Adı:
Palto
Baskı tarihi:
14 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756255
Kitabın türü:
Çeviri:
Serdar Arıkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İtihaki Yayınları
“Yaratıcı okur lazım bana. Palto, onun için.”
Vladimir Nabokov

Kafka bürokrasisinden hiç de aşağı kalmayan, hatta belki de daha korkutucu olan, herkesi birbirinin “aynı”sına, “öteki”sine ve de bir “hayalet”e dönüştüren ünlü Rus bürokrasisinin doğurduğu unutulmaz öykülerden biri Palto.

Muammalı içeriğiyle okurlarını ve eleştirmenlerini sürekli farklı yorumlara iterken, Nabokov gibi bir estetin de saygısını kazanan bir öykü.

Bu küçük başyapıtı, tıpkı paltoyu diken terzinin yaptığı gibi birkaç defa “görmek”, birkaç defa okumak gerek…
72 syf.
·2 günde·9/10
St.Petersburg'da bakanlıkta çalışan silik karakterli bir memur olan Akaki Akakiyeviç birgün yıllardır giydiği paltosunu için terzi Petroviç'e gider lakin terzi paltonun onarilamayacağını yenisini diktirmesini söyler. Akakiyeviç alım gücünün ötesinde de olsa güç bela yeni bir palto diktirmeyi başarır. Gururla gezerken sevinci kısa sürer hırsızlar paltosunu çalar. Yardım istediği bir üstü tarafından sertçe kınanan Akaki hezeyanlara girer ve ölür.

Kitabı okuma sebebim Dostoyevskinin "Hepimiz Gogolun Palto'sundan çıktık" sözü oldu. Okumaya - yazmaya yeni başlayacaklara tavsiye edilir.

Yazar hakkında detaylı bilgi almak için https://1yazar1kitap.blogspot.com/...-gogol-ve-palto.html
96 syf.
·3 günde·10/10
Kitabı elime alıyor ve Palto’dan ne çıkacak düşüncesi ile başlıyorum okumaya.

Karşılaştığım hikâye kahramanının sıradanlığı, hiç beklemediğim bir şekilde beni öykünün içine çekiyor. Kitap, güçlü ve bi o kadarda edebi bir anlatıma sahip. Ana karakterin ve karakterlerin ruh halleri, düşünceleri ve hissiyatları zihnimin ekranında çok net bir vaziyette vuku buluyor hal böyleyken kahramanımız Akakiy, o kadar sıradan bir karakter ki gerçekliğinden ve gerçekten yaşamış bir adam olduğundan şüphe bile etmiyorum. Devlet dairesinde dokuzuncu dereceden memur olarak çalışan kahramanımızın tek yaptığı (ama yaptığı işin en iyisi olarak) verilen evrakları her gün başka bir iş yapmaksızın kopyalamak, temize çekmek. Yoksa tek yapabildiği mi demeliydim? Öyle ki üst amirinin, bir üst makam ve farklı bir görev vermesiyle bu görevi yapamadığı için huzuru kaçan ve makamı reddeden sıradan bir karakterden bahsediyorum!

En nihayetinde palto ile karşılaşıyorum; yırtık pırtık, muhtelif yerlerinde yamaların ve yıllardır kullanılmış olması nedeniyle yakasının yok denecek kadar kaybolduğu bir palto. Huzur kaçıran bir palto; sahibinin, makamların ve okuyucunun. İşte bu noktada huzurumuzun kaçmasına neden olan yazarın hiciv sanatına tanıklık ediyorum. Üslubun yalın gerçekçiliğinin yanında eseri, benim nezdimde önemli kılan en önemli özelliği ise yazarın alaycı ve eleştirel bir dil kullanmasıdır. Tüm bunların dışında yazar tarafından aydınlatılan bir diğer bölümü; insanların içindeki kötü yanın vurgulanması ve insanı insan yapan değerlerinden, özelliklerinden uzaklaşmaları oluşturuyor. Bu uzaklaşma insanların olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmesiyle meydana geldiğini düşünüyorum. Bu durumu, Antagonist yani Karşıt Kişi’nin farkında olamamaktan ileri geldiğini kitaptan bir örnekle açıklamak isterim: Devlet dairesinde ki bir memurun Akakiy’i alaya alıp aşağılaması durumunu, bir başka gün bir üst amirin aynı muameleyi memura göstermesiyle, memurun amirine karşı söylenmesi veya küfretmesi olayında aslında o amir, Antagonist oluyor. Bir başka deyişle memur, Akakiy’i alaya alıp hor görürken aslında kendini alaya alıp hor gördüğü gerçeğinin farkında olamamasıdır. Bir değer ifadeyle durumu empati yoksunluğu şeklinde de özetleyebiliriz. Gogol bu yoksunluğu acıma duygusu ile resmeder. (Acıma duygusuna Dostoyevki’nin eserlerinde de sık sık rastlarız. (Ne de olsa Palto’dan çıkan en büyük olgudur Dostoyevski.)) Hal böyleyken Akakiy’in “bırakın beni neden bana bu kadar eziyet ediyorsunuz “şeklindeki acı haykırışları dairede henüz olağandışını, olağan olarak kabul etmeye meyletmemiş bir memuru derinden etkilemesi ve bu davranışlarına son vermesiyle insanlığın acımasız yanı bir kez daha resmedilmiş olur. Bu memurun acıma duygusu en çarpıcı haliyle şu satırlarla karşımıza çıkıyor. “Hayatı boyunca bu sahne gözünün önüne geldikçe, genç adam elleriyle yüzünü kapatıp insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği; ince, kültürlü, terbiyeli kişilerde (Tanrım!), hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini gördükçe derinden sarsıldı.”

Yazımın başında hep kitabın gerçekliğinden dem vurdum. Ne var ki hikâye ayaklarını, bu gerçeklik üzerine kursa da hikâyenin sonu ironik bir şekilde fantastik bir öğe ile son bulur. Tabi ki bu fantastik öğenin kullanılmasında da Gogol’un usta zekasının bir oyunu yatmaktadır. Yani şu durumda çözümü olmayan bir vaziyetin ya da sorunun fantastik bir sona dayandırılması karamsarlığı, adaletsizliği ve güvensizliği yansıtmak içindir.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık." Sözüyle başlayan bir serüven oldu Gogol benim için. Tabiri caizse gerçekten " Yaşamın bayağılıklarının usta bir ressamı"
Palto da bu yaşamın bayağılıklarının trajik olan yanlarını ele almış.

Akakiy Akakiyeviç, hor görülen, kişiliği ayaklar altına alınan silik bir karakter.
-Kürk Mantolu Madonna'nın Raif Bey'i ile benzer özellikleri var.-
Yaşamın içinden, insanın düşüncelerinin arasına sızıyor Gogol'un yazdıkları. Ciddi anlamda edebiyatta çığır açıcı...

Yüksek kısıma hitap eden edebiyattan, halk arasına kayan bir yazın tarzı öncüsü.
Silik, bastırılmış, susturulmuş karakterlerin, yüksek mevkii ve dominant insanların altında kalması. Bütün bunlara ithaf edilen güzel bir eser.

İnce bir kitap olmasına rağmen bilgi ağırlığı mevcut.

"Yüzeysel okuyucu bu hikâyede, maskaranın tekiyle ağır şekilde dalga geçildiğini düşünecektir; ağırbaşlı okuyucularsa, Gogol'un esas niyetinin Rus bürokrasisinin dehşet vericiliğini ifşa etmek olduğuna kesin gözüyle bakacaklardır."
"İlerici Rus eleştirmenleri bu karakterde mazlumların imgesini algıladılar ve hikayenin tümünü bir toplumsal protesto olarak değerlendirdiler. Ama hikâyede bundan çok fazlası vardır." -kitaptan alıntı-
Giriş bölümlerinde bu cümlelerin verilmesi, okumaya başlayacak olan kişinin ne ile karşılaşacağının habercisi gibi. Bu şekilde bir ön bölüm yazılmasını çok sevdim. Tabi, asıl hikayeye geçmek için de sabırsızlandım...

Gogol insanı biyerden alıp başka yere savuran​ bir yazardır. Yapılan yakıştırmaları​n hakkını veren bir "lafazan." Rastgele başlayan bir cümleyi, hiç beklemeyeceğimiz şekilde noktalayabilir.

"Palto'nun çok farklı iki edebi ekolün birlikte ama bambaşka nedenlerle önemsediği bir kitap olduğuna dikkat çekmek gerekir. Gogol'un bugün öykü türünün en önemli öncü yazarlarından sayılmasının nedeni de budur. Öykünün ilerde çok farklı biçim ve üsluplarla yazılacağının, büyük bir çeşitlilik göstereceğinin bir habercisi gibidir."

Kitabın son satırlarına yaklaşırken içimi bir bir hüzün kapladı.

Obuklov Köprüsü'nde Akakiy'in arkasından​ bakakaldım...

Sizin de Akakiy Akakiyeviç ile tanışmışlığınız yoksa, onunla bir tanışın derim.
96 syf.
·Beğendi
Yazarın okuduğum ilk eseri olduğu için incelememe onun hakkında biraz bilgi vererek başlamak istiyorum.

Ukrayna asıllı Rus yazarımız Gogol "Palto" isimli hikayesini 1842 yılında yazıyor. Aynı yıl en yakın arkadaşı ve meslekdaşı olan Puşkin'i kaybediyor. O öldükten sonra da Rusya'daki popülerliği artıyor.

Hepimizin duyduğu bir söz vardır. "Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık" diye. Bu sözün Dostoyevski'ye ait olduğu söylense de Ayrıntı yayınlarının Önsöz kısmında bu sözün Gorki'ye de ait olabileceği konusunda bir bilgi geçiyor. Sonuç olarak söz kime ait olursa olsun burdaki "hepimiz" lafından kastedilenin Rus Edebiyat'ı olduğunu anlıyoruz.

Gogol'le beraber Rus Edebiyat'ı sadece toplum da üst seviyelerdeki tanınmış insanların hikayelerini işlemekten sıyrılmış, ezik küçük insanların hikayelerini de yer vererek yeni bir döneme girmiştir.

Rus eleştirmenleri, yazarın bu eserle Rus bürokrasisinin dehşet vericiliğini, kesin bir dille ifşa ettiğini, bununla beraber bu hikayenin bir protesto özelliği taşıdığını da söylemişlerdir.

Palto'da ki Akakiy Akakiyeviç karakteri, Dostoyevski'nin Insancıklar'ındaki Makar Aleksiyeviç'i ile Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sındaki Raif Bey'i anımsattı bana. Burda da toplum tarafından küçümsenen ve hor görülen basit bir memurun hikayesi konu edilmiş. Tek fark 19. Yüzyılın sonunda popüler hale gelen Hayalet hikayelerine de örnek teşkil edecek motifleri de içinde barındırması olmuş.

Yazarın anlatım tarzı süslü cümlelerden uzak olmasına rağmen (ki fazla alıntı paylaşmadığımdan fark etmişsinizdir bunu) gayet sade ve gerçekçiydi. Arada Rus kültürünü de anlatan sözleri de dönem insanlarının özelliklerini anlayabilmemiz adına gayet yerindeydi. Mesela Ruslar'da bir insanın isminden önce ünvanının belirtilmesi gerektiğini ve Rus insanının dedikodu tutkunu olduğunu vurgulamış. Öz eleştiri de bu olsa gerek. O yüzden de dönemin eleştirmenleri tarafından neden sert bir dille eleştirildiğini anlamamız mümkün oluyor.

Çok kısa bir öykü tarzındaki bu kitabı okuyunuz efendim.

Keyifli Okumalar..
72 syf.
“Hepimiz, Gogol’un paltosundan çıktık.” Dostoyevski'nin çok ilgimi çeken bu sözünden sonra bu kitabı okumaya karar verdim. İyiki de öyle yapmışım. Zira bir paltonun hikayesi bu kadar hoş anlatılabilirdi ancak.

Aslında en başta şunu da düşünmedim değil. Bir paltonun nasıl bir hikayesi olabilir ki:) Hele ki bu devirde hepimizin türlü türlü paltoları varken.

Gogol'ün ustalığı da burada başlıyor. Bir palto ne ifade edebilir derken, yazar sizi götürüp dönemin sefil şartları içinde Rusya'nın buz gibi bir sokağına bırakıveriyor. Öyle gerçekçi anlatıyor ki hikâyeyi, yazın sıcağında bile üşüyebiliyorsunuz sayfaları çevirirken.

Hatta şunu samimiyetimle söyleyeyim, artık paltolarıma farklı bir göze bakıyorum:)
72 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bir küçük adam hikayesi Palto...
Küçük insanların küçük hikayesi...

Olay Rusya'da geçiyor.Başkahramanımız babasıyla aynı adı taşıyan Akakiy Akakiyeviç.Bir apartmanda tek başına yaşıyor.Bir devlet dairesinde 9. dereceden bir memur.Mesleğine tutkuyla bağlı.Yaptığı iş ise kendisine verilen evrakları temize geçirmek.

Akakiy dürüst.Kendisine daha basit ikinci bir iş verildiğinde, bu işi yapmakta zorlandığını, yapamayacağını söyleyebilecek kadar dürüst.Ama zaten küçük insanların hırsı olmaz, gösterişi de olmaz, saf katıksızdır küçük insan, tek derdi kendi kendine yetebilmektir...

Peki neden yaşıyor ki bu küçük insan, hayatta değer verdiği nesi var, niçin yaşıyor, niçin nefes alıyor...?
Dediğim gibi sadece işini yapmak istiyor Akakiy.İnsanlar onunla uğraşmasın istiyor, kendi haline bırakılmak istiyor, insanları dış görünüşleriyle yargılamıyor.Ama arkadaşları onu rahat bırakmıyor, sıkıcı buluyor kah onunla dalga geçip kalemini ittirerek işini yapmasına engel oluyor kah yamalı eskimiş paltosuna gülüyor...
Peki o ne yapıyor tüm bunlara karşılık....Sadece tek bir cümle...tek bir cümleyle yetiniyor:

"Beni rahat bırakın, niçin bana böyle eziyet ediyorsunuz...?!

Ama büyük insanlar onu anlamıyor.Çünkü hırs gözlerini bürümüş, kötülük yüreklerine işlemiş, çünkü büyük insanların kalpleri onu anlayamayacak kadar küçük...

Akakiy kışın geldiğini kollarının ve sırtının üşüdüğünü fark ettiğinde anlayacak kadar ilgisiz.Kendisine birikmiş parasıyla yeni bir palto alıyor.Ve paltosu onun her şeyi oluyor.Çünkü tüm parasını paltoya harcıyor.Ona özenle itinayla bakıyor.Arkadaşları ise paltosunu görünce üstüne üşüşüyor.Büyük insanlar, birden küçülüyor...
Sonra hiç beklenmedik bir şey oluyor çalınıyor palto.Akakiy için evlat acısına eşdeğer bir acı oluyor bu.Bir sürü yere başvuruyor gezmedik yer bırakmıyor.En sonunda bir yetkiliye yollanıyor. By önemli şahıs.Akakiy durumu anlatıyor ona paltosunun bulunmasını istiyor.Gözlerindeki çaresizliği görmesini istiyor...Ama önemli şahıs ona bağrıyor otoritesi gereği ve onu azarlıyor hiç kimsenin azarlamadığı kadar.Kendinden geçiyor Akakiy bayılıyor.Hummalı bir ateş geçiriyor.Ve çok geçmeden de öleceğini öğreniyor. Sonra ölüyor.Evet bu kadar basit bir şekilde.Çünkü küçük insan o... tek başına, parası yok, kendini pohpohlamıyor, kimseye kötü davranmıyor, çünkü o küçük...hayatı küçük... ama yüreği sığmıyor büyük insanların hayatına...

Ölüyor...

Ama bu kadar çabuk kurtulamıyorlar ondan.Yerine hortlak bir Akakiy çıkıyor.Diyorlar ki kış gecelerinde bir hayalet insanların paltosunu onlardan çekip alıyor.Ve bu hayalet Akakiy' den başkası değil.Tez zamanda her yere dağılıyor bu haber.Hayalet Akakiy' den herkes korkar oluyor.Ve en sonunda önemli şahsı yakalıyor Akakiy ve ne gariptir ki onun paltosunu aldıktan sonra ortalıktan kayboluyor.

Çünkü önemli şahsın paltosu ona tam geliyor...
Böylelikle hayaleti de yok oluyor Akakiy' in....

Gayet güzel, kısa ve etkileyici bir kitap.Herkesin kendine göre yeniden anlamlandırabileceği birçok bakış açısı barındırıyor.Ben severek ve zevk alarak okudum.Bu kadar uzun olduğu için affınıza sığınıyorum.Özürlerimi sunuyorum.:)Herkesin okuması ve bu güzel kitapta kendinden birşeyler bulabilmesi dileğimle...
Şimdiden herkese iyi okumalar.:)
72 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
...
Rus Edebiyatına 'Palto'suz Girilmez!

Bir paltodan ne çıkar? Eğer bu palto Gogol' a aitse, ondan bolca ilham ve koca bir edebiyat disiplini çıkar. Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" söz boşuna değildir yani. Zaten ben de bu sözü işittiğimde Palto'yu okunması gerekenler listesinin başına almıştım.

Palto, küçük hacimli bir kitap. Ancak ironisi ve farklı kurgusuyla hayli büyük. Garibim Akakiy Akakiyeviç'in başından geçenleri okurken onlarca duyguyu aynı anda yaşayabilmenin şaşkınlığını yaşıyorsunuz. Bu gariban, tuhaf ve kırılgan karakterin elinden tutup yürümeye başladığınızda; dönemin dünyasına ve insanlarına hayretle ve kızgınlıkla bakmaktan kendinizi alamıyorsunuz. İşte kitabın kalitesi de bu başarısında yatıyor.

Gogol'un Palto'da ele aldığı konular, konuları ele alış şekli ve kullandığı imgeler kendinden sonraki pek çok esere ilham olmuştur. Komünist-bürokratik sistem, farklı derecedeki memurlar arasındaki uçurum, insanların yüzeyselliği ve kaynayan semaver... Bütün bunlar Rus edebiyatındaki gerçekçilik akımının ana sütunlarını oluşturuyor. Romandaki fantastik öğeler ise işin tatlı kısmı.

Bir çırpıda okuyabileceğiniz, hakkında yazılmış pek çok yazı sayesinde edebiyat kültürünüzü arttırabileceğiniz Palto, mutlaka okunması gerekenler arasındadır.
...

Diyerek tanıtmış Mustafa Yıldız Palto'yu..

Kitap hakkında inceleme yazmaya çalışırken, kendi kendime 'Neden bu kitabı okumana sebep olan yazıyı yazmıyorsun?' diye sordum ve yazdıklarımı silip, beni Palto ile tanıştıran yazıyı ekledim buraya. Biliyorum, kendi incelememi yazmam gerekirdi. Ama kendimi bu kitabı anlatacak kadar yeterli görmedim..
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap. Özellikle anlatım tarzı ve kullanılan imgeler, eğer yazma yolundaysanız size çok şey katar.

Rus edebiyatına Palto'suz girilmezmiş..
Ben Palto'mu geçirdim sırtıma. Gogol ile Rus edebiyatında ara ara dolanabilirim artık.
Havalar soğuk. Geç kalmayın, sizde Palto'nuzu alın.

E o zaman keyifli ve sıcacık okumalar..
72 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Hırsların, korkuların ve kendinden yüksek mevkideki insanlar karşısında içine düşülen bocalamalar, kendilerini önemsizleştirerek direnmelerini ve sosyal yaşamın "bayağı"lığının büyük eleştirisidir Palto. Akakiy Akakiyeviç, başlarından geçenlerle ve iç dünyasında neler olup bittiğiyle ilgilenmeyen, insanlara karşı mesafeli yaklaşan, ev ile iş arası yaşamını geçiren sıradan memurlardan biridir. Güç delisi Rus toplumunda özümsenmeyen, ilgi çekmeyen, iç dünyasına kapanık bir karakterdir Aynı zamanda. Sınıf ayrımında ve toplumsal rejimde trajik olanı göstermiştir Gogol. Ve bu eseri Edebiyatta insancıl ve gerçekçi bir hikâyenin başlangıcı olarak kabul görmüş; Ardından Rus edebiyatında ve farklı coğrafyalardan öykücüler için örnek teşkil etmiştir.
Kısaca özetleyecek olursak, Gogol, Akakiyeviç üzerinde mazlumların imgesini algılamak, "Büyük İnsan"ı ve Toplumsal hiyerarşi'yi eleştirmek istemiştir. Nabokov ve Belinski'nin kitap üzerindeki olumlu-olumsuz eleştirileri de okunmaya değer, hatta bu bölümleri okuduğunuz zaman kitabı daha iyi kavradığınızı anlayacaksınız.
91 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Akaki Akakiyeviç ....
Seni okurken hissetiklerimi şu incelemelerden farklı şeyler yazmak istemekle başlıyorum. Ne yazacağımı da bilmeden başlıyorum.
Kitabı anlatmayacağım aslında. Sadece değinmek istediğim kendimce mühim konularım var.
1) Hayatta bir idealiniz ve bir yaşam duruşunuz olmadan geçip gitmeyin bu diyardan.
2) İsimlerimiz sorulmadan ünvanlarımızın merak edildiği bu toplumda, her ne olursa olsun kendinizi yine "Toplum" için heba etmeyin. Değmiyor.
3) Var olacağınız altın vuruşunuz "cesaretiniz" olsun
4) Boynu bükükler daha çok gelişmişlerdir. Bunu öğrenmek istersen kitabı eline al ve oku. Akaki'ye acıyarak değil , toplumsal protesto algısını değerlendirerek oku.
5) Senin sesin ancak sen susarsan kesilir. ! Susarsan yok olursun. Ezilirsin. Hiçsizleşirsin.
Bunu hissetmek ve Gogol'un paltosunu omuzlarında taşımak için bu kitabı hemen oku.
Artık öyle bir noktaya geldik ki, insanlar şahıslarına yöneltilen bir suçlamayı,mensubu oldukları topluluğun tümüne yöneltilen bir saldırı olarak değerlendiriyor.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 23 - Ayrıntı Yayınları
...insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiği gerçeğini gördükçe, derinden sarsıldı.
‘Aslında mühim olmayan adamların’ çevresinde, onların mühim adam olarak görülmesini sağlayan insanlar da her daim var olmuştur.
İnsan ruhunun derinlerine gizlice süzülüp,neler düşündüğünü öğrenmek olası değil...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Palto
Baskı tarihi:
14 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756255
Kitabın türü:
Çeviri:
Serdar Arıkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İtihaki Yayınları
“Yaratıcı okur lazım bana. Palto, onun için.”
Vladimir Nabokov

Kafka bürokrasisinden hiç de aşağı kalmayan, hatta belki de daha korkutucu olan, herkesi birbirinin “aynı”sına, “öteki”sine ve de bir “hayalet”e dönüştüren ünlü Rus bürokrasisinin doğurduğu unutulmaz öykülerden biri Palto.

Muammalı içeriğiyle okurlarını ve eleştirmenlerini sürekli farklı yorumlara iterken, Nabokov gibi bir estetin de saygısını kazanan bir öykü.

Bu küçük başyapıtı, tıpkı paltoyu diken terzinin yaptığı gibi birkaç defa “görmek”, birkaç defa okumak gerek…

Kitabı okuyanlar 7.034 okur

  • Almira Teber
  • Peripatikos
  • Didem Özalp
  • Deniz Chousein
  • Funda dene
  • Dilara
  • Beyza
  • Funda kaplan
  • Zehra Gunok
  • Erci

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (25)
9
%2.1 (44)
8
%1.5 (32)
7
%0.6 (13)
6
%0.2 (5)
5
%0
4
%0 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları