Birgitte başka bir yerdeydi, kendi içine hapsolmuştu, ailede hiç kimse öfkesini onun o ürkek gözlerine yöneltmeye dayanamazdı …çatışmaları ise babama bırakırdı.
Ama sonra her şeyin zaten burada,etrafımdaki detaylarda olduğunu keşfettim, mesele sadece onları fark etmekti; kendimi unutup dikkatimi dışarıya, yani gerçekten dışarıya çevirebilmekti. işte hayatta olmanın en derin hissi burada yatıyor, bir başkasına dikkatlice bakmakta.
Hayatlarımızın içinde pek çok hayat yaşıyoruz; insanların gelip gittiği, arkadaşların kaybolduğu, çocukların büyüdüğü parça parça hayatlar ve ben, hangi hayatımın diğerini çevrelediğini asla bilemiyorum.
Ateşten sonra tıpkı eski ve derin bir yaranın açılıp kanamaya başlaması gibi yeniden yazıyorum ve sanırım bu, tamamlanmamış bir bulmacaya evriliyor, başkaları hakkındaki görüntülerin eksik kaldığı, betimlenenin kim olduğunun asla tam bilinmediği.
... ama benim içinde bulunduğum durumun ne kadar nadir resmedildiğini fark ettim; artık çok geç kalındığını, bir şeylerin boşuna gittiğini ve aramızdaki bu son boşluğun bile ne açıklanabilir bir yanı olup ne de kelimelere dökülebileceğini.