Seçmiş olduğum ders kapsamında okuduğum ilk Balzac kitabı. Derste romanı incelerken aydınlandığım,kendim okurken fark etmediğim bazı kavram ilişkileri olduğu için burada incelemek istedim.
Kitabımız 1833 yılında yazılmış, Fransa’da romantizmin zirveye ulaşıp gerilemeye başladığı ve gerçekçilik akımının artmaya başladığı dönemde. Kitabın bütününe de karakterler aracılığıyla bu akımlar simgesel olarak işlenmiş. Ana roman kahramanlarımızdan Grandet baba para hırsı olan bir bağcı, fıçıcı. Sürekli para biriktirme, hiçbir şeye para harcatmama gibi bir özelliği var. Kısacası bir cimri.(Fıçıcı olması, şarabın uzun süre fıçıda beklemesi,biriktirme özelliğine bir metafor) Grandet baba romanda gerçekçilik akımına yönelik bir karakterken kızı Eugenie ise bitmekte olan romantizm akımı için kullanılan karakterimiz. Tek serveti duygu dünyası. Aşkı için her şeyi göze alan, senelerce bekleyen Eugenie’miz.
Charles Grandet ise Eugenie ile duygusal bağ kuran masum,romantik bir kuzen fakat daha sonra kendisi de paraya ve şöhrete düşkünleşmiş olarak değişir. Charles ise romantizmden gerçekçiliğe geçiş olarak seçilen karakter.
Grandet anne, romanda silik gösterilen, tek mutluluğun dine bağlı olduğuna inanan karakterimiz.
Mutluluk kitapta farklı açılardan ele alınıyor. Kimine göre para,kimine göre aşk, kimine göre din ve asıl yan karakterlerle-Nanon- fark ettiğimiz kendi kendine yetebilmek.
Kitapta efendi-köle ilişkisini, taşra hayatı ile kent yaşamı zıtlıklarını,romantizmden gerçekçiliğe geçişi ironik bir anlatımla harmanlanmış bulacaksınız.
Edebiyat tarihçileri Balzac’ı bu romandan itibaren gerçekçiliğin adımlarını atan yazar olarak nitelemişler.Benim de Balzac’tan okuduğum ilk kitap ve başlangıç için uygun olduğunu düşünüyorum. Dilini, anlatımını sevdim. Basit bir konu nasıl bu kadar