Halil Cibran’ın bu eseri, bir kitaptan çok bir rehber gibi. Şehirden ayrılmak üzere olan El Mustafa’nın, halkın sorularına verdiği cevaplar aracılığıyla aslında hepimizin zihnini kurcalayan temel meselelere dokunuyor: Aşk, evlilik, suç, özgürlük ve ölüm...
Kitabı okurken şunu fark ediyorsunuz; bizler sosyal varlıklarız, bir arada yaşıyoruz ama aslında en temel duygularımızı yaşarken hep tek başınayız. Cibran, insanın toplum içindeki o "maskelerini" değil, ruhunun en saf halini anlatıyor. Özellikle evlilik hakkındaki "Birlikte olun ama çok yakın olmayın; çünkü tapınağın sütunları da ayrı durur" benzetmesi, sağlıklı bir sosyal bağın nasıl olması gerektiğini muazzam özetliyor.
"İnsan sosyal bir hayvandır" olgusunu Cibran, daha ruhani bir yerden ele alıyor. Ona göre birbirimize bağlıyız ama birbirimizin sahibi değiliz. Çalışmaktan bahsederken "İş, sevginin görünür kılınmış halidir" demesi, hayatın içindeki o her gün yaptığımız sıradan işlere bile ne kadar derin bir anlam katabileceğimizi gösteriyor.
Kısacası; kelimelerin şiir gibi aktığı, her cümlesinde durup düşünmek istediğim bir eserdi. Hayatın karmaşasından ve insanların gürültüsünden yorulduğunuzda, kendinize dönebilmek için okuyabileceğiniz en huzurlu limanlardan biri. İnsanın hem kendisiyle hem de toplumla olan ilişkisini çok daha naif ve derin bir yerden sorgulatıyor.