2/10
·944 syf.··
2026 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:36
Normalde bu kadar uzun bir kitaba detaylı bir inceleme yazmak beni bayağı bir zorlar çünkü genelde kalın kitapları okumam normalden çok daha uzun sürer ama bu seriyi ve ejderhalarını biraz fazla sevdiğim için okurken notlar aldım ve tek tek düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü diğer incelemelere baktığımda gördüm ki fazlasıyla abartılmış bir kitap. Bu inceleme spoiler içermektedir. Öncelikle besmele çekip nas felak okuyarak kitabın kapağını açıyoruz sonuçta 900 sayfalık kitap ne olur ne olmaz. Baştan şunu söylemeliyim, ejderhalara bayılıyorum. Fantastik yaratıklar arasında en sevdiklerim kesinlikle ejderhalar. Biraz da bu yüzden bu kitaba bu kadar uzun süre katlandım çünkü gereksiz yere uzatıldığını düşünüyorum. Aslında sadece ben değil diğer incelemelere şöyle bir göz atsanız bile okurlarının neredeyse hepsinin bu kitabın gereksiz uzun olduğu kanaatinde olduğunu görürsünüz. Örnek vererek açıklayayım; ilk bölümde Aretia'daki kurulun kendi aralarında savaş oyunlarından sonra oraya giden öğrenciler hakkında karar vermelerini okuyoruz. 20. sayfanın sonunda bu konuşmalarla ilgili Brennan'ın söylediği ilk cümle geçiyor. Sonra 21. sayfaya geçiyoruz, doğal olarak sohbetin devamını okuyoruz demi. Yok o iş öyle değil. 21. sayfada Violetin o mekan hakkındaki düşüncelerini okumaya başlıyoruz. Tamam 1 sayfa boyunca okuduk, güzel sıkıntı yok. 22. sayfaya geçtiğimizde önceki sayfada söylenen sözün cevabı oradaki başka bir biniciden geliyor. Sonra Brennan tekrar bir şey söylüyor ve sohbet devam ediyor demeyi çok isterdim ama yine violet araya girip odayı anlatmaya başlıyor. Bu sözün cevabı da 23. sayfanın başında geliyor. Yani anlayacağınız üzere, kitapta ciddi bir problem var ki bu da kesinlikle violet ve hiç susmayan düşünceleriyle sürekli araya girilmesi. Şimdi
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,216 okunma
7/10
·200 syf.··
2026 60. kitabı
Modern dünyanın koşuşturmasında gerçekten sa¬kin kalmak mümkün mü? Stoacılık, binlerce yıllık bilgeliğiyle aynı soruya günümüzde de güçlü bir yanıt veriyor: Kontrol edebildiğine odaklan; edemediğini ise bırak.Bu kitap, Seneca’nın dinginliğini, Epiktetos’un netliğini ve Marcus Aurelius’un içsel denge arayışını günümüze taşıyor. Düşüncelerimizi nasıl dönüştürebileceğimizi, duygularımızı nasıl yönetebileceğimizi ve karakterimizi nasıl bilinçli şekilde geliştirebileceğimizi sade ve uygulanabilir adımlarla anlatıyor.Kaybın, hayal kırıklığının ve belirsizliğin karşısında sağlam durmak bir şans işi değil, öğrenilebilen bir beceri. Stoacı yaklaşım; kariyerinizde, ilişkilerinizde ve kişisel yolculuğunuzda daha net, daha güçlü ve daha dengeli bir duruş sergilemeniz için güvenilir bir zihinsel pusula sunuyor.
Stoacı Yaşam RehberiJoseph Piercy · Doğan Kitap · 202616 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
5/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 03:30
Merhaba, Bu kitap hakkında ne söylenir, nereden anlatılmaya başlanır, asla emin olamadım. Okunması çok kolaydı; iki günde aktı gitti ve aylardır yaşamış olduğum reading slump'tan beni çekip çıkardı. Askerî romantizm okumaya çok alışkın değilim. Özellikle de tercih ettiğim bir tür değil. Üstüne bir de dark askerî romantizm okuyunca biraz afalladım ama kitap kendini o kadar rahat okuttu ki duruma çabuk adapte oldum. Bir enemies to lovers okuru olarak Nell ve Bones'u okumak çok keyifliydi. Dark temasının hakkını verecek bir iki sahnesi elbette vardı ama okurken beni rahatsız etmedi. Eğer bu kitabı okuyacaksanız, kitabın dark romance olduğunu unutmayın. Kitabın içerik uyarısı kısmını da sizlerle paylaşıp yazımı burada sonlandırıyorum. Ayrıca kitaba puanım 5/10. "Fiziksel şiddet, açık seks sahneleri, acı sapkınlığı, kan oyunu, hastalıklı mizah, detaylı kan ve ölüm anlatımı, açık dil, aşırı zorbalık, taciz, cinsel saldırı, rıza dışı ve şüpheli rıza, cinsiyetçi davranış, savaş travması, savaş acıları, TSSB, tecavüz ve eve izinsiz girişten bahsedilmesi, cinayet."
Enemies to lovers
Beni Geride BırakK. M. Moronova · Pukka Yayınları · 2025492 okunma
psikolojik destek arıyorsanız tam size göre bir kitap
Puan vermedi·283 syf.·
2026 129. kitabı
okuduğumda tekrara düştüğüm bir kitap oldu. Yazarın kendi bedenini ve yaşanmışlıklarını nasıl ortaya koyduğunu ve okurken bilgilerin yüzünüze çarptığını hissedersiniz. iyi ki okuduğum bir kitap oldu.
Üzüntüyü Bırak Yaşamaya BakDale Carnegie · Epsilon Yayınları · 20161,635 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Kendimden Özür Dilerim – Miraç Çağrı Aktaş Bazen bir kitap seni değil, senin yıllardır kaçtığın halini yakalar. Bu kitap, içimdeki o herkesi mutlu etmeye çalışan çocuğu buldu. Elimi tuttu ve fısıldadı: “Artık yeter… Sıra sende.” Çünkü çoğumuz aynı hatayı yapıyoruz. Başkalarını kırmamak için susuyor, “İyi insan olayım” diye kendimizi tüketiyor, “Biraz daha dayanırım” diyerek yıllarca kendi kalbimize yük oluyoruz. Sonra bir cümle çıkıyor karşımıza ve bütün savunmalarımız yıkılıyor: “Fazla iyi niyet, insanı kendinden özür dilemeye mecbur bırakır.” İşte o an durdum. Çünkü herkesi anlamaya çalışırken kendimi unutmuştum. Herkesin yarasına merhem olmaya çalışırken kendi yaralarımı görmezden gelmiştim. Ve sonra bir başka cümle… “Yorgunsun çünkü sadece kendini değil, herkesi taşımışsındır.” Belki de bu yüzden bu kadar yorgunuz. Sürekli birilerini kurtarmaya çalışırken, kendimizi geride bırakıyoruz. Bu kitap bana şunu hatırlattı:
Kendimden Özür DilerimMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 2026217 okunma
Puan vermedi
Öncelikle kitap bir aşk romanı değildir. Kendini bulma ve kendinle yüzleşme romanıdır, ayrıca Türkiye'nin en büyük sorunu olan modernleşme krizinin ve cinsiyet rollerinin paradigmatik değişiminin romanıdır. Spoiler içerir. Raif Bey Ankara'da kimsenin takmadığı zavallının teki. Karısı, kızları, patronu takmıyor ve herkes tarafından kullanılıyor. Hikâyeyi anlatan kişi bile onu oksijen israfı olarak görüyor. Bu kadar düşmüş, zavallı biri artık karşı tarafta agresyon uyandırıyor. Kendi evinde karısıyla, kızlarıyla ve içgüveysi damatlarıyla korkunç bir anaerki yaşıyor. Ama bu bir sonuç, Raif Bey'in biyografisine bakıldığı zaman mitik bir biçimde bu kader örülüyor. Raif Bey'in babası fabrikatör, İstanbul'da yaşıyorlar ve annesi ölmüş, yani Raif Bey'in babası daha paşa Osmanlı'yı temsil ediyor ve öykü de İstanbul'da başlıyor. Babası onu Almanya'ya gönderiyor, sabun tozu fabrikasının başına geçebilmesi için. Berlin'e, yani klasik modernizmde cinsiyet rollerinin en kaygan olduğu dünya başkentine gidiyor. Berlin aynı zamanda erkekliğin yitirildiği ve inanılmaz liberal bir cinsiyet anlayışının başkenti. Tabii bu özgürlüğünün faturasını Nazi Almanyası ile ödüyor Almanlar. Faşizm ve Alman nazizmi bu yitirilmiş erkekliği geri getirme çabasından başka bir şey değildi. Berlin'e gidiyor ve sergide dolanırken o meşhur tabloyu görüyor. Babasının oğlu, babasının sanatını devam ettirmek için, üstün Alman kalitesiyle zanaatini öğrensin ve geri dönüp babasından fabrikayı devralsın diye gittiği yerde zanaat öğrenmek yerine annesizlikten o Madonna tablosuna sarıyor. Kürk ilksel bir şey ve avcılık-toplayıcılık dönemini hatırlatır. Freud'a göre annenin cinsel organının Ödipal erkekteki ilk intibasıdır. Sabahattin Ali kitabın da ismi olan Kürk Mantolu Madonna ismini Rönesans dönemi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma