Biz gitmemiz gereken en iyi yeri, gitmek istiyorum diye düşündüğümüz güzel yeri, kendimizi geliştireceğimiz yeri de az çok biliyoruz. İyi bir hayat yaşamak istiyoruz, doğru umut ve arzularımız da var. Güvenebileceğimiz sağlam bir inanca sahip olmak için sabırsızlanıyoruz, Ama bir kızın tüm bunları yaşamında gerçekleştirebilmesi için ne kadar çaba harcaması gerekir acaba? Babamızın, annemizin, ablamız ve abimizin de fikirleri var. (Eski kafalılar diye yaftalayabilirim onları ama hayatta bizden tecrübelileri, yaşlıları ve evlileri asla küçümsemem. Benden bin kat daha çok şey biliyorlardır.) Yani, ailemizin üyeleri hayatımızın her suretinin bir parçası. Tanıdıklarımız da var. Ve arkadaşlarımız. Sonra bizi her zaman büyük bir güçle çekip sürükleyen "dünya" var. Tüm bunları düşününce, kendi karakterimize sadık kalmak kolay değil. Göze batmadan, pek çok insanın yürüdüğü yoldan sessizce gitmek en akıllı yol.
sabahlar gridir. her zaman öyledirler. en boş şeydir. ben her sabah yer yatağının içerisinde, her zaman karamsar olurum. gerçekten berbat. bir sürü çirkin pişmanlık.. hepsi bir anda üşüşerek yüreğimi doldurur, ben de acıdan kıvranıveririm.
sabahlar eziyettir.
"çok konuşuyorsun" diye kendimi paylıyorum. çok dinliyorsun, çok fazla kahve içiyorsun, yabancı odalarda çok uzun oturuyorsun, gereksiz şeylere çok fazla kafa yoruyorsun, çok fazla umutlanıyor, kendini çok fazla avutuyorsun..
Mamafih neşe insanın içinde bulunduktan sonra, hayat onu ne kadar meydana çıkmaktan men etse, ne kadar boğmaya çalışsa yine ilk fırsatta kendini gösterir.