Amerikalı gerilim ve semboloji dehası Dan Brown’ın 2013 yılında yayımlanan ve dünya çapında büyük yankı uyandıran "Cehennem" (Inferno) adlı eseri, sadece soluk soluğa bir kaçış ve kovalamaca romanı değil; sanatı, tarihi, felsefeyi, genetiği ve insanlığın en büyük varoluşsal tehdidi olan aşırı nüfus sorununu merkezine alan çok katmanlı bir entelektüel gerilim başyapıtıdır. Roman; Harvard Üniversitesi Semboloji Profesörü Robert Langdon’ın, Floransa’da bir hastane odasında geçmişe dair hiçbir şey hatırlamayarak, başından vurulmuş bir halde uyanmasıyla başlar. Langdon, cebinde bulduğu tekinsiz bir projektörün ardındaki sırları çözerken, kendini İtalyan edebiyatının babası Dante Alighieri’nin ölümsüz eseri "İlahi Komedya"nın ilk bölümü olan Cehennem (Inferno) tasvirleriyle örülmüş ölümcül bir bulmacanın tam ortasında bulur. Brown; dahi bir genetikçinin insanlığı yok olmaktan kurtarmak adına tasarladığı radikal ve ürkütücü bir biyolojik planın peşinde, okuyucuyu Floransa’nın gizli geçitlerinden Venedik’in görkemli saraylarına ve oradan da tarihin kalbi olan İstanbul’a, Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı’nın büyüleyici atmosferine taşır. Yazarın sanatsal detayları, tarihi şifreleri ve bilimsel gerçekleri kusursuz bir kurguyla harmanlayan o yüksek tempolu, görsel ve akıcı dili; bu eseri basit bir polisiye olmaktan çıkarıp, insanlığın geleceğini sorgulayan sarsıcı bir modern zaman distopyasına dönüştürür.