Okuması ayrı bir zevk verdi, akıcılığı güzeldi ama konuyu ele alış biçimine göre sonlara doğru karakterlerin benliklerinden uzaklaşıp o karaktere uymayan şeyler yapmaları hikayeyi bitirmek için kurgulanmış bir son olduğu izlenimini uyandırdı. Kısa kesmek için böyle bitmiş gibi hissettim. Sanki Zehra'nın hikayesi orada kalmamalıydı.
Yürek burkan bir hikaye Derda.. Zor şartlar altında büyüyen iki çocuğun birbirlerine farkında olmadan kavuşmasını anlatan güzel bir roman. Ancak kitaptaki olayların ve kişilerin birbirlerine bu kadar bağlanması kitabın gerçekçiliğini azaltmış gibi duruyor. Gerçek hayatta bu kadar tesadüflerin olacağını düşünemiyorum.
Ve kitabımızın mihenk taşı olan Oğuz Atay beye gelirsek... Bazı yerlerde kitap konusuyken bazı yerlerde karaktere dönüşmeye ve hatta bizi sarıp sarmalamaya başlıyor. Oğuz Atay ile doğum günlerimiz aynı olduğu için kendisine ayrı bir düşkünlüğüm vardı. Bu romanda da bir kere daha sevdim kendisini.
"Çünkü Oğuz Atay'ı da okudum, seni de tanıdım..."
Bitsin diye okuduğum bir Haydar Ergülen kitabı oldu. Daha başarılı kitapları ve aşk üzerine tasvirleri var. İlk olarak bu kitabından başlamamanızı tavsiye ederim.
İyi ki ilk okuduğum Tarık Tufan kitabı değilmiş.
Çevremdekilerin bayağı bu kitabı övmesinin ardından doğum günümde hediye olarak geldi bu kitap. (Kitap hediye eden insanları sevin sosyal mesajımı da şuraya iliştireyim :). )Son sayfasına kadar ‘bakalım sonunu nasıl bağlayacak’ diye beklediğim, olay örgüsünü beğendiğim ancak detaylı anlatımdan kaçınıldığı için aşırı üstünkörü bulduğum bir kitaptı. Üstünkörü olmasının sebebinin kısalık olduğunu düşünmüyorum nitekim Mustafa Kutlu’nun da çoğu hikayesi kısa ancak anlatımdaki o lezzet, olay örgüsünü ilmek ilmek dokuması ‘Mustafa Kutlu hikayesi’ denmesini sağlıyor. Sonunu böyle bağlamasaydı 10 üzerinden 3 verirdim ancak sondaki o ters köşeden sonra 10 üzerinden 5’i hakediyor.