Kri'ye bu düşten söz ettim, tapınağın bizi sanki Japonya'ya kadar izlediğini söyledim. Ama o bana güldü, bizi Japonya'ya kadar izleyen şeyin tapınak değil, bir başka şeyin anısı olduğunu söyledi. O zaman kızmıştım ama şimdi ona katılıyorum. Çünkü kutsal olan her şeyin özünde düşler, anılar vardır, biz de zaman ya da uzaklık yüzünden ayrı düştüğümüz şeyi ansızın elle tutulur halde karşımıza çıkaran o mucizeyi yaşarız. Düşler, anılar, kutsal şeyler- hepsi de aynıdır çünkü hiçbirine dokunamayız. Dokunabileceğimiz şeyden bir kere ayrıldık mı, artık o şey kutsallaşmıştır; ulaşılamayanın güzelliğini, mucizesellik niteliğini kazanmıştır.
"...Bunun sonu iyi çıkmaz. Vazgeç bu işten. Kız mı yok sana!"
Memed kızdı. Anasına karşı pek az kızmıştı.
"Kız yok." dedi. "Dünyada Hatçeden gayrı kız yok."