Mücadele yıllarını çok iyi bilsem de, bu dönemi bir çocuğun gözünden ve çocuklara yönelik o yalın, samimi dille okumak bambaşka bir deneyimdi. Kitap, 5. sınıf öğrencisi Ülkü’nün bir hatıra defterinin izini sürerek Atatürk’ün mücadelesine ortak olmasını anlatıyor. Sayfaları çevirirken sadece tarihi olayları hatırlamadım; o dönemin imkansızlıklarını, fedakarlıklarını yeniden yaşayıp derinden duygulandım. İçimdeki vatan aşkının, Atatürk sevgisinin ve minnet duygusunun nasıl yeniden yükseldiğini hissettim. Bize bu toprakları ve bu özgürlüğü armağan edenlerin hikayesini, kaç yaşında olursak olalım durup durup yeniden okumalıyız. Her kütüphanede, her yaşta mutlaka yer bulması gereken bir eser.
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma