“Acı olan, vahim olan, ‘halk içinde’ merhametin gözlerinin kuruması, kurutulması… Zulümden, gaddarlıktan irkilme hassasının yittiği, kendi muhiti, kendi Biz’i haricindekilerin acılarına bigâne, ‘bu insana bu yapılır mı?’ haddinin tanınmadığı yerde, toplum olmanın hayatî bir kaynağı kuruyor demektir.”
“Yoksulluğun sebeplerini mesele etmeden, yoksulları kendi kendilerini kurtaracakları bir dayanışmaya sevk etmek yerine; yoksulluğu kader ve ‘tabiat’ kabul ederek, onlara acımak ve şefkat göstermek.
…
Genel olarak, değiştirmeye çalışmak yerine, ezelî-ebedî hakikate rıza göstermenin bir çıktısıdır…”
“Türkiye’nin yönetenler sınıfının sorumluluğu da, istifa fiilinin zımnındaki özür duygusu da, kendi amirine, liderine, başkanınadır; yönetilenlere, insanlara, halka-millete değil.”