Emir Afşin Bey, Sivas -Kayseri arasındaki Bizans topraklarını bir yıldırım hızıyla çiğneyip geçtikten sonra Afyon-Uşak -Denizli üzerinden Marmara Bölgesine doğru çıktı ,buradan Bizans Döneminin başkenti İstanbul ‘un karşı sahilinde yer alan Üsküdar ‘a gelerek burada çadırlarını kurdu ,Bu takip vesilesiyle MARMARA DENİZİNE ULAŞAN İLK SELÇUKLU EMİRİ OLMA ŞEREFİNE ERİŞTİ.
“Bizans İmparatoru ordusuyla Selçuklulara karşı çok ciddi bir sefere çıkmış ve onlara gözdağı verip yıldırmaya çalışıyorken Afşin’in İstanbul ‘a giden güzergah üzerinde Bizans’ın bu önemli ordugahına kadar pervasızca sokulması yenilir yutulur cinsten değildi.Afşin bu hareketi ile resmen imparatorluk ile alay ediyordu .Emir Afşin’in yaptıklarından ancak Pozantı Boğaz’ı dışında haberdar olan imparator büyük bir kızgınlıkla Afşin’in üzerine yürümek ve onu ele geçirmek için hareket etti.Onu mutlaka ele geçirmeliydi ve ona bu cüretinin hesabını sorarak yaptıklarını bir bir ödetmeliydi .Çünkü Afşin ,koskoca Bizans İmparatoru ‘nun başkenti İstanbul ‘un etrafında dolaşıyor ,saldırıyor,yağmalıyor ve durdurulamıyordu.Bu Bizans için traji-komik bir durumdu.Romanos her tarafta Afşin ‘i aradı ama nafile .Afşin bir fırtına hızıyla hareket ediyor bir geçtiği yoldan tekrar geçmiyor,yollar üzerinde kurulabilecek tuzakları sezinliyor ve hiçbir zaman normal yolları tercih etmiyordu.Onu yakalamak neredeyse imkansızdı ...”
“Ben sana hep üşüyordum,
Çünkü kıştım.
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu,
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım.”
Özdemir Asaf
“Ani şehri yüksek dağlarla çevrili olup her dağın üzerinde bir kale bulunuyordu .Hazineler bu kalelerde saklanıyordu.Şehrin üç tarafını Arpaçay Nehri çevreliyordu .Geriye kalan diğer tarafta ise, nehirden alınan su ile doldurulan bir hendek mevcuttu .Şehre yalnızca bu hendeğin üzerinde yer alan köprüden girilebiliyordu.Şehir oldukça kalabalık bir nüfusa da sahipti; güvenlik zaafiyeti olan çevre kale ve şehirlerden gelenlerle birlikte daha da kalabalık hale gelmişti .Sultan çadırını Ani şehrinin ekili tarlalarının tam ortasına kurdu.”
“Sadece Haçlı Seferleri , hemen destanlaştırılmaya layık görülmüştür.Bunun nedeni ,bu seferlerin hayal gücünü harekete geçirecek bütün unsurlara sahip olmalarıdır .”