Muhteşem bir eser, muhteşem bir yazar ve muhteşem bir olay örgüsü..
Severek okuduğum Uçurtma Avcısı'nın yazarı Khaled Hosseini her defasında büyülüyor, üzüyor, düşündürüyor ve çokça boşlukta bırakıyor. Sürekli karşıma çıkan ama konusu hakkında bir fikrimin olmadığı bir kitaptı, tesadüf eseri buldum ve bir tesadüf ancak bu kadar güzel olabilirdi.
Öncelikle spoilerli bir inceleme olacak, spoiler almak istemeyenler okumasın(:
Bu kitap her ne kadar gerçek olmasa da dünyanın birçok yerinde maalesef ki bu hikayenin çok daha kötü versiyonunu yaşayan milyonlarca kadın, genç kız, çocuk hatta bebek bile var..
Kitabı okurken hiçbir kadın kahramanı yargılamadım, bunu neden böyle yaptın demedim çünkü attıkları her adım korku, endişe, üzüntü, kırgınlık, boşluk içeriyordu. Çoğu zaman Nana oldum; değer görmemiş bir bez parçası gibi kenara atıldım. Meryem oldum; hep salak gözüyle bakılan bir harami çocuk oldum. Leyla oldum; yalanlarla aşkımdan ayrıldım, dedem yaşındaki adamla evlenmeye mecbur kaldım. Fariba oldum, çocuklarım şehid oldu, bunalıma girdim.
Hayatımda hiç kimseden nefret etmediğim kadar Raşit'ten nefret ettim, ona beddualar okudum, ölmesini her şeyden çok istedim. Ve ölünce Hayatımda hiç mutlu olmadığım kadar mutlu oldum ama o pisliğin ölümü bile Meryem'i hayattan kopardı, hiç hayatını yaşamamış olan Meryem'i...
Tarık'ın öldüğüne hiçbir zaman inanmadım en başından beri bir yerden çıkacağını biliyordum. Her şey yine Raşit pisliğinin bir oyunuydu o yüzden Raşit hayatım boyunca okuduğum en iğrenç, pislik karakterler arasında 1. sıraya geçti.
Kitabın sonunda özellikle Celil'in Meryem için Molla Feyzullah'a bıraktığı kutunun içindeki kaset ve mektupta çok ağladım çünkü bende Meryem gibi Celil'i affedememiştim. İnsanın sırf onuru için kendi çocuğundan utanabileceğini, onu evine
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma