Ş.

Ş.
@bintiabdullah
ℋ♡
(Şatibi'nin muvafakat adlı eserinden) ...Öğrenmek istediği ilmin ilk dönem eserlerine bakmalıdır. Zira ilk dönem alimleri sonra gelenlerden daha muhkem eserler telif etmişlerdir. Bunun da delili tecrübe ve nakli delildir. Tecrübeye gelince, bu gözle gören bir gerçektir. Bu hangi ilim dalında olursa olsun, sonra gelen alimler, ilk gelen alimlerin ulaştığı ilmi derinliğe ulaşamamışlardır. Bunun için ister ameli isterse de nazari ilim olsun, hangisine bakarsan bak fark etmez; dediğimizin doğruluğunu göreceksin. İster dünyevi ister uhrevi işlerde olsun önce gelen alimlerin yaptıkları, sonra gelen alimlerin yaptıklarından farklıdır. Eskilerin ilimleri daha sağlamdır. Şer'i ilimlerde sahabenin durumu Tabiun'un durumu gibi değildir. Tabiun'dan sonra gelenler de Tabiun gibi değildir. Günümüze kadar da böyle devam etmiştir. Nakli delile gelince, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: En hayırlı asır, Benim asrımdır. Sonra bu asırdan sonra gelen asırdır. Sonra da ondan sonra gelen asırdır. Muslim, 2535.
Din
Reklam
(Şatıbi'nin muvafakat adlı eserinden) Gerçek alimin, bazı alamet ve işaretleri vardır: 1) Söylediklerinin yaptıklarına muvafık olması gerekir. Eğer ilmiyle amel etmiyorsa kendisinden ilim alınmaya ehil biri olmadığı gibi ilimde kendisine ittiba da edilmez. 2) O ilimde mutlaka alimlerin elinde yetişmiş olması gerekir. İlmi, hocalardan almış ve onlarla birlikte kalmış olması gerekir. Böyle olduğu takdirde hocalarının meziyetlerinden birşeyler almış olur. Selefi salih alimlerinin durumu böyleydi. 3) Kendisinden ilim aldığı kişiye uyması ve onun edebini kuşanmasıdır. Sahabenin Rasulullah'a iktida etmesi ve tabiun'un da sahabeye iktida etmesi gibi.
Din
Şatıbi muvafakat adlı eserinde şöyle demiştir: İlim tahsilinde bir öğreticinin mutlaka olması gerektiği anlaşılırsa; ilmin mutlaka ehlinden alınması gerçeği de anlaşılmıştır. Bu son derece açıktır. Alimler bu konuda ittifak etmişlerdir. Hangi ilim dalı olursa olsun o ilmi öğreten kişide olması gereken şartların, şunlar olduğunu söylemişlerdir: O ilmin usulünü ve onun üzerine bina edilen diğer ilimleri bilmeli, o ilmin maksatlarını ifade edebilecek düzeyde olmalı, o ilmin zorunluluklarını ve o ilme yönelik şüpheleri giderecek güçte olmalıdır.
Din
Şatıbi muvafakat adlı eserinde şöyle demiştir: Emanetiyle, doğruluğuyla, fazilet ehli olmasıyla, dindar ve takva sahibi olmasıyla bilinen bir alime bir soru sorulsa, o da cevap verse veya bilinenin dışında bir şey söylese ya da soru soran kişi onu anlamaktan uzaksa, o alime itiraz etmeye ya da onu tenkit etmeye kalkışmamak gerekir. Eğer verdiği cevap da işkâl varsa tevakkuf etmek en doğrusu ve en iyisi olacaktır inşaAllah.
Din
Muhabbet, yükselen bir slogan değildir. Bilakis o, gerçekte olması gereken bir haldir. Allah'ı, Rasulunu ve Mu'minleri sevmekle başlar ve bir Muslumanın kalbinin birlikte attığı dava arkadaşlarıyla devam eder. Bu muhabbet, Allah'ın muhabbetini de peşinden getirir. Nitekim hadis-i kutsi'de şöyle geçmiştir: "Benim muhabbetim; Benim için birbirlerini sevenlere, Benim için ziyaretleşenlere ve Benim için gayret gösterenlere/harcama yapanlara vacib olmuştur." Muvatta, 2744.
Din