birkitabimbirkahvem

birkitabimbirkahvem
@birkitabimbirkavhem
Instagram: @birkitabimbirkahvem
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2018 74. kitabı
1930 yılında İstanbul'dan, içi afyon dolu bir gemi kalktı. Adı Alesia idi. En son Amerika'da gemiye el konulduğu biliniyor. Peki gemiye ve içindeki servet değerindeki afyonlara ne oldu? İstihbarattan Kemal Demircizade ve Talat Refik Paşa bu geminin peşine düşmek amacıyla gizli görev adı altında New York'a gidiyorlar. Başlarına gelmeyen kalmıyor, türlü türlü maceralara atılıyorlar. Ancak gerçekten devlet için mi oradalar, afyonlar gerçekten devletin malı mı? Sırlar bir bir açığa çıkarken sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamayacaksınız. Günümüzde ise gazeteci Serap, babasının intiharından şüphelenerek araştırma yaparken bu iki isme ulaşıyor. Babasının intiharıyla Kemal Demircizade ve Talat Refik Paşa'nın ne ilgisi var ve en önemlisi de bu adamlara ne oldu? Çeşitli sorunlarla karşılaşsa da bu olayı aydınlatmak için elinden geleni yapıyor Serap. Konu kısaca bu şekilde. Oktay Volkan Alkaya ilk kitabı Tanrılar Çağı ile tanıştığım sevgili yazarımız yine harika bir iş çıkarmış. Öncelikle Kemal Demircizade tarafından anlatılan bölümler hiç bitmesin istedim. Başlarına gelen olaylar insanı kitabın içine öyle çekiyor ki bölüm bitince 'vay be' diyorsunuz. Çok şey söylemek istiyorum kitapla ilgili ancak kısa ve öz olsun diye sadece 'ölmeden önce kıymeti bilinmesi gereken bir yazar' desem kitaplarının ve kaleminin muhteşemliğini anlatmış olurum sanırım. Aklımda soru işaretleri kaldı, devam kitabını merakla bekliyorum.
Devletin MalıOktay Volkan Alkaya · A7 Kitap Yayınları · 201827 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2018 70. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2018 22:52
Beni çokça güldürüp çokça hüzünlendiren, son zamanlarda okuduğum en değişik kitaplardan biriydi. Kanser hastası Hazel ve Augustus'un yaşadıklarını konu alıyor. Bir satırda ağlayacak gibi olurken diğer satırda kahkaha atabiliyorsunuz. Aralarındaki diyalog o kadar başka ki... Çok sevdim onları. Öyle uzun uzun yorum yapılacak birşey yok, içim buruk... Okuyun mutlaka. Kitabı okurken sağlıklı olduğum için hayatımda etmediğim kadar şükrettim. Bağımsızca yürüyebilmek bile aslında ne büyük lütufmuş. Daha önce hiç sağlığın önemini bu derece hissetmemiştim. Allahım hastalara yardımcı olsun, şifa versin inşallah. Bin şükür...  
Aynı Yıldızın AltındaJohn Green · Pegasus Yayınları · 201726bin okunma
6/10
·335 syf.··
2018 66. kitabı
Hitler zulmünün ulaştığı Fransa'da geçen harika kurgulu bir roman. Günümüz-geçmiş tarzında bu romanın kurgusuyla beni yine kendine hayran bırakmayı başardı Sarah Jio. Kitaba adapte olmam biraz uzun sürdü onun eleştirisini birazdan yapacağım. Adapte olduktan sonra kitabı elimden bırakmak istemedim. Zaten İkinci Dünya Savaşı ilgimi çeken bir dönemdir.  Kurgu açısından her daim Sarah Jio'yu beğenmişimdir. Yine öyle oldu ancak büyük eleştirilerim de olacak şöyle: İlk başlarda, yaklaşık 100 sayfa kadar beklediğim, okumayı istediğim Sarah Jio değildi. Basit cümleler ve basit olay örgüsü beni son derece hayal kırıklığına uğratmıştı. Örneğin; 'Eve gittim. Kahvaltı yaptım, duş aldım. Sonra dışarı çıktım' gibi cümleler o kadar fazlaydı ki çığlık atacaktım. Kısa kısa ve hiçbir şey ifade etmeyen boş cümleler okumayı beklemiyordum. Biraz içtenlik, biraz yüreğe dokunuş, ne bileyim birazcık sıradışılık bekliyordum. Özellikle kitap okurken gıcık olduğum bir olay vardır ki o da bu kitapta oldukça yaygındı: 'dedi, dedim'ler. Her diyalog sonunda dedi, dedim görmeye dayanamıyorum!!! Kitabı zayıflatıyor, bir esprisi kalmıyor. Bir de mantık hatası farkettim ki sormayın! Hikayemde de paylaşmıştım: " Hafızasını kaybeden bir kadın karakter var. Her zaman gittiği kafeye gidiyor ve kahve istiyor. Garson kız ise ona 'ama siz kahve içmezdiniz' diyor. Böyle bir diyalog geçtikten iki sayfa sonra kafenin şefi kadına 'her gün aynı şeyi sipariş ederdiniz, poşe yumurta ve espresso' diyor." Hem kahve içmeyip hem her gün espresso istemesi... 268. Sayfada ise günümüzdeki karakter Caroline'nın kızının adı Alma iken, 1943 senesindeki Celine'nin kızı Cosi'nin adı yazılmış. Alma ve Cosi, geçmiş ve günümüz karıştırılmış. Yazar mı çevirmen hatası mı bilmiyorum ama böyle hatalar beni soğutuyor... Son olarak
Paris'ten ÇiçeklerleSarah Jio · Pena Yayınları · 20184,787 okunma
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2018 65. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2018 16:10
Favori yazarlarımdan olan Sophie Kinsella'nın bir kitabının yorumuyla geldim. Ana karakterimiz Lexi bir hafıza kaybı yaşıyor ve son 3 senesini hatırlamıyor. O 3 sene içinde neler olmamış ki... İşçi olduğu şirkette yönetici, çok zengin ve yakışıklı birinin karısı ve eski dostlarının korkulu rüyası olan Lexi... Peki ama bütün bunlar onun başına nasıl geldi? 3 sene içinde neler yaşandı da hayatı bambaşka bir düzene geçti? En önemlisi de hiç tanımadığı bir adam karşısına çıkıp büyük bir sır veriyor. Tanımadığını sandığı bu adam ise çok yakından tanıdığı biri çıkıyor. Peki Lexi o adamı hatırlayacak mı? Komik, hüzünlü ve akıcı bir kitaptı. Bu kadının henüz kötü bir kitabına denk gelmedim ben, zaten gözüm kapalı satın aldığım birkaç yazardan biridir. Ne yazsa okurum derler ya aynen öyle benim için. Böyle olmasının sebebi de beni güldürmesi. Özellikle  de Bir Alışverişkoliğin İtirafları kitabında çok kahkaha atmışlığım vardır. Kısacası seviyorum kendisini ve kitaplarını... Tanışmadıysanız listenize ekleyin derim. Hafif ve dinlendiren, dinlendirirken de güldüren kitaplar hepsi. Şöyle de bir not düşmek istiyorum; benim beğendiğim kitaplar sizde aynı duyguyu vermiyor olabilir. Sizin beğendiğiniz kitabı ben beğenmeyebilirim, önerilerime uyarak aldığınız bir kitap sizde hayal kırıklığı yaşatabilir. Size tavsiyem doğru zamanınızda doğru kitabı seçin. Ağır kitaplar okuduktan sonra biraz canlanmak isteyip Sophie Kinsella okuma ihtiyacı duydum ben mesela. Ruh haliniz dram diye bağırırken bu kitabı alıp okursanız benim bu kitaptan aldığım tadı alamazsınız. Bunu yazma sebebim de her kitap herkese hitap edecek diye bir şey yok. Beğendiklerimi gözü kapalı listesine ekleyen takipçilerim bu notu göz önüne alarak bir kitaba başlasın.
Beni Hatırladın mı?Sophie Kinsella · Artemis Yayınları · 2008688 okunma
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2018 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2018 22:33
Bayview lisesinde ölen bir öğrenci ve 4 şüpheli... Simon, ölen çocuk, kurduğu Dedikodu Kazanı sitesinde okuldakilerin hayatını karartacak sırları bu siteden paylaşıyor. 4 kişiyle birlikte okuldan sonra cezaya kaldığı bir gün aniden ölüyor; ceza sınıfında. Bu 4 öğrenci ise herkesin gözünde şüpheli duruma düşüyor. Hepsinin bir sırrı var, hepsi yalan söylüyor. Peki Simon'u kim öldürdü? Merak uyandıran bir kitaptı. İlk başlarda bana Alice Hakkındaki Gerçek kitabını hatırlatsa da bu çok daha kapsamlı ve güzeldi. Bazı yerlerinde sıkıldım, bazı yerlerinde çok heyecanlandım. Bu kitapta katili tahmin etmeye çalışırken kimseyi eleyemiyorsun, hepsi suçlu gibi geliyor. Okudukça yalanları ortaya çıkıyor. Simon'u öldürmek için bütün öğrencilerin bir sebebi var. Bütün kitap boyunca dedektiflik yapmaya hazır olun. Çok güzel diye övemem ama güzeldi. Kitaptaki yazım yanlışları sinirlerimi bozdu. Hemen hemen her bölümde şu tip hatalar var; "... öyle olması mı gerekiyor muydu?" Hiç mi dönüp okumadınız kitabı arkadaş? Bir ton para alıyorsunuz kitaplara, bari işinizi iyi yapın...
Birimiz Yalan SöylüyorKaren M. McManus · Yabancı Yayınları · 20173,511 okunma