Sevmek ve sevilmek istiyorum. Kendi canımı yakmayacağım bir yol bulmak istiyorum. İşlerin kötüden çok daha iyi olduğunu söyleyebileceğim bir hayat istiyorum. Başarısız olmaya devam etmek ve yeni, daha iyi yollar keşfetmek istiyorum. İçimdeki duygu gelgitini, hayatın ritmi olarak görüp onun keyfini çıkarmak istiyorum. Devasa karanlığın içinde yürüyüp uzun süre altında durabileceğim bir parça gün ışığını bulabilen türden biri olmak istiyorum.
Kendimi sevmediğimden, her şeye rağmen beni sevenleri de anlamakta güçlük çekiyorum, o yüzden onları sınıyorum. "Bunu yaptığımda beni seviyor musun? Peki bunu? Ya da şunu?" Karşımdaki beni affetse bile beni affetmelerine anlam veremiyor ve benden umudu kestiklerinde, kimsenin beni sevemeyeceği gerçeğiyle" kendime işkence edip kendimi telkin ediyorum.
Sorun tabii ki özsaygım. Kendimi o kadar aşağılıyorum ki başkalarının gözünden onaylanmaya çalışıyorum. Fakat bu kabul edebileceğim türden bir onay olmadığından, bunun bana verebileceği tatmin de sınırlı ve çok geçmeden bundan sıkılıyorum. O yüzden bir başkasının arayışına giriyor ve sonunda sevilmenin beni tatmin edemeyeceğine inanıyorum. Sevdiğim biri beni sevmediğinde ve başkası beni sevmeye başladığında kahroluyorum; her türlü kendime başkasının gözünden bakıyorum. En nihayetinde kendi kendime işkence ediyorum.