Ben bu kitabı yazıldığı coğrafya içerisinde değil, evrensel çerçevede değerlendirmek istiyorum. Hem karakter hem olay alegorisi açısından yazarın bize neyi nasıl anlatmak istediği ile ilgilendim açıkçası. Yani “satır aralarındaki gizli mesajlar”ı çözmeye çalıştım. Benim okuduğumdan anladıklarım şu şekilde :
Tavşanlar : toplum
Yılanlar : otorite
Şebekler : sistemin aksak işleyişini fark eden, ancak onu durdurmak/değiştirmek için müdahale gücü yetersiz azınlık .
(Çevik’in şarkısındaki ihaneti anlıyor , boa yılanının Düşünen’e gitmesine engel olamasa da yolunu uzatmasını sağlıyor.)
Bu olaydan kısa süre sonra yanılmıyorsam şebek kızına tırmanmayı öğretirken şöyle diyor: “Sen düşmemek için korkudan tüm sarmaşıklara tutunuyorsun .”
Ben bunu şu şekilde yorumladım . Hayatta kalmak için doğru yanlış ayırt etmeden ideolojilere tutunmak ve bilgi kirliliğinde kaybolmak( burda sarmaşığı bilgi kirliliğine benzettim)
Düşünen : Toplumun bilincini simgeliyor.
Tarafsız patika : Düşünenin oturduğu yer ; “aydın tradejisi” nin toplum içinde yaşandığı yer. Yani aşağıdaki düzeni ve bu düzendeki hareketi/ sürü psikolojisini görüyor , eleştiriyor, fakat hemen harekete geçemiyor.
DÜşünen bu patikada sonunda korkunun yapaylığını göstermek için yılana meydan okuyarak kendini ortaya koyuyor. Ve düşünenin yaptığı şey aslında sistemin en güçlü silahının gerçek güç değil, insanların zihnindeki korku olduğunu açığa çıkarmak.Bu yüzden onun kendini kurban etmesi -bir kurtarıcı gibi- bir ‘uyanış eylemi’ olarak düşünülebilir.
Çevik : Kardeşine ihanet ettiği için Yahuda benzetmesi yapıldı. Bu durumda Düşünen’e de kendini feda ettiğinden dolayı mesih benzetmesi yaptım ben. Yazar bunu bilinçli yazmış olmalı diye düşünüyorum. Bu durumda Düşünen artık bir ‘fedai’ oldu.
Düşünen ve Susamış arasındaki