“İş, görünür kılınmış aşktır. Eğer aşkla çalışamıyor ve çalışırken sadece hoşnutsuzluk duyuyorsanız, işinizi bırakıp tapınak kapısında oturmak ve sevinçle çalışanların sadakalarını almak yeğdir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Sanki alıkoyabileceğiniz bir şey mi var? Tüm sahip olduklarınız bir gün verilecek. Öyleyse şimdiden verin de, size ait olsun verme mevsimi, mirasçılarınıza kalmasın.”
“Velilik derecesinde bir kadına kafirlerden bahsediyorlar. Allah’ı inkar edenlerden...
Kadın şöyle bir hayrete düşüyor ki; kendinden geçmişçesine başını tutuyor ve göğü, havayı, güneşi inkar eden bir deliden bahsedilmiş gibi, saatlerce dehşet tavrını muhafaza ediyor:
-Nasıl olur, nasıl olur?.. Demek böyleleri de var!..
İşte bu noktaya kadar ermiş büyük saffet, hayret ve dünyadan gaflettir ki, Allah Resul’ünün:
-‘Size kocakarıların imanı lazım!..’
Buyurdukları halin ta kendisi... “
“Duayı kabul eden, dilekleri veren, vermeyi murad edince el açtıran, ancak sevdiği kuluna dua ettiren, sevmediklerinin elini ve dilini bağlayan ve kendisine yönelmekten alıkoyan Allah’ım!..
Bizi affet!..
Biz sevgilinin nuruna lâyık olmaktan düştüğümüz için bu hale geldik.
O’na lâyık olabilmek kimsenin haddi değil...
Fakat lâyık olunamayacağını bilmenin liyakati herkesin vazifesi...İşte bu son inceliğe lâyık olamadığımız için bu hale geldik.
O Nur öyle bir Nur ki, ona lâyık olmakta, topyekûn zaman ve mekana, bu dünyaya ve ötekilere malik olmak var... Bu liyakatten düşmekte de, her türlü mahrumluk ve mahkumluk...
Her türlü mahrum ve mahkum olduk.
Bizi affet!..”