Bici

Bici
@bintulaise
Puan vermedi·183 syf.··
2020 14. kitabı
Abdullah olmak. Allah’a kul olmak.. Yaratılış amacımızdır Abdullah olmak, en büyük çabamız da bunun için olmalı. Muhammed Emin hocanın Abdullah Olmak kitabı; ‘Nasıl Abdullah olunur?, Bu Çağ’da Rabbimize layıkıyla bir kul nasıl olunabilinir?, Abdullah olmak hangi vasıfları ve fedakârlıkları beraberinde getirir?, sorularına cevap niteliğinde bir kitap. Muhammed hocanın yıllar önce Başakşehir’de takdim ettiği dersleri, sohbet dilini bozmadan derleyip okuyucuya sunmuşlar. Abdullah isimli sekiz sahibimizin onları Abdullah yapan sekiz farklı özelliği tek tek anlatılmış. Tevhid, ahlak, ibadet, ilim, teslimiyet, mücadele, şahadet ve cömertlik konularına sahabi efendilerimizin öne çıkan bu özellikleri ışığında değinilmiş. Yalnızca 8 sahabemiz değil pek çok sahabe efendimiz de hadis ve rivayetlerde yer alıyor. Okurken onlardaki imâna, teslimiyete gözyaşı dökmeden edemedim. Allah onlardan razı olsun. Bizleri de o yolun yolcuları eylesin. Bu kitabın hazırlanması ve sunulmasında emeği geçenlerden ve vesile olanlardan da Allah razı olsun. Bizleri de okuduklarını hayatına geçirebilen, okuduklarıyla amel edebilenlerden eylesin. Kendine kul eylesin. Abdullah olabilmek duasıyla
Abdullah OlmakMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20193,395 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·191 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
Adem Özköse tarafından kaleme alınmış, birbirinden etkileyici hidayet öykülerinden oluşan Cennete Otostop kitabı Kendisini bir solukta okudum diyebilirim. Bazı kitapları okurken ruhunuzun dinlendiğini, içinizin ferahladığını hissedersiniz ve elinizden bırakmak istemezsiniz. Her bitirdiğim hidayet öyküsünün ardından bir sonrakine başlamak için sabırsızlandım ve hikayelerin bitmesini hiç istemedim. Farklı milletlere ve farklı dinlere mensup insanların Müslüman olma öyküleri, Kur’ân ile hidayete ermeleri, her biri başlı başına tefekkür sebebi... Ve beni en etkileyenler ise Müslümanları Hıristiyan yapmak için çıktıkları yoldan, Müslüman olarak dönen papazlar oldu. Musa aleyhisselam kıssasında Peygambere karşı kazanmak için yola çıkan sihirbazların, Hak peygamber karşısında topluca imân etmeleri gibi... Kur’an mealini ve Arapçasını defalarca okuyan, ayetlerin manasında tefekkür ederek hak dinin İslam olduğu bilincine varan insanların öykülerini okudukça; imanımın tekrar tekrar tazelendiğini hissettim. Belki kendimden utandım. “Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder.” buyurmuş Rabbimiz. Bu zamana kadar bir insanın Müslüman olmasını sağlayamadık belki, belki bir insanın hidayet sebebi olamadık. Yalnızca bunlar mıdır yardım denince akla gelen? Peki Allah’ın dinini ne kadar yaşadık? Boşlukta olduğumuzu düşündüğümüzde Allah’ın Kuranı’na hangi kuvvetle sarıldık? Yaptığımız iş lezzet veriyorsa Allah’tan yardım görmüşüzdür. Ayaklarımızın sabit durmasını ve bereketi umuyorsak Allah’ın dinine yardım etmeliyiz. O’nun değer verdiklerine yardım ederek ا...
Cennete OtostopAdem Özköse · Pınar Yayınları · 20192,746 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Selamun aleyküm ve rahmetullah Merak eden kardeşlerim için Nureddin Yıldız‘ın ‘İnternet Fıkhı’ isimli kitabından biraz bahsetmek isterim. Kitap; interneti kullanırken, sosyal medya platformlarında gezinirken, bir arkadaşımızı ararken/mesaj atarken, çocuklarımıza telefon kullandırırken ve daha pek çok noktada bir Müslüman’ın tutumu ve davranışları nasıl olmalı’nın üzerinde duruyor. Kitapta internetin kullanılması üzümün kullanılmasına benzetilmiş. Nasıl ki üzümün meyve olarak tüketilmesi helal, alkol olarak tüketimi haram kılınmıştır ve sırf alkol yapılabiliyor diye insan tamamen üzümü kendine haram kılmaz, aynı şekilde internetin helal-haram olarak kullanımı da bizlere kalmıştır. Bu nedenle internetten tamamen uzak olmak da düşünülemez, hele ki bu çağda bu çok imkansız görünmektedir. Bizlere düşen interneti nimet olarak görüp, kul hakkına-haramlara dikkat ederek ve israf etmeyerek kullanmaktır. Çünkü kitapta da bahsedildiği gibi bir telefonun elektrikten daha fazla tükettiği şey insan ömrüdür, zamanımızdır. Bir Müslüman da internet kullanımında ifrat ve tefrit konularında itidalli davranan olmalıdır. Özellikle anne-babaların veya küçük kardeşi olan arkadaşlarımızın “Çocuk ve İnternet Meselesi” başlıklı yazısını okumalarını tavsiye ederim. Twitter’ı oldukça aktif kullanan ve beğeni ve retweet yaparken çok düşünmeyen biriysek; kitabı okuyup, okuduktan sonra bizlerin düşüncelerinde ve davranışlarında neleri değiştirdiğini ölçüp tartmalıyız. Şu an sosyal medya üzerinden bu yazımı okuyan veya en azından interneti - telefonu aktif olarak kullanan kardeşlerim için, okuyacakları kitap listelerinin başına eklemelerini tavsiye ederim Selametle
İnternet FıkhıNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 20182,532 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Namazdayken sırtından hançerlenen Hz Ömer’in kendine geldiğinde ilk sorusu “İnsanlar namazı eda etti mi?” olmuştu. “Evet” cevabını alınca, “Namazı terkedenin İslâm’dan nasibi yoktur!” demişti. Kanlar içinde, organları parçalanmış vaziyetteyken hiç kimsenin uyandıramadığı Ömer’i ‘Salât ya Ömer’ sözcükleri kaldırdı ayağa.. Hz. Ebû Bekir’in torunu Urve b. Zübeyr, kangren olmuş ayağı için ‘kesmeden evvel acı duymaman için sana uyuşturucu bir ilaç içirelim mi?’ diye soran hekimlere “Bunu mutlaka yapmanız gerekiyorsa ayağımı ben namaz kılarken kesin. Çünkü o durumda acı hissetmem.” diyecek kadar namazından hûşu duyuyordu.. Nitekim öyle de oldu.. Namazını bitirdikten sonra “Allah’ım, hamd sanadır. Benim iki elim, iki de ayağım vardı. Bunlardan birini aldıysan üçünü bıraktın.” diyerek Allah’a hamd etti. Daha nice sahabi namazı hayatının merkezine oturttu, onunla teskin oldu. Namazla yaşadı, onunla huzura erdi. Namaz onlar için su gibi alternatifi olmayan bir şeydi. Sabah namazına kalkamadığı için bin türlü kulp bulan, sefer de namazın kendinden düştüğünü zanneden bizler; Hz. Ömer ile, Abbad b. Bişr ile, Urve b. Zübeyr ile AYNI CENNETE TALİP MİYİZ? Güneş tutulduğunda, musibet geldiğinde, daraldığında, secdeye kapanan; geceler boyu namaz kılmaktan ayakları yarılan, “Kendinize niçin bu kadar zahmet veriyorsunuz” dendiğinde; “Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı?” buyuran, namazla teselli bulan, ‘Namaz gözümün Nurudur’ buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz! Peki Peygamberimize ﷺ layık bir ümmet miyiz? Zorunlu olduğu için değil lezzet aldığı için (şuurla) namaz kılabilmeyi, namazla teselli bulabilmeyi, namazla yaşayabilmeyi, namaz sevgisi taşıyan bir kalple ruhunu teslim etmeyi, NAMAZLA DİRİLEN BİR ÜMMET OLABİLMEYİ Bizlere nasip et ya RABBİ!
Bir İnkılaptır Namazİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20181,689 okunma
10/10
·223 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
“Kafirler Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar, onlar istemeseler bile Allah nurunu tamamlayacaktır.” Saf,8 İslam’ı hakkıyla yaşayan her insan potansiyel olarak davetçi konumundadır aslında. Davetçi insanların kendisi üzerinden İslam’a baktıklarının bilincinde olandır. “Ben öğreniyorsam önce kendim için öğreniyorum, önce kendimi ihya etmekten başlayacağım.” Çünkü Allah “Yapmadığınız şeyleri söylemek Allah nezdinde büyük bir gazaba sebep olur.” buyurmuştur. O halde önce bunu oturtmalıyım. Ve şunu bilmeliyim; davetçinin hayatında çileler olacaktır, İbrahim (a.s)’in kalbindeki imanın derecesini bilip düşünmesi lazımdır bir davetçinin. Cennetin yolu dikenlerle çevrili, zaten kolay olmayacak. “Yardım ancak Allah’tandır.” (Al-i İmran,26) ayetine iman ettiyse davetçi, dikenler gözünde aşılması zor engeller olarak görülmeyecektir. İbrahim’i yakmayan ona karşı serin ve selametli olan ateşin Rabbi , Musa (a.s)’ı Firavunun komplolarına karşı koruyan Rabbi; şüphe yok ki tüm mahlukatın Rabbidir. Daraldığında, sıkıntıya düştüğünde senin de yardımcın olacak olandır. Sonuna geldiğinde onca tebliğe rağmen kimseye dokunamadığını düşündüğünde; 950 yıl tebliğ edip, oğlunu İman ettiremeyen Nuh (a.s) gelecek aklına. “Seferden sorumluyum, zaferden değil.” şuuruyla, sonucun ne olduğuna takılıp kalmayacaksın. Sen yaptığın şeyi en iyi yap, gerisini Allah’tan bekle. Toplumun içinde ama topluma faydası dokunacak fikri olgunluğu olmayan, sorumluluktan kaçan değil; sorumluluklarının bilincinde ve onları omuzlayan ol. Sorumluluklarını ve yeteneklerini keşfet. “Kişi öldükten sonra bütün amelleri kesilir. Ancak nöbet tutanlar hariç.” ‘Ben neyin nöbetini tutuyorum peki şu dünyada?’ diye kaç kez sordum kendime? Şayet ahirette hiç tanımadığım bir adamın yakama yapışıp “Beni hata işlerken gördüğün halde
Din
Davet Ve Davetçinin ProblemleriFethi Yeken · Ravza Yayınları · 2001127 okunma