Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi·168 syf.··
2026 151. kitabı
Sabahattin Ali, insan ruhunun en kırılgan kıvrımlarını öyle bir dokunuyor ki, roman bittiğinde bile içimizde gezinen bir ses bırakıyor: “Sevgi, bazen bir ömür susmak demektir.” Raif Efendi’nin sessizliği, aslında hepimizin içindeki o derin, konuşmaktan yorulmuş tarafın sesi gibi. Ve Maria… Belki de hayatımız boyunca aradığımız o “anlaşılma” hâlinin vücut bulmuş hâli. Bir insanın, başka bir insanda kendini bulmasının ne kadar büyük bir mucize olduğunu bu romanda tekrar hatırlıyoruz. Bu kitabı okumak, aslında kendi içimize yürümek gibi. Sessizce… Acele etmeden… Çünkü Sabahattin Ali bize hiçbir zaman kalabalığı değil, yalnızlığın içindeki derinliği anlatır. “Kürk Mantolu Madonna”, aşkı bir hikâye olarak değil; bir yarım kalmışlık, bir zamanın yanlışlığı ve bir görülme arzusu olarak fısıldıyor kulağımıza. Ve roman bittiğinde bile içimizden şu cümle düşmüyor: “İnsan en çok anlaşılamadığında yorulur.”
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma
4/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:22
Kitabın başında Baek Sehee dışarıdan bakıldığında başarılı görünen biridir. Büyük bir yayınevinde editör olarak çalışmaktadır, arkadaşları vardır, sosyal hayatı tamamen bitmiş değildir ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilmektedir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini eleştiren, hiçbir başarısını yeterli bulmayan, başkalarının gözünde değersiz olduğuna inanan biri vardır. İşte bu yüzden çevresi onun depresyonda olduğunu anlamaz. Çünkü ağlayarak yatağından çıkamayan biri değildir; işe gider, gülümser, görevlerini yapar. Ancak bütün bunları yaparken zihni sürekli onu aşağılamaktadır. İlk terapi seanslarında doktor, onun sürekli kullandığı “Ben yeterince iyi değilim.”, “İnsanlar beni aslında sevmiyor.”, “Bir hata yaparsam herkes beni küçümser.” gibi düşüncelerin gerçek olup olmadığını sorgulatır. Baek Sehee ise bunların tartışılmaz gerçekler olduğuna inanır. Doktor ise bunların gerçek değil, otomatik düşünceler olduğunu anlatır. Kitap boyunca en sık tekrar edilen konulardan biri budur “İnsan zihni, kanıt olmadan olumsuz senaryolar üretir ve kişi zamanla bunlara gerçekmiş gibi inanır.” Yazarın en büyük sorunlarından biri başkalarının onu nasıl gördüğüne aşırı önem vermesidir. Bir toplantıda yanlış bir cümle kurarsa günlerce bunu düşünür. Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi bile “Benden nefret ediyor.” sonucuna ulaşmasına neden olur. Doktor ona sürekli aynı soruyu yöneltir “Bunun gerçekten kanıtı var mı?” Çoğu zaman cevap hayırdır. Böylece okur, depresyonun yalnızca mutsuzluk değil, düşünme biçimini bozan bir hastalık olduğunu görmeye başlar. Baek Sehee çocukluğuna döndüğünde, kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayan, hata yapmaması beklenen, onay almaya bağımlı hâle gelen bir kişilik geliştirdiğini fark eder. Başarılı olsa bile kendisini başarılı hissetmez.
Alıntı
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kendi sıcacık bedeninin içinde, capcanlısın. Özgürlük budur!
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
-Mini spoiler içerir- Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuyanlar bilir. Yaşadığımız hayatın sonsuz ihtimalleri var ve orada Nora ile beraber hala devam eden bir hayatın yaşanmış ve yaşanmamış bütün ihtimallerini sevmeyi, kabullenmeyi ve bilinmezliğinin dayanılmaz hafifliğini öğrendik. Gece Yarısı Treni’nde ise yaşanmış bir hayatın ebediyete giden yolda kendiyle yüzleşmesini görüyoruz. Hayatın ancak geçmişe bakarak anlaşılabildiği ve yine ancak geleceğin ileriye bakarak yaşanabileceğini savunur Kierkegaard. Bu roman tam olarak bu öğretinin ince ince örülmüş hali. Çoğumuz etten kemikten bedenimizin savunmasızlığını duvar gibi sınırlarımızla korumaya çalışıyoruz, yeterince güçlü olursak acıdan kaçabileceğimizi sanıyoruz ancak yanılıyoruz. Acı çekmek çoğu zaman kaçınılmazdır. Bazen yaşamak için kalbimizin kırılmasına izin vermemiz gerekir. İşte tam da bu yüzden geçmişimizden kaçmanın kendimizden kaçmak olduğuna inanıyorum. Yüzleşmeye cesaret edemediğimiz her şey geleceğimizi şekillendiriyor, canavarımızı besliyor. Oysa hayat, tüm bunları yaşarken sanki hiç geçmeyecekmiş gibi yavaş, hatırlarken ise son sürat giden bir tren gibi hızlı akıyor. Çoğu zaman rutinlere takılı kalırken gerçekten sahip olduklarımızı unutuyoruz. Hepsinin birer mucize olduğunu, her günün yeni bir başlangıç olduğunu… Wilbur Budd 81 yaşındayken, pişmanlıklarla dolu ömrü 19 Nisan günü son bulduğunda kendini hayatının treninde buldu. Gençliğinde harcadığı tüm o zamanlar için “gençliğine” vereceği öğütlerse sevgili piyano dersi hocasından duydukları ve “Ellerine ikinci bir şans geçen ölüler nasıl yaşayacaksa öyle yaşa!” olacaktı. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı yüreklere dokunan bir kitap.
Hayata Dair
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026415 okunma
Büyü ve büyümek
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:48
Le Guin’i önce Karanlığın Sol Eli ve Mülksüzler ile tanımıştım; ikisi de zihnimde derin izler bıraktı, özellikle Karanlığın Sol Eli‘nin cinsiyet ve kimlik üzerine kurduğu o sessiz ama yıkıcı sorgulama beni hâlâ etkiliyor. Yerdeniz’e geçtiğimde farklı bir Le Guin buldum bir taraftan da aynı. Yazar Yerdeniz’i büyümek olarak yorumlamış. Kitapta büyü gösteri değil, sorumluluk olarak işlenmiş. Her isim, her söz bir bedel taşıyor. Bu yüzden kitap bana modern fantastik film serilerini hatırlattı, ama tersinden bir şekilde — bolluk ve görkem yerine yokluk ve denge var. Kahramanımız Ged’in kendi gölgesiyle yüzleşmesi, dışarıdan bir kötülükle savaşmaktan çok, kendiyle barışma hikâyesi. Karanlığın Sol Eli kadar felsefi ağırlığı yok belki, ama o kitaplarda gördüğüm aynı disiplin burada da var: az sözle çok şey söylemek. Yerdeniz, büyüyü mucize olarak değil, sorumluluk ve sınır olarak ele alıyor. Bu durum, seriyi sıradan bir fantastikten ayırıyor.
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
Selamlar! Fantastik seri kitap sever misiniz? Kendi adıma konuşuyorum bana ejderhalar ile gelirseniz sizi kovalarım. Net. Ama bana gerçek dünya dururken yepyeni başka bir evrene ışınlanan karakterler gelirseniz araya, iksirler, büyüler ve güç savaşları da eklerseniz sizi nasıl kırabilirim? Aldınız mı benden daha ilk cümlede spoileri! Hadi devam edelim… Rozelin İzmir’de üniversitede okuyan genç bir öğrenci. 4 kardeşe sahip ve tamda kitabın en başında babasının rahatsızlığı, kirada olmaları derken okul sorunlarına nazaran birde ailenin geçim yükünü sırtlanır. En yakın arkadaşının bir burs desteği veren vakıf bulması ile şansını denemek ister. Daha vakıfa ilk adımını attığında bir şeylerin normal olmadığı gün gibi ortadadır. Kendisinden gerekli bilgileri ve kanı alınır.(?) Bir zaman geçtikten ansızın gece vakitlerinde tekrar vakıfa çağırılır. Elindeki tek dayanağı buradan gelecek olan bir destek olan Rozelin için çok da seçim şansı olmadığından gider ve bu gidiş onun bambaşka bir evrende gözlerini açması ile sonuçlanır! Sakornifon ülkesinin Aydınlık bölgesinde, üstelik hamiledir! Kime neyi anlatsa saçmaladığı düşünülmekte hatta güçlü bir büyünün etkisinde olduğu sanılmaktadır Çünkü geldiği yerin asla var olmadığını söyler bu gezegenin insanları! O ise kendi doğruları ile ailesine dönmek için savaşırken bir lidere ait mucize bir bebek taşımanın verdiği sorumlulukla yüzleşmekle kalmayacak birde o liderin düşmanı başka bölge liderinin intikamı içinde kaçırılacaktı. Şimdi benim tek derdim diğer kızıl bölge olan Kimpras'ın lideri Biran Nuh! Bu lideri tanımlamak değil yaşamak lazım! Adamın geçmişinde yaşadığı travmalar sonucunda dönüştüğü intikamcı kişiliğin altında yatan kalbi görmemek için delirmiş olmak gerekir. Kaçırdığı kişi ise Rozelin! O hiç durur mu? Herkese
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026212 okunma
Puan vermedi·570 syf.··
2026 100. kitabı
ANİTA FELİPOVA~UYUMADAN ÖNCE TUTTURDUĞUM DİLEK~ Selam.Bugün sizlere bir veda kitabı ile geldim.Sevgili @anitafelipova ‘nın kaleme aldığı #uyumadanöncetuttuğumdilek serisine veda ediyoruz.Uzun ve güzel bir yolculuktu.Bahar Nazike ve Ozan(İskeçeli)ile çokça ağladık,güldük,aşık olduk.Onlarla bir çok zorlu mücadelenin üstesinden geldik.Bazen onlara çok kızdık.Hele Bahar’a bazı yerlerde biraz fazla kızmış olabilirim.Ama yaşadıklarını düşününce bazıları var ki iyi dayandı.Bahar’ın son ana kadar çok mu saf çok mu akıllı olduğuna bir türlü karar veremedim.Ama bence akıllı saflardandı.Ve Ozan bu hikayenin en güzel yanıydı.Ozan’ım öyle güzel sevdi ki.Bir kadının başına gelebilecek en güzel mucize derim Ozan için.O kadar sınavlardan geçtiler ki.Onların artık kavuşup dolu dolu aşk yaşayacaklarına olan inancımı yitirmek üzereydim.Ama neyseki son kitapta güzel dolu dolu yaşanan bir aşk okuduk da bizler de onlar için mutlu olduk.Yazar farklı anlatım tarzıyla da kalemini bizlere sevdirmeyi başardı. Bu kitapta ayrıca yalnızca Ozan ve Bahar’ı okumuyoruz.Öncelikle onlarla İskeçe’ye gidiyor büyük babası ve büyük annesiyle tanışıyoruz. Büyükannesi bize hem kendi aşk hikayesini hem de Ozan’ın annesinin hikayesini anlatıyor. Açıkçası Selma’nın nikahı beni çok etkiledi.Hatta ağlattı bile diyebilirim.Peki bu kadar mı tabii ki değil.İskeçe‘nin ardından babasının yanına geçiyorlar ve burada da bizi babası Rıfat’ın ve Meral ablasının hikayesi bekliyor.Meral’i çok sevdim ve açıkçası hikayesi de beni çok etkiledi.Bence Meral Rıfat’ın ve Ozan’ın başına gelen en büyük şanstı.O güzel kalbine dert uğramasın dedim hep. Eh bir de bizim aşk böcüklerimiz Leyla ve Levent vardı ki onları okumak da ayrı bir keyif verdi.Leyla’nın kendini değiştirmesi ve kişiliğini oturtması,Levent’in de ona her konuda destek
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 202612 okunma