Çünkü mümkün dünyalarda normal, her şeyin kötüye gitmesidir. Çünkü hangi hazların, iktidarların, bahtiyarlıkların, neşelerin, sarhoşlukların içinde olursak olalım, vaktiyle o bilge körün söylediği gibi, seyrettiğimiz sarhoş ve çılgın bir fecir değil, şa şaalı bir guruptur. Çünkü vaka silsilesi birsamdır, her olay akıbetten ibarettir. Baş yoktur, baş da sondur, son da sondur. Yaşananlar sonundan başlar, sonuna varır. Hatta hiçbir şey yaşanmaz, âlem bir noktadır, nokta da zaten nihayetin ta kendisidir. Nihayetse hiçtir. Hiç.
Çünkü dedim, sen daha bir insanın, insan olan insanın, etten kemikten olan, duyguları ve ruhu olan bir insanın dünyada bir taşın yerini değiştirince öleceğini anlamamışsın. Sofradan bir lokma alıp da ağzına atmak ölmektir. Su içmek ölmektir. Yürümek ölmektir. Sen her gün güneşin doğduğunu mu sanıyorsun? Sen şu an burada karşılıklı durmuş, konuştuğumuzu mu sanıyorsun? Şu an gerçekten burada karşılıklı durmuş, konuşuyor muyuz baba? Peki, ben sana bu soruyu daha önce, ezele kadar kaç kere sordum? Peki, ebede kadar burada kaç kere daha karşılıklı durup konuşacağız.
Sen istiyorsun ki, kucağında yaşadığın dünya hep aynı kalsın, havan aynı, suyun aynı, dekorun aynı... Bu mümkün mü? Mümkün değil, çünkü hayatın kanunu değişmek. Zaten zindanında yeni pencereler açılmazsa boğulmaz mısın?