Kitap akıcı kendini okutuyor. Yazarın tek başarısı da buradan geliyor. derinlik, betimleme, dönem hakkında bilgi verme açısından çok yoksun kitap. Detaylara çok yer vermemiş aslında çok etkileyici olabilirdi konu açısından baktığımızda. Savaş gibi yoğun duygular içerecek bir konusu varken betimlemelerden yoksun oluşu konuyu yeterince detaylandırmaması karakterlerin yaşadığı duyguyu, psikolojiyi hissedemememize sebep olmuş. Olaylar çok hızlı gelişiyor bir şeyleri kaçırmış hissi veriyor bu detaysızlık. Sonu da beni pek etkilemedi açıkçası "eee yani "diyerek kaldım.
Sevdiğim bazı bölümler, tespitlerde oldu nitekim. Örnek verecek olursam;
" hatırlayacaksınız bu Filistin'in Yahudilerle Araplara verilmek üzere iki devlet olarak bölünmesinden çok söz edildiği dönemdi 1947. Daha o tarihte kırgınlıklar o kadar büyüktü ki uzlaşmacı görüşler yüksek sesle ileriye sürmek olanaksızdı.. her yerde gösteriler , çarpışmalar , savaş çığlıkları... "
" Doğuda fırtına esecekti ve biz çıplak ellerimizle bu fırtınayı durdurmak istiyorduk"
" Doğuda bir hayli yaygın olan , insanların kökenleri ile ilgili konularda alınmasınlar diye ölçülü davranılması alışkanlığından nefret ederdi. Örneğin her zaman kullandıkları kelimeleri ;"dikkat filanca Yahudi dir, falanca Hristiyan dır, fesmekan Müslümandır" uyarıları üzerine sansür etmelerine içerlerdi.
Önemli bir çok savaşı konu ediniyor kendine Fransa'dan Beyrut'a gelişen olaylar. Ancak bu olayların etkileri bana pek geçmedi duygusal olarak.
İsyan karakterimizin adı. babasının hatta dedesi Osmanlı şehzadesi Kitabdar ın hikayesinden başladığını söylüyor kendi hikayesinin de.
"Bir insan hayatının doğumuyla başladığına emin misiniz ? diyor.
Babası yaşadıklarına istinaden devrimci olmasını istiyordu fakat o doktor olmak bulunduğu