Kafes , hiç şüphesiz üç yüz on iki sayfa boyunca her satırında gerilimi ve korkuyu hissedeceğiniz başarılı bir kurgu.İki set halinde yayımlanan serinin ilk kitabı olan Kafes,zorluklarla dolu bir dünyada anne olmaya çalışmayı ,ebeveynlik mücadelesini , İnsanın hayatta kalma iç güdüsünü bunun uğruna göze aldığı riskleri ve yine bunun için kalkıştığı maddi manevi zaiyatı anlatmakta.Adını bilmediğiniz ,kendisini görmediğiniz ve asla göremeyeceğiniz bir tehdit karşısında mücadelenizin boyutlarını nasıl olurdu hiç düşündünüz mü ? Bilinmeyen bir düşmana karşı savaşırken çoçuklarınızı birer hayat savaşçısı gibi yetiştirmek zorunda olmanın acı verici yükü altında ezilmenin ,sevdiklerini beklenmedik bir anda bilinmeyen bir nedenden ve olabilecek en vahşi şeklinde kaybetmek ile hepsinden ziyade kendi hayatınızı korumak için onlardan ayrılmanın dayanılmaz acısıyla baş etmenin zorluğunu ,tüm bunlara rağmen de mücadeleyi sürdürmenin konu edildiği bu korku dolu roman anlayabilenlere çok ince, çok önemli mesajları bir tür bilim kurgu hikayesi diyebileceğimiz bir olay üzerinden aktarıyor.Baş karakter Malorie ‘nin hikayesini okurken size yabancı gelmeyen birşeyler bulacaksınız ; Kendinizi onun yerine koymaktan alamayacaksınız.Özellikle beklenmedik bir zamanda pandemi ile mücadele etmek durumunda kaldığımız şu zamanlarda bize herşeyin mümkün olduğunu gösterildi diyebiliriz bu sebeple okuyacağınız bu romanda kendinizi aynı olay şuan başımıza gelse ne yapardım veya ne yapardık diye düşündürecek kendinizi bu soruları yöneltirken bulabilirsiniz tabi bu içinde bulunduğumuz şartlar bir yana en çok yazarın gerçekçi anlatımının bir başarısı...Henüz ikinci kitabın neler getireceğini bilemiyorum ama Kafes kesinlikle güzel olan bir kurgunun ben çok iyiyim diye avaz avaz bağıran başlangıcı