Başı sıkışan gâfillerin, ölüm buhrânı geçiren münkirlerin, tesellîsiz ve himâyesiz kaldıkları korkunç anlarda kendilerine gelmeleri ve iç âlemlerine dönmeleri, insan fıtratındaki dîn ihtiyâcının muktezâsıdır.
Ciddî bir uyanıklık içinde yaşanılması îcâb eden bu imtihan dünyasında, maalesef insanların çoğu derin bir gaflet uykusundadır. Lâkin bu cehâlet dalâlet ve gaflet uykuları, onları hazîn ve hicranlı bir âkıbete sürüklemiştir. Dünya, onlar için bir aldanış mekânı olmuştur.