Yazarımız polisiye -gerilim türünün en iyi örneklerini veren ve zirvenin sahibi olup ülkemiz dahil dünyanın farklı yerlerinde büyük beğeniyle okunan biri . En güzel çalışması olarak Kızıl Nehirler,Siyah Kan ve Leyleklerin Uçuşunu zikredebiliriz . Muazzam bir gerilim ,aksiyon ve gizem barındıran bu kitaplarına nazaran bu son eseri Küllerin günü biraz yavan kalmış durumda.
Küllerin Gününde diğer kitaplarından aşina olduğumuz Grange’nin ünlü aynasızı Niemans başkarakter olarak karşımızda ve Son Av kitabından tanış olduğumuz meslektaşı Ivana’da olayın içinde bulunuyor .Bu iki aynasız kendilerine Tebliğciler diyen Radikal Reform yanlısı Hristiyanların (Anabaptistler) kendilerine özgü toplum yaşantısını temel alarak kurgulanmış bir cinayetin gizemini konu alıyor. Bu topluluk öldürmeye ,saldırıya ,şiddete karşı olan dinsel ilkelerine sıkı sıkıya bağlı ,kendi içlerinde yaşayan ,üreyen ,dış dünya ve modern hayata karışmayan ,üzüm hasadı ve bağbozumu ile yüz yollardır varlıklarını devam ettiren bir yapıya sahipler ancak birgün bu topluluğun içinden Samuel isimli biri ölüyor ve Niemans ile İvana kendilerini bu ölümün gizini çözmeye adıyorlar.Konu çok ilgi çekici olmasına rağmen sıkı bir Grange okuru olarak anlatım ve olay örgüsü bana çok yalın geldi .Grange’nin ters köşelerini,sarmaşık yumağı gibi gizemli detaylarını ,baş döndüren cinayetler ile vahşi katillerini aradı gözlerim .Sonu çok tahmin edilebilirdi ancak buna rağmen sevdim .Polisiye roman okurlarını tatmin edecek ancak Grange tutkunlarını bir miktar kıracak bir eser.Umarım son iki eserindeki bu düşen temposunu bir an evvel yakalayıp bizi o eski eserlerinin nefes kesen aksiyonuyla yeniden buluşturur.
Yap artık hamleni, gerilimin