'bireye sahip olan düşünce' ve 'düşünceye sahip olan birey' ayrımını ortaya koyar. 'Düşünceye sahip olan birey' düşüncesine hâkimdir ve iradesiyle seçer düşüncelerini. Ancak 'bireye sahip olan düşünce' söz konusu olduğunda, kişi tutsaktır ve kendisine hükmeden düşüncelerin etkisinden kurtulup özgürce hareket edemez.
Sonradan âmâ olan bir ressamın görmemekten çektiği acıyla, doğuştan gözleri görmeyen birinin çektiği acı, her ikisi de şimdi göremiyor olmalarına rağmen, aynı olabilir mi? Bugünlerdeki acıları doğduğumuz günden beri çekiyor olsaydık, şimdiki mevcudiyetine rağmen belki onu hissedemeyecek, hatta alışarak ondan lezzet almaya başlamış olacaktık. Acımızı artıran, acıya karşı dayanma gücümüzü azaltan, ıstıraplarımızın ateşini yükselten eski mutluluklarımızla yaptığımız kıyaslardır.
Babam, birkaç lokma pilav yedikten sonra, yemek çubuklarını masaya koydu ve tabağını kenara itti. Bir süre sonra devam etti: "Uzun zaman önce, Xu ailesinin ataları sadece bir tavuk beslerdi. O tavuk büyüyünce kaz oldu, kaz kuzuya döndü ve o kuzu öküz oldu. Ailemiz böyle zenginleşti."
Babamın sesi fısıltıya dönmüştü. Birkaç dakika sustu ve sonra tekrar devam etti: " Sıra bana geldiğinde, Xu ailesinin öküzü kuzuya döndü, sonra kuzu eridi kaza döndü. Sıra sana geldiğinde, kaz tavuğa döndü ve şimdi bir tavuğumuz bile yok."
..."Küçük Bey," diye seslendi.
"Bana Küçük Bey deme! Ben bir hayvanım!" diye bağırdım.
Başını salladı. "İmparator bir parça kuru ekmek için dilense bile hala imparatoru; paranız olmayabilir, ama siz hâlâ Küçük Bey'siniz," dedi.