İmam gazali "ihya"sında cömertlik ve cimriliğin hakikatini tarif ederken şöyle demiştir: Vacip iki kısımdır: Şer'an vacip olan, mürüvvet ve adeten vacip olan. Cömert, şer'an vacip olanı terk etmediği gibi mürüvvetce vacip olanı da terk etmez. Eğer bunların birini terk ederse ona cimri denir. Fakat şer'an vacip olanı terk eden diğerinden daha cimridir. Zekatını vermeyen, ailesinin nafakasını vermeyen veya nefsine ağır gelerek ödeyen kimse gibi... Böyle bir kimse tabiatı gereği cimridir. Fakat kendisini cömert olmaya zorluyordur. Veya malının pis olanından vermek ister. Nefsi malının en iyisinden vermeye razı değildir. Veyahut malının normal olan kısmından verir. İşte bunlar da cimriliktendir. Mürüvvetçe verilmesi farz olana gelince; rahatsızlık vermeyi ve küçük kusurları araştırmayı terk etmektir. Zira bunlar da çirkin davranışlardır. Bunun çirkinliği de durumlara ve şahıslara göre değişir. Bu bakımdan malı çoğalan bir kimsenin böyle yapması; fakirin bunu yapmasından daha çirkindir. Yabancılara karşı bu davranışlarda bulunması; ailesine, akrabalarına ve elinin altındaki kimselere karşı bu davranışlarda bulunmasından daha çirkin bir davranış olur. Komşusuna karşı bu davranışı yapması; uzak bir kimseye böyle davranmasından daha çirkindir. Normal şartlarda çirkin olmayan bir davranış, misafirini ağırlarken çirkin olabilir. Bu tamamen yapılan davranışın ortamın değişmesine göre şekillenmesidir. Yrmek yemede ve elbise giymede de durum böyledir. Yiyeceklerde çirkin olan bir davranış başka bir şey yaparken çirkin olmayabilir. Ya da kefen alırken, kurbanlık alırken, sadaka niyetiyle ekmek alırken yapılan davranışlardan bazıları çirkin olabilirken; başka şeyleri yaparken çirkin olmayabilir. (Davranışların çirkinliği güzelliği duruma göre değişir.) Kendisine karşı rahatsızlık