📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Güzellik, bu soğukta bile kendini dayatıyor. Ama biliyorum ki, bu güzellik de tıpkı Mişkin gibi; Budala prensin o saf, incinebilir ruhu gibi. Dokunduğun an paramparça olabilir. Güzelliğin kurtarıcılığına inanmak istiyorum ama Dostoyevski bana fısıldıyor: 'Güzellik korkunç bir şeydir!'O uzak ağaçların silüetleri... Ne kadar da yalnız. Tıpkı Yeraltı Adamı'nın toplumdan kopardığı o küçücük ve bunalımlı benliği gibi. Herkesin neşeyle yürüdüğü o yollardan ben, tek başıma yürüyorum. O izleri ben bıraktım. Kim bilir, belki de bilerek çılgınca bir şey yaparım; bu karın ortasında bağırırım. Çünkü 'Bütün insanlar dürüstlüğü ve onuru sevmez, bazıları acı çekmeyi de sever.' Benim de bu huzurda bir acının izini aramam bundan.İşte evim... Sığınağım. Ama kapıdan içeri girdiğim an, biliyorum ki karakterlerim beni bekliyor olacak. Bir yanım İvan Karamazov gibi Tanrı'nın yarattığı bu dünyadaki kötülüğü sorguluyor, diğer yanım o umut veren altın ışıkta Alyoşa'nın saf inancını bulmaya çalışıyor.
Bu kar yığını, hayatın rastgeleliğini ve büyük boşluğunu örtüyor. Ama ben biliyorum, bu manzaranın ardında, insan ruhunun en karanlık dehlizleri yatıyor. Bu, sadece bir kış manzarası değil. Bu, vicdanın ve varoluşun en soğuk, en çetin sorgusudur. Ve ben, bu sorguyu her gün bu evin önünde yaşıyorum .
“Tanımlayan hükmeder.”
İhtiyacımız olan da tam da bu, tanımlamak…
Altay Cem Meriç, bu kitapta tanımlamanın hakkını vermiş. Tanımlamayan toplumlar tanımlanır. Batı’nın bizi ve olayları tanımlaması onların hegemonyasına girmek demektir. Uzun yıllardan beridir ülkemizde ve İslam dünyasında yaşanan bir hal bu. Tanımlamak, bilgiyi işleme becerisidir. Bilgiyi işleyebildiğin, birilerine aktarabildiğin ölçüde öğrenmişsindir. Peki öğrenmek nedir? Yazarın tanımı, “Öğrenmek, işlemektir.” Zira, işlediğin kadar öğrenmişsindir. İşte bu ve bunun gibi tanımlar okurda ufuk açıcı etki bırakıyor.
***
Ele aldığı konuları tertipli ve düzenli bir şekilde tasnif edip okuyucuya öyle aktaran bir yazardır, Altay Cem Meriç. Kitaplarında evvela ehemmiyet verdiği mesele budur. Videolarında da öyledir, genel olarak. Böyle olması anlaşılırlığı ve kalıcılığı arttırıyor. Bu kitapta da bir düzen vardı, okumayı daha lezzetli kılan bir düzen. Yazarın dili çok samimi, bunu belirtmek gerek. Okurla sohbet ediyormuş gibi hissettiriyor kullandığı dille açıkçası. Bu da akıcılığı sağlıyor ve tabii güven veriyor.
***
Öğrenmeyi öğrenmeye dair verdiği tavsiyelerin ayağı zemine basıyor kesinlikle; yani mantıklı ve gerçekçi önerilerde bulunmuş. “Neyi seviyorsanız öncelikle onu çalışın.” tavsiyesi buna örnektir. Tek bir öğrenme tipi yoktur, her bireyin hayatı algılama biçimi farklıdır. Farklı zihin dünyası vardır her insanın. Bu yüzden kişi neyi bilmediğini ve neleri sevdiğini bilirse kendine has bir öğrenme yöntemi geliştirecektir muhakkak. Sonuçta, “Öğrenmek bireysel bir faaliyettir.” Kendimiz bir yol bulamazsak kimse bulamaz.
***
Kitap altı bölümden oluşuyor. İlk dört bölümü genel olarak yazarın tavsiyelerini içeriyor. Beşinci bölümde, okul ve akademi üzerinde durmuş. Geçmişten günümümüze okula/akademiye dair
Peygamber efendimiz Hz Fâtıma ya düğün günü şöyle nasihat etti Kızım evimizden çıkıp başka bireve ülfet etmediğin bir kimseye gidiyorsun Sen kocana yer ol ki o sana gök olsun Sen ona hizmetçi ol ki o sana köle olsun Kocana yumuşak davran Öfkeli hallerinde sessizce yanından kayboluver Öfkesi geçinceye kadar ona görünme Ağzını ve kulağını muhâfaza et Kocan sana fenâ söylerse söylediklerini duyma sakın mukâbelede bulunma
Ona karşı gelme Dâimâ senden güzel söz işitsin güler yüz görsün Bu suretle sana iyi nazarla baksınRabim herkese hz Fatima gibi eşler nasip etsin inşallah