Kâinatta var olan her şey yardıma amadedir ve destek üzere programlanmıştır. Kainatın içerisinde her şeyin birbirlerinin yardımına koşması da bu sebepledir. İnsana da daima türlü yardımlar ulaşır. Yardımın tamamen kesildiği bir an bile yoktur. Bazen yardım gelmiyor gibi görünse de, o durumda yardımın gelmeyişi bir yardımdır, desteğin ulaşmaması bir destektir.
İlahi yardımlar insanın heveslerine göre gelmez. Bazen kişinin darmadağın edilmesi bir tür yardımdır. Bazen ruh halinin bozulması ona verilmiş bir destektir. Nefsin incitilmiş olmasından dolayı bunlara yardım değil de azapmış gözüyle bakılması bu hakikati değiştirmez. Mesela, dünyayı âhirete, günahı sevaba kararlıca ve daima tercih etmiş bir insan için kaderin biçtiği beceriksizlik ve tembellik, ona yapılmış büyük bir iyilik değil midir?
Musibetler de ilahi seçimin bir parçasıdır ve bu sebeple hürmete layıktırlar. Zira isabet kökünden gelen 'musibet' kelimesi, ölçülmüş biçilmiş, kendisine ulaşacak insan için ayarlanmış birtakım mesajlar, seçilmiş özel hadiseler anlamına gelmektedir. “Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın” (Âl-i İmrân, 191) ayetinden nasibi çoktur musibetlerin. Ünlü dil bilim âlimi Râgıb el-İsfahanî'ye göre musibet, ‘ansızın bastıran yağmur’ anlamındaki savb kökünden türemiştir ve ‘bir şeyin hedefine ulaşması, birinin payına düşmesi’ manasına gelmektedir.
Kâinat ve içindekilerin şu anki halinden daha güzeli, daha efdali yoktur. Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Rabbimizin ilim, irade ve kudret gibi diğer bütün sıfatları da mükemmel ve eksiksizdir. İlahi sıfatlardan biri olan 'irade' sonsuz alternatifler içerisinden seçimler yapmaktadır. Şu andaki kâinat ilahi iradenin seçimlerinden biri olduğu için; şimdi ve her zaman olabileceği en ideal halindedir. Kâinat içerisindeki en mühim varlık olan insana gelince, başına gelmiş her türlü musibeti de hesaba katarak diyebiliriz ki, her insanın yaşadığı hayat en ideal hayattır. İnsanın başına daima her şeyin en iyi versiyonu, en gerekli hali gelmektedir; bir derece daha üstünü olamayacak şekilde en güzel şeyler olmaktadır. Düne kadar bu böyleydi, yarın da böyle olacaktır.