بسم الله الرحمن الرحيم
Okumak için yıllardır geçiştirdiğim bir kitabın, hayat çizgimin olanca seyrinde akıp giderken tam da en ihtiyacım olduğu zamanlarından birinde bana yol gösteren bir hoca, iç âlemime ışık tutan bir akis olmasını ben de beklemiyordum.
Dolayısıyla ilk kitap incelememin ibtidasını bu eserle yazıya dökmek istedim.
Eser, hayat yolculuğumuzda karşımıza çıkan bâzı durumlar, hâller, imtihanlar vs. üzerinden bizlere “teselli” başlığındaki farkındalıklarıyla kucak açıyor.
Satırları okurken de o sıcacık sarılmayı hissedebiliyorsunuz derinlerde…
Bazı yerlerde hayrete düşeceğimiz çıkarımlarıyla, epey şaşırttığı da oluyor. Yeri geliyor hemen kabullenemeyip sindiremediğimiz hakikatlerle yüz yüze getiriyor bizi, yeri geliyor teslimiyet hırkasını bir derviş edâsıyla omuzladığımız satırlar sadırlarımıza sızıyor.
Yolların çıkmazlarına denk gelindiği,
“acaba ve neden?” sorularının giriftarlığında boğuşulan anlarda olunduğu,
Yüreğin hüzün perdesini çektiği,
Yeniden başlamak ve adım atmak için derman arandığı,
Musîbetlerin dört bir yanı kuşattığı ve ne yapılacağın bilinmediği zamanlarda elimize alıp demlenebileceğimiz/dinlenebileceğimiz bir durak olarak tanımlayabilirim eseri.
İnsan teselli olacağı bir omuzu her zaman bulamayabilir. Bu vakitlerde Rabbimizin yaratmış olduğu, bulutlarıyla içimize genişlik veren göğü,
yeşiliyle ferahyâb olunacak ağaçları, heybetiyle güvende hissedeceğimiz dağları, ötüşüyle içimizi ısıtan kuşları ve bir kitap derdimize derman olabilir.
Hz. Talha b. Ubeydullah’a bir gün yeni Müslüman olmuş iki kişi, misafir oldu. İçlerinden birisi diğerine nispeten daha gayretliydi. Bu zat bir müddet sonra bir savaşta şehit oldu. Diğeri ise bir yıl sonra vefat etti.
Bir müddet sonra Hz. Talha bu zatları rüyasında gördü. İkisi de cennete girmek için kapıda izin bekliyorlardı. Öncelik, sonra vefat edene verildi.
Sabah olunca Hz. Talha geldi, rüyasını Peygamberimize (sav) anlattı. Mecliste hazır olan sahabiler hayret ettiler. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'den bu işin hikmetini sordular. Peygamberimiz (sav), onların sorusuna bir soruyla cevap vererek sözlerine başladı:
“Sonradan vefat eden, öncekinden bir sene daha fazla yaşamadı mı?” sahabiler:
“Evet, ya Rasulullah ” dediler.
Sohbet daha sonra şöyle cereyan etti:
“Bu zat, Ramazan ayını idrak ederek orucunu tutmadı mı?”
“Evet.”
“Bir yılda şu kadar namaz, şu kadar secde etti, değil mi?” buyurdu.”
“Evet.”
Peygamberimiz (sav),diğer amellerini de sorup sahabilerden “evet” cevabını alınca şöyle buyurdu:
“O halde ikisinin arasındaki fark, yerle gök arasındaki mesafe gibidir.”
(bk. Müsned, 1/163; İbn Mace, Tabir 10, no: 3925)