10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
️ Seçkinler- Can GÖZEK Tek kelimeyle efsane bir kitapla geldim. İçinde; örgütlerin, masumların, kurbanların, kölelerin, şeytanlaşmış insanların, çeşit çeşit ayinlerin bulunduğu bir kitapla. Her köşesinden beklenmedik gerçekler çıkıyor, adeta sizi dünyasına hapsediyordu. Kitabı nefessiz şekilde okudum. Hayal dünyamın sınırlarında gezindim. Kitabın mükemmelliği yetmezmiş gibi finali muazzam bir gerçeklikle bitirilmişti. İkinci kitabını dört gözle bekleyeceğim. An itibariyle dakika sayıyorum. Gelelim, yazarın kalemine, sade ve akıcıydı. Yeri geldiğinde yapılan betimlemeler sıkmadan olaylara bağlı kalacak şekilde ayarlanmıştı. Bu yüzden okurken sıkılmadım, çok eğlendim. Güneş karakteri en sevdiğim karakter oldu. Onun haricinde her karakterde kendimden bir şeyler bulduğum oldu. Hepsi titizlikle düşünülmüştü. En masum karakter kesinlikle Alp'ti. En nefret ettiğimde sanırım Levent. Adamın adını duyunca bile kendimi kaybediyorum. Akay ailesinde, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, hatta öyle ki aile demeye bin şahit isterdi. Deneyler, denek çocuklar, korkunç zehirli sıvılar; büyük, görkemli bir ailenin gücü altında paravan ediliyordu. Akaylar namı değer Gümüşkuyu'nun en güçlü ve en asil ailesi, şeytana tapan bir tarikatta gözlerini ölümler bürümüş kusursuz görünen örgüt üyeleri... İnsanlığın acımasızlığını, korkunçluğunu, vicdansızlığını apaçık ortaya koyan bir kitaptı. Kitapta tek eksik şey, gerçek olaylardan esinlenmiştir yazısı, kitap o kadar gerçekçiydi ki, Allah sizi bildiği gibi yapsın dedim çoğu yerde. Nefreti iliklerime kadar hissettim. Her şey bir yana, isimler de çok özenle seçilmişti. Şehir isimleri, karakter isimleri çok özeldi. Çiftler de özenle oluşturulmuştu. Sadece romantikliğin bir tutam daha fazla olması taraftarı olarak, Çağın ve Güneş aşkının biraz daha
SeçkinlerCan Gözek · Kaktüs Sanat Yayınevi · 20266 okunma
10/10
·430 syf.··
2026 1. kitabı
​İnsanın içine kocaman bir taş gibi oturan ama aynı zamanda "İyi ki dünyada sevgi diye bir şey var" dedirten bir kitap. Meryem’in kaderine yürürken hissettikleri, fedakarlığı insanı hıçkıra hıçkıra ağlatıyor. Hayata bir hiç olarak başladığını düşünen o sessiz kadın, giderken arkasında devasa bir sevgi mirası bırakıyor.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oralardan mümkün olduğunca uzakta olmak isterdim..
Puan vermedi·109 syf.··
2026 24. kitabı
"Başka bir ailede ve başka bir dünyada olsaydık, o kendisi olabilseydi ve ben kendim olabilseydim, ağabey ve kız kardeş gibi olabilir miydik?" Yazar, hikâyeyi büyük bir öfke ya da ajitasyonla değil de; adeta bir mahkeme tutanağı veya otopsi raporu soğukluğunda anlatıyor. Bu mesafeli dili, biz okuyucularda çok daha derin bir dehşet ve rahatsızlık hissi bırakıyor. Roman, tek bir ağızdan değil; Diana’nın abisi, öğretmenleri, doktorlar, komşular, jandarmalar, savcı ve sosyal hizmet uzmanı gibi farklı tanıkların gözünden parça parça aktarılıyor. Böylece sessiz kalıp görmezden gelerek suça ortak olan toplumsal yapıyı da bizlere sorgutlamış oluyor. Kitabın adı olan “Sakar”, aile içi şiddeti örtbas etmek için kullanılan basit bir bahaneden fazlası. Çevredeki yetişkinler de bu yalana inanmayı seçiyor; çünkü gerçeği kabul etmek, sorumluluk almayı gerektiriyor ve kimse sorumluluk alacak kadar cesur değil. Hatta bu durumdan kaçıp mesleğine ara verenler bile oluyor. Kurumlar ise tırnak içinde kurallara, formlara ve prosedürlere o kadar bağlılar ki gözlerinin önündeki somut insan dramını raporlar arasında kaybediyorlar.. Kısacası roman, kötülüğün yalnızca şiddeti uygulayanlardan değil; “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek sessiz kalan sıradan insanlardan da büyüdüğünü gösteriyor. Sayfaları çevirirken Diana için bir şeyler yapmak istiyorsunuz fakat kitaptaki karakterler gibi eliniz kolunuz bağlı kalıyor. Kitap bittiğinde geriye kalan ağır suçluluk ve huzursuzluk hissi, bence yazarın hedeflediği ve okuru yüzleşmeye çağıran en güçlü etkisi.
Alıntı
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
Abdülhak Şinasi Hisar - Çamlıca'daki Eniştemiz
Puan vermedi·203 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap roman olarak geçiyor olsa da bence tam bir enişte biyografisidir. Araştırıldığında bu eniştenin aslında tam olarak bir kişi değil, yazarın yakın akrabalarından belki birkaç kişinin toplanıp tek bir vücut bulduğu kurgusal bir karakter olduğu görülür. Eserin üslubu bana Ahmet Hamdi Tanpınar'ı; özellikle de Beş Şehir'i anımsattı. Onda da artık var olmayan bir şehir dokusunu en ince detayına kadar anlattığı için sıkılmıştım bu eserde de aynısını bilhassa Çamlıca tasvirlerinde yaşadım. İsminin hakkını verecek şekilde yazarda büyük bir Çamlıca sevdası vardır ve kitabın en az %20'si Çamlıca'ya ve onun orada yaşadığı mazisine övgüdür diyebilirim. Burada en dikkat edilmesi gereken nokta artık var olmayan aile gelenekleri ve sosyal yapıların ele alınmasıdır. Eser o zamanlar bir çocuk olan anlatıcının Çamlıca'daki enişteleri Hacı Vamık; namı diğer Deli Vamık'ı tasviriyle ve deliliğe makul bir övgüyle başlar. Babıali onu mutasarrıflık, defterdarlık, valilik gibi çeşitli görevlere verip verip geri almaktadır. Eserin ilerleyen bölümlerinde kendisinin hakkında vazife başında yolsuzluk söylentileri olduğu da verilecektir. Doğal olarak maddi durumu ortalamanın oldukça üzerindedir. Konaklarında hizmetçiler çalışmaktadır. Yazara göre, akıllı dediğimiz insanların sağı solu belli değildir; iyilik beklediğimizden kötülük, sadakat beklediğimizden ihanet görme ihtimalimiz her zaman oldukça fazladır; ancak deliler öyle midir? Deli daima delidir, şaşırtmaz, daima doğasına uygun davranır. Hacı Vamık enişte lakırdı etmeyi pek seven, kendine has ve eğlenceli bir konuşma üslubu olan bir adamdır. Hemen her şeyle ilgili bir fikri veya anısı vardır. Yalnız kaldığı zamanlar harici konuşur; hâttâ yalnız kaldığında bile bazen kendiyle konuşur bazen de türkü söyler. Yeğenlerine daima "can didem"
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Bağlam Yayınları · 1996421 okunma
Puan vermedi
Bak bu kitaptan başladım Ve 7 tane okuyabilecek kadar Sabır gösterdim ama, Bu başka bir işkence biçimi... Yok böyle bir şey. Kitapta sürekli tekrar eden söz ise Bu tür kitapların ana felsefesidir. Ramtha : Bilinç ve Ruh, realitenin doğasını yaratır. Bak sadece bu kitapta Yûzden fazla yerde bu söz geçiyor. Ve bir noktadan sonra Bıkmadım mı Ramtha abla dedirtiyor. Ama Ramhta hanım, 35 bin yıl önce ( aynen öyle, 35 bin yıl yaşadığını hesaplamış ) Daha önceden Lemuryalı bir Askerden kafaya kılıç yemiş ve yine de Yaşama tutunup üstad olmayı Başarmış bir kimse olduğundan, Bıkmam evladım, Zira bu işlerde çok para var yani diyor. Not : Aynen öyle, diğer kitaplarda da geçiyor
1000Kitap
Beyaz KitapRamtha · Akaşa Yayınları · 2006432 okunma
Çavdar Tarlasında Çocuklar hakkında düşüncelerim
6/10
·198 syf.··
2026 11. kitabı
Kitapta en etkilendiğim yer, Holden Caulfield (kitaptaki baş karakter) ve kız kardeşi Phoebe arasında geçen bir konuşmada, kız kardeşinin ”ne yapmak istiyorsun” sorusuydu. Holden’in ise bu soruya yüzlerce çocuğun bulunduğu bir çavdar tarlasında öylece durmayı ve ne zamanki birisi uçurumun kenarına yaklaşırsa onu tutup çekmeyi istediğini söylemesiydi. Kitaptan alıntı yapmadım ama tam olarak buna benze bir şey söylüyordu. Açıkçası bu kitabı tıpkı Holden olabildiğim yaşlarda okumayı çok isterdim. İsterdim çünkü, belki de olaylara daha farklı yaklaşmış olacak ve şimdiye kadar yapmış olduğum salaklıkları daha az yapmış olacaktım. Bunu söylediğim için kitabı çocuğunuza ya da küçük kardeşinize okuması için önerir misiniz, sorusuna da evet diyebileceğimi anlamışsınızdır sanırım. Bir de ölen kardeşine duymuş olduğu sevgiyi dile getirdiği bir bölümde tam olarak şöyle diyordu: “Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın,Tanrı aşkına; özellikle de hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli insansa?” Görünen o ki, Holden küçük yaşına rağmen aslında insanlığa bir ders verecek söz etmiş diyorsunuz. Yoksa Tüm Bunlar Salinger’in kendi Anıları mı? Kitabı okurken sanki bir çok şey, Salinger’in kendi anılarıymış gibi hissettim. Anıdan ziyade Salinger’in ergenlik döneminde tutmuş olduğu ajandalardan ortaya çıkmış bir eser gibi geldi. Tabi bazı olaylar ve mekanlar değiştirilmiş olabilir. Bunu da sadece yazarın kendisi Salinger biliyordur kim bilir… Çünkü ciddi anlamda yetişkin birinin bu kadar çocuk ruhlu yazmış olması bende gerçekten hayranlık uyandırdı. Yani tüm o satırları okurken, bir çocuğun ağzından, onun gözünden ve olaylara bakış açısından dünyayı görmenin ne kadar zor olabileceğini daha iyi anladım. Holden’in Kişiliği Ama Holden’i çok sevdim. Kabul
Edebiyat
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,3bin okunma