Merve

10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 17:44
“Bize benzemeyen bizden değildir.” Bu anlayış bitmedi; bitmeyecek olması da üzücü. Tante Rosa tam olarak da “bizden” olmayan her şey. Öncelikle o bir kadın; hayata 1-0 yenik başlamak demek kadın olmak. Çoğu kadına dayatılan “hanımlık” müessesesine o da uyum sağlamak ister. Okuduğu dergilerde bile dayatır bu hayatı ona. Bir kadının hayatında bir prens olmalıdır ve bu prens kadını her şeyden kurtarmalıdır. Fakat, ne gerçek dünya bu kadar kolay ne de Rosa masallardaki o prensestir. Bu gerçek olmayan gerçekliğe uyum sağlamak Rosa için gittikçe zorlaşır. Kendi bildiği gibi yaşamalıdır insan yoksa ne farkı kalır nebattan. Toplumsal “düzen” içinde kendi bildiğini okuyacak kadar kararlı ve güçlü olsa da Rosa bir türlü birey olarak kabul göremez. Çünkü zorlanan hiçbir kalıba giremez. Bastırması gerektiği öğretilmeye çalışılan dürtüleriyle yaşayan bir kadındır Rosa. Sizlerle Başbaşa onu uyuma zorladıkça hayatını, duygularını, aşklarını istediği gibi yaşayamaz. Sürekli bir eksiklik duygusu ile aradıklarını şişme yataklarda, kedilerde, papağanlarda, erkeklerde bulmaya çalışır. Bu bitmek bilmez arayış ve bulamayış onu hayatta yapayalnızlığa sürüklemiştir. Ne çocukları ne kocaları ne de bir evi vardır aslında Rosa’nın. Ölüsü bile yersiz yurtsuz, kimsesiz kalmıştır. Tam da bu noktada acı bir açmaza sokuyor hikaye bizi. Aileler, gelenekler ve toplum yüzünden kendinizi bulamazsınız, özgürlüğünüzü kazanamazsınız fakat bu değerleri redderseniz yalnızlaştırılmanız da kaçınılmazdır. “Bir kadın bırakmış kocasını, yavrularını, hem de Katolik bir kadın, bir köyü bırakmış, o kadar saygılı kişilerin yaşadığı ve güneyin en saygılı papazının vaaz verdiği köyü, kilise kadını, o köyün kilisesi kadını aforoz etmiş diyordu, aforoz etmiş yaaa, o kadınlar, sümüklü çocuklar, her Pazar dayanılmaz
Edebiyat
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·328 syf.··
2023 1. kitabı
Birbirinden farklı 4 kişilik üzerinden kuşağımızın kronik sorunları üzerine yazılmış, bir noktaya kadar akıcı olan, görselliğin ön planda olduğu bir metindi. Özellikle Alice ve Eileen arasındaki günümüz sorunları üzerine olan yazışmalar metnin en keyifli bölümleriydi. İçinde yaşadığımız çağın genç yetişkinleri olarak tecrübe ettiğimiz kimlik bunalımları, hayatı anlamlandırma ve "düzgün" ilişkiler kurabilme çabaları gibi bireysel problemlerimize bu yazışmalar bir ayna niteliğinde. Bireysel dertlerin yanında küresel dertlerimiz de var fakat her ikisinde de çıkmazdayız çünkü öyle bir kuşağız ki ne kişisel sorunlarımızı çözebilecek kadar bireysel ne de ortak sorunlar da fark yaratacak kadar toplumsalız. Bununla birlikte, toplum da bizim çocukluğumuzdaki gibi değil; çok hızlı değişiyor ve acımasızlaşıyor. Bütün bu hız ve zalimliğin karşısında anlam aramak bazen anlamsızlaşıyor. Madem anlam aramak mantısız, sevmediğim bir işte çalışmak niye? Ya da birini tanıyıp uzun ilişki kurmak niye? Günün sonunda insanız ve bütün bu "angaryaya" ihtiyacımız var. Fakat bütün bu dertler daha kısa anlatılabilirdi. Özellikle son bölümlerde hikaye tekrara düşüyor bu da okuma zevkinden çalıyordu.Fakat bütün bu dertler daha kısa anlatılabilirdi. Özellikle son bölümlerde hikaye tekrara düşüyor bu da okuma zevkinden çalıyordu.
Edebiyat
Güzel Dünya Neredesin?Sally Rooney · Can Yayınları · 20222,629 okunma
9/10
·231 syf.··
2022 2. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2022 21:43
Yazarın kaleminde kesinlikle bir sihir olmalı yoksa bu hikayeler bu kadar etkileyemez insanı. Aslında hikaye de diyemem, benim için yatmadan önce okunacak büyüklere masallar tadındaydı kitap. Büyüklere masallar diyorum çünkü bunlar “Aşk, Delilik ve Ölüm Öyküleri”. Masalsı bir anlatımla bu kavramların gerçekliğinin öne çıkarılarak yumuşatılması, ölüm denince aklıma gelen o dehşeti silip süpürdü. Karakterler hayatın içinden, hikayeler hayata dair, hastalık, ölüm, aşk, pişmanlık, delilik gibi temalar bilindik. Geriye tüm bunları usta bir kalemle yoğurmak kalmış, onun da hakkından Quiroga başarıyla gelmiş. Artık yastığa (kuş tüyü olmasa da) her başımı koyduğumda, her kavurucu yaz güneşinin altında yürüdüğümde Quiroga’yı anacağım kesin.
Edebiyat
Aşk, Delilik ve Ölüm ÖyküleriHoracio Quiroga · Notos Yayınları · 2018131 okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 17:37
Sıradan, hatta silik bir adamın sıradışı hikayesi… Akaki Akakiyeviç, “aynı yerde, aynı durumda, aynı görevde” senelerce “kopyalayıcı” olarak çalışan tekdüze bir adamdır. Annesi tarafından layık görülen isminden de anlaşılacağı üzere tekdüzelik ailesinden miras kalmıştır. Yaptığı kopyalama işine aşıktır ve bu aşk ile arasına iş arkadaşları tarafından aşağılanması dahi giremez. İşten eve döndüğünde bile aklında tek şey vardır: Kopyalamak. Ancak, ismi ile tescillenen hayatının aynılığı, bir gün yeni bir palto diktirmek zorunda kalmasıyla bozulur. Bu palto, bildiğimiz paltolara benzemez. Akaki, yeni paltosuna kavuşmak için türlü fedakarlıklara girişir, “düzenini” bozar ve paltoyu nihayet giydiğinde erkek olduğunu fark edip bir kadının ardından koşar, insanlarla sosyalleşir ve en önemlisi “güzelleştiğini” hisseder. Yani, insan olduğunun farkına varır. Yaşamak zorunda olduğu zorlu hayat şartlarından kısa bir süre için de olsa sıyrılır, belki de ilk defa mutluluğu tadar. Fakat, hikayede paltonun bir baştan çıkarıcı olarak yansıtılmaya çalışıldığını da hissetmedim diyemeyeceğim. Çünkü, paltoyu yapan terzi sanki Akaki’nin şeytandır(!). Paltoya, yani terziye, giden yol pistir, karanlıktır. Terzi zaten “çirkin” ve kötü alışkanlıklara sahiptir. Paltoyu sahibine verdiğinde şeytanın görevi tamamlanır çünkü Akaki o elmayı ısırmıştır. “Çok önem verdiğimiz o ‘aptalca insani değerlerin ve tutkuların’, yani paltonun, bizi düşüşümüze giden yola sokmasına şeytana uyarak izin veririz” diye bir ders çıkarmak üzereydim kitabın sonuna doğru. Fakat Gogol “supernatural” bir sonla güzel bir gol attı. Beni şaşırttı.
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · İtihaki Yayınları · 201746,2bin okunma
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2021 18:13
İsimsiz bir anlatıcı ve C. Auguste Dupin’in ağzından okuduğumuz tuhaf bir cinayetin hikayesi bu kitap. Öykü boyunca Dupin ile birlikte yaşlı bir kadın ve kızının vahşice işlenmiş, sıradışı cinayetini çözmeye çalışıyoruz. Polis, iki kadının çığlıklarının hemen ardından eve giren komşuların ifadelerine dayalı tuhaf suçlu profili ve olağandışı suç mahalli arasında bir türlü bağ kuramaz. Fakat Dupin kıvrak zekasıyla gizemli cinayeti çözer ve biz de olayın tuhaflığı karşısında “yok artık!” deriz. Bir solukta okunabilen bu detektiflik hikayesi polisiye okurları için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir eser.
Edebiyat
Morgue Sokağı CinayetleriEdgar Allan Poe · Can Yayınları · 202519,3bin okunma
Reklam