7/10
·104 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:31
Desire, emekli, 74 yaşında evli ve iki çocuklu bir adam. Hayatının son zamanlarının yaklaştığının da farkında. Son zamanlarında istediği tek şey huzur. Ama malesef eşinin yanında bu çok zor. Sürekli dırdır eden, özgüvenini düşüren, adamın yaptığı hiçbir şeyden memnun olmayan bir kadınla kalan son günlerini geçirmek istemez ve aklına gelen tek çözüm bunamış taklidi yapıp kendini huzurevine atmak. İlk sayfalarda kendi hayatı, orta sayfalarda bu role nasıl girdiği, biraz ilerleyince huzurvevi hayatı, sonlarda da ölümle alakalı bilgiler veriliyor. Okurken tam üzülüyorum araya eşiyle ilgili bir şey giriyor ve güldürüyor. Ya da tam tersi gülerken bir anda ciddi bir cümle kuruyor ve düşündürüyor. Anlatımı güzel, bazı cümleler bana ağır kaçtı anlamadığım oldu. Ama genel olarak sevdim kitabı. İnsan cidden bir yaştan sonra huzur istiyor. Yazar Desire ile bize bunu o kadar güzel anlatmış ki. Kitapta huzurevi kısımlarında da güldüm. Desire'in şansına orada da sıkılmayacağı insanlar çıkıyor karşısına. İlk aşkı Rosa ve eski bir Nazi subayı. Tavsiye ederim zaten kısa bir kitap ama içeriği derin.
Geç KalanDimitri Verhulst · İthaki Yayınları · 2022536 okunma
9/10
·249 syf.·
2026 30. kitabı
* Keyif aldığım bir kitabın yorumu ile geldim. Yazar karmaşık hikayeleri güzel bağlaması ile biliniyor yani size komplex yapıdaymış gibi gelen olaylar bir bakıyorsunuz birbirine sağlam bir biçimde bağlanmış. Bolca betimleme, mevcut duygu durum aktarımı, başkahraman bir olayı anlatırken bir anda onun düşünceleriyle başka bir olayın içine girme gibi yöntemleri tercih eden yazar bu kitabının ismini de başka kitaplarında olduğu gibi Shakespeare’in bir oyunundaki tirattan almış. Ki bunu yaparken aldığı oyunun konusunu da kullanan yazar sıkı bir Shakespeare hayranı olduğunu bizlere gösteriyor. Aslında kitap esrarengiz bir cinayetle başlıyor ve olaylar zamanda sıçramalarla başka yerlere evriliyor, sonra müthiş bir kurguyla başa dönüyor. Hikayeyi anlatıcının ağzından dinlerken Marìas bizlere gerçeği bilme sorumluluğu,ilişkiler, evlilik, aile bağları gibi konularda bilgi verirken bir yanda da varoluşçuluğun kıyılarında gezdiriyor. Yoğun anlatımları sevmiyorsanız bile sakin bir zamanınızda yazarın bu eserine bir şans vermenizi öneririm.
Beyaz KalpJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2016980 okunma
Reklam
Spoiii
7/10
·488 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:16
Yine bir Rita Hunter kitabı olan Aşkın Ateşi ile karşınızdayım. Bu inceleme kitaptan çok başkarakterimiz Adrian'ın incelemesi olacak. Çünkü kitabı sadece Isabel'in gözünden okusaydık, kendisinden oldukça nefret edebilirdik. Gerçi bu haliyle de kendini pek sevdirebildiğini söyleyemem. Öncelikle aynı anda üç farklı kadına karşı şehvet hissetmesi, uçkuruna oldukça düşkün bir beyefendi olduğunu gösteriyor. Sonrasında ise Isabel'e sahip olabilmek için intikamını bahane etmesi cabası. Isabel karşı çıkmasaydı büyük ihtimalle onunla evlenmeyi değil, metresi olmasını teklif edecekti. Neyse ki böyle bir teklif gelmedi. Bir de eski karısı Eleonora'ya duyduğu aşk meselesi var. Sevdiğin insanı kaybetmek kolay değil, bunu anlıyorum. Ancak Isabel'e "Sen onunla kıyaslanamazsın" demesi hiç hoş değildi. Evet, söyledikten sonra pişman oluyor ama özür dilemeyi akıl etmiyor. Üstelik Isabel'i sevdiğini fark ettiği hâlde bunu söylemek için sayfalarca bekliyor. Konuş artık be adam! Bir noktadan sonra Isabel de işleri biraz fazla uzattı. Genel olarak kötü bir kitap değildi ancak olaylar gereğinden fazla uzatılmıştı. Okurken kendimi sanki sezonlarca süren bir dizi izliyormuş gibi hissettim. Yine de tarihi aşk romanlarını seviyorsanız kitaba bir şans verebilirsiniz.
Aşkın AteşiRita Hunter · Epsilon Yayınları · 2012430 okunma
10/10
··
Beğendi
꧁ঔৣ☬ ĐɄⱤɄ₥₳Vłł~♡~₭łⱫłⱠ ₲Ɇ₵Ɇ ☬ঔৣ꧂ Selamlar, bugün sizlere evrenine bayıldığım bir serinin ilk kitabı #kızılgece ile geldim. @_durumavii kalemini zaten çok seviyorum bu seri ise beni benden aldı. Benim seriyi ilk okumam bu güzel baskısı ile okumak ayrıca mutlu etti. Nefretten aşka,zorunlu birliktelik rahatlıkla diyebiliriz. Rozelin'in :)) bitmeyen itirazlarını dikkate alınca kesinlikle zorunlu birliktelik!! Ama haklı şimdi, kimsenin de, "ya tamam hadi öyle olsun" diyeceği bir durumda değil! Bence yinede en büyük şansı bu evrene düştükten Lenoran dan sonra Kimpras a geçmesi oldu. Kimpras Lideri Biran Nuh ve kız kardeşi Perla, Mirel, Efraim ve Mestan bence ona fazlasıyla yardımcı da oldular. (Ah bazıları tam nefretlik onları okurken tanırsınız.)Tabii önce keşke Rozelin i kaçırmamış olsalardı! Biliyorum şimdi diyeceksiniz, "Sen ne diyorsun?" Nasıl ve niye kaçırdılar? Bambaşka bir evren, detaylı bir kurgu çok fazla gizem ve bilinmeyen var! Ama bir baklava sahnesi vardı ki ben ona bayıldım:) Kıyamam ya.. Ben kesinlikle Biran Nuh tarafıyım bu net! Bir yerde durmam lazım:)) Hadi şimdi sizler için kısaca konusuna geçelim. Rosalin Demir, İzmir'de yaşayan beş kardeşli, kalabalık ve mutlu bir ailede genç kız. Üniversite okuyor ve babasının yakında geçirdiği bir kazanın sonucu çalışamaması sebebiyle bir yandan okuyup bir yandan çalışıyor. Ama bu geniş aile için asla yeterli gelmiyor. Tam bu esnada arkadaşı Gupse'nin bahsettiği bir vakıftan yardım alabileceğini düşünerek gitmesi ile olaylar başlıyor. Safornikon Vakfı ilk anda bile içine sinmese de vakfın ondan beklentisi sadece kan vermesiydi, ne olabilir ki; diye düşünerek kabul etti. Fakat ertesi gün geç bir saatte acil kana ihtiyaçları olduğunu belirten bir telefonla Safornikon Vakfı'na giden Rosalin vakıfta ne olduğunu anlamadan
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026201 okunma
Yere Göğe Sığdırılamayan Bir Hayal Kırıklığı
5/10
·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:34
O kadar öfkeliyim ki dayanamayıp ilk defa beğenmediğim bir kitaba inceleme yazdım! Sabahattin Ali’nin kalemine, insan ruhunu işleme becerisine başka eserlerinde hayran kalmış ve gözü kapalı tam puan vermiş bir okur olarak, Kuyucaklı Yusuf’la kurduğum ilişki benim için tam bir öfke patlaması oldu. Belki hayatımın her şeye öfkelendiğim, kötü bir dönemine denk geldi bu kitap; belki de bitiremedikçe içimde büyüyen o gerginlik kitaba yansıdı. Ama emin olduğum bir şey var: Ben bu kitaptan ve özellikle Yusuf karakterinden nefret ettim. Edebiyat dünyasının bu romanı neden bu kadar büyüttüğünü, neden bu kadar beğendiğini asla anlamıyorum. Sabahattin Ali gibi bir yazar nasıl böyle bir karakter yaratmış, hayretler içerisindeyim. ​Kitabın sonunda Ahmet Oktay’ın bir yorumu var. Onun yazdıklarından anladığım kadarıyla, Yusuf’un bu halleri "yetim olmasına, üzerinde hissettiği baskıya ve özgür olamayışına" bağlanıyor. Evet, yetim olmasının onda bıraktığı hasarı anlayabiliyorum, buna bir sözüm yok. Ama bana göre Yusuf’un kitapta hiçbir derinliği yok. Karakter bana asla geçmedi; karşımda son derece tuhaf ve içi boş bir figür buldum. ​Beni asıl çileden çıkaran ve "Bu kadarı da olmaz" dediğim şey ise Yusuf ile Muazzez arasındaki ilişki oldu. Kitabın başlarında, küçücük hallerini okurken aralarındaki o tatlı abi-kız ilişkisini çok sevmiştim. Hatta okurken içten içe "Umarım bunların arasında bir şey yaşanmaz" diye dua ediyordum. Tamam, öz kardeş değiller ama sen onu kız kardeşin olarak büyütmüşsün. Küçücük bir kızın abisinden hoşlanmasını çocukça bir hayranlık diyerek bir tık anlayabilirim belki. Ama kocaman Yusuf’un, kendi ellerinde büyüyen küçücük bir çocuğa karşı bir anda bir şeyler hissetmeye başlamasını asla aklım almıyor. ​Üstelik bu hissetme durumu da tam bir fiyasko. Yusuf,
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 122. kitabı
Bugün sizlere farklı bir kitapla geldim. @birim_ozer_sili ’nin yazdığı “Yalnızlığı Sen Seçmedin” adlı romanında okuyucuyu fiziksel dünyanın katı sınırlarını aşmaya davet eden, gizem dolu ve son derece etkileyici bir içsel yolculuğa çıkarıyor. Hikayenin merkezinde, eşi Kaptan Mehmet’in ani ve şüpheli ölümüyle dünyası bir anda tepe taklak olan Sare yer alıyor. Çevresindeki herkes ona bunun sadece talihsiz bir tekne kazası olduğunu söylese de, Sare kalbinin ve güçlü sezgilerinin sesine kulak vererek bu ölümün arkasında çok daha karanlık bir gerçek olduğunu hissediyor. İçindeki o susturamadığı sesin izinden giderek, gerçeği ortaya çıkarmak adına tehlikeli ve bir o kadar da mistik bir arayışa koyuluyor. Yazarın ilk sayfalardan itibaren satırlara yansıyan samimi, sıcak ve pozitif enerjisi, ölümün o soğuk ve ürpertici yüzünü sorgularken bile okuyucuya tuhaf bir teselli sunmayı başarıyor. Bu sürükleyici arayışta Sare, yalnız kalmıyor; ruhlarla iletişim kurabilen bilge bir usta ona bilinmeyen dünyaların kapısını aralarken, eski bir dost ve sezgileriyle öne çıkan güçlü bir dedektif de bu gizemli yolculukta onun gölgesi oluyor. Sırlar birer birer dökülüp zaman ve mantık kavramları esnedikçe, kendinizi gerçekliğin çok ötesinde bir sorgulamanın içinde buluyorsunuz. “Bazen bir aşk, ölümle bile son bulmaz. Bazen bir ölüm, sadece başlangıçtır” mottosuyla hareket eden roman, sevginin fiziksel boyutları aşan o en saf ve ölümsüz halini gözler önüne seriyor. Akıcı dili sayesinde bir solukta bitecek bir yapıya sahip olsa da, hissettirdiği derin duygusal yoğunlukla okuyucunun zihninde uzun süre yer edecek türden. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202614 okunma
Reklam
Reklam