Tarık Tufan’ın anlatım tarzını ve betimlemelerini gerçekten beğeniyorum. Uzun uzun cümlelerini bile sıkılmadan okuyabiliyorum. Akıcı bir şekilde devam ediyor her sayfa. Altını çizdiğim gerçekten anlamlı bulduğum bir çok kısım oldu özellikle de “Anne” yle ilgili kısımlar gerçekten etkileyiciydi. İsimsiz bir baş kahramanın annesi öldükten sonra bir kadına olan aşkı kitabın ana konusunu oluşturuyor. Aşk mı yoksa annesinin ölümüyle sarsılmış ve bağ kurmak amacıyla aşk adı altında bir kıza tutulmuş birisi mi onu tam olarak anlayamadım ama her koşulda kendi benliğinden ve yaşadığı hayattan vazgeçen bir adam var karşımızda. Kendi ismini bile zikretmezken sürekli onun ismini söyleyen, o kız (büyük harflerle “Eda”) için birini öldürmeyi bile göze alan kahramanımızın etrafında gelişen olaylar daha çarpıcı bir sonla bitebilir miydi acaba dedirten bir kitap oldu. Çünkü sonun ucu açık bırakılmış ve okuyucuya hayal ettirmek zorunda bırakılmış gibi geldi. Ama hayat da bazen böyle olabiliyor sonu her zaman iyi ya da kötü bitmiyor ucu açık kalabiliyor bazı konularda. Kitapta başka dikkatimi çeken bir unsur da yazım hataları oldu. Çok fazla olmasa da bazı kısımlarda yazım hataları göze çarpıyor. Ben kitabı beğendim başta da söylediğim gibi Tarık Tufan’ın anlatım tarzını beğeniyorum. Hayatınıza yön verecek bu kitap bana bunu kattı diyeceğiniz bir kitap olmasa da adı üstünde bu bir roman. Kişisel gelişim kitabı değil. Bunu da söylemeden edemeyeceğim. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar Tarık Tufan