Birden çocukken en sevdiği rengin sarı olduğu aklına geldi. Bu hatırlayış şaşırttı onu. Nasıl da değişiyordu insan zamanla. Uzun zamandır kendini solgun gösterdiğini düşündüğü sarıdan hiç hoşlanmıyor ve bu rengi üzerinde taşımak istemiyordu. Çocukken böyle şeyler düşünmüyordu insan ne de olsa. Güdüleri ve beğenileri üçüncü kişilerin gözüyle kirletilmiş olmuyordu henüz. Mutluluğun aranan bir şey haline henüz dönüşmediği zamanlardı onlar.
Birden konuşmaya başlamasını, bana beni anlatmasını, bana kendini anlatmasını, bir hayata sahip olmaya nereden ve nasıl başlamak gerektiğini bir bir saymasını nasıl isterdim.
Sıradan hayatlarımız, lafı edilmeyecek kadar ehemmiyetsiz görünüyor. Oysa sıradan ve gene de büyük hayatlarımız. Çünkü en azından bizim için, en azından bu alemde, en azından bildiğimiz kadarıyla tek. Yo, hayır, kahrolmadım ben. Yaşamaktan lezzet almadım sadece. Ve bu bana keder verdi. Yetmez mi?