eska

10/10
·128 syf.··
2021 21. kitabı
"Yaşamak" aylarca çantamda gezdirip olur olmadık yerlerde okumaktan keyif aldığım tek kitaptı. Yıllar geçse de ara ara hâlâ içinden bölümler okumaya devam ederim. Hiç ummazdım buna ikinci bir kitap ekleyebileceğimi. Beyza Hanım öyle temiz bir dertle öyle içten bir kitap ortaya çıkarmış ki okumaya doyamadım. Bendenizin aile büyüklerinden edindiğim tecrübe çocukları arasına nifak sokan, mal mülk kayıran, hayatlarında İslami bir çizgi görmekte zorlanılacak kişilere dayanıyor. Bu sebeple ayırmak yerine bütünleştiren, kınamak yerine uyaran, suçlamak yerine doğruyu gösteren, örnek bir hayat geçirmeyen çalışan aile büyüklerine hep çok imrenmişimdir. Söz konusu kıskançlığımdan ötürü kitabı okurken sürekli babaanneye dua ederken buldum kendimi. Eski topraktan edineceğimiz o kadar çok tecrübe var ki. İnsanlarla kurduğumuz ilişkilerden tutun, çalışmalarıma; boş vakit geçirme alışkanlıklarımızdan kendi hayatımızı biçimlendirmeye kadar… Aslında örnek göreceğimiz insanlara ihtiyacımız var yaşadığımız hayat içinde. Okuyan herkesin kendi hayatından parçalar bulacağına inanıyorum ve sıkıntılarınıza, tebessümlerinize uzaklardaki bir babaanne nefes oluyor bir kitap aracılığıyla. Bu sebeple özellikle çevremdeki gençlerin eline tutuşturuyorum, sizler de okuyun, okutun efendim :) İçinizdeki babaanneye selam olsun.
Edebiyat
Babaannem Diyor ki...Beyza Karakaya · Vadi Yayınları · 202026 okunma
Reklam
8/10
·71 syf.··
2021 20. kitabı
Ortaokul son sınıfta 100 temel eserden birini okuyup ona bir tanıtım yazısı yazacağımız bir ödev verildi. Okumayı da yazmayı da sevmeyen bir öğrenci olarak o meşhur 100 temel eser çok sıkıcı göründü gözüme. Ben de istediğimiz herhangi bir kitabı seçsek olmaz mı diye direttiğimde, şimdi gözüme oldukça öğrenci dostu gelen öğretmenim, seve seve ödevi kabul edeceğini söyledi. Sevdiğim birkaç filmi ve onları neden sevdiğimi sorduktan sonra da Stephen King okumamı tavsiye etti. Vee işte benim okuma üzerine ilk gerçek deneyimim böylece başladı, sağ olsun bu bataklığa çekti beni öğretmenim :) Bu kitapta da küçüklüğünden itibaren okumaktan zevk alan Proust, okuma deneyimlerini aktarıyor. Okumanın diğer dostluklardan farklı olarak samimi olmasına ve kitaplardan kalan en önemli hatıraların da onları okuduğumuz zaman ve mekânlar olmasına dikkat çekiyor. Burada özellikle çocukluktaki okumalarına ilişkin hatıraları çok sevimli. Okumaya geç başlayan biri olarak çocukluğundaki okuma deneyimlerindeki heyecanları bir parça beni kıskandırmış olabilir. Buna paralel diğer kıskançlığım ise okumayı "yalnızlığın bağrındaki bir iletişim" olarak tanımlamasından kaynaklanıyor. Artık okuduğum herhangi bir metne direkt olarak odaklanamıyorum. Salt okuduğuma odaklanmak ne mümkün; dinlediğim, gördüğüm, okuduğum şeylerle tahlil etmeden duramıyorum. Oysa ilk okuduğum kitaplarda o dünyaya dalıp gitmek ne kolaydı, ne zevkliydi. Proust'un böyle hatıralarının bolluğu sinir bozucu :) Proust ile tanışma nasibim buymuş, şimdi bu yazı makinesinin romanlarını okumak için uygun vakit ayarlamalı.
Edebiyat
Okuma ÜzerineMarcel Proust · Notos Kitap · 20091,620 okunma
9/10
·72 syf.··
2021 19. kitabı
Lisede bir arkadaşımın bunu okuma ya anlamazsın dediği için o dönem hiç anlayamayacağımı düşündüğüm bir kitaptı. 10 yıl sonra bir daha bakayım dedim ve işte buradayım. Düşünüyorum da bir kitabı anlamamak nedir? Okuma yazma var çok şükür, e belli bir entelektüel birikim de söz konusu. En fazla yazar anlatamamış dersin, açık dilli bir kitap değil dersin ama en nihayetinde fikrin olur, çeşitli yorumlar yapabilirsin. Yaş almakla gelen bir anlayış gelişmesi var, evet ve bu daha zengin bir yorumlama gücü veriyor. Ama ne demek yani anlamamak? Bu kadar kendimize güvensiz olmamamız lazım. Zamanı gelen kitap okunur, insan bir kitabı neden okuduğunu bilsin yeter. Yazar benim 16 yaşında anlamadığıma inandığım kitabı 22 yaşında yazmış. Kendisinin ifade ettiği gibi acemice yazılan bir kitap olarak görmüyorum, gönülden akan bir kitaptı. O kasvetli dünyanın içine girmek, özellikle Alay hikâyesinde… Bir 10 yıl sonra tekrar okunur.
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20147,1bin okunma
8/10
·120 syf.··
2021 18. kitabı
Kitap, hakkında söylenen zamanın ötesinde nitelendirmesini sonuna kadar hak ediyorken aynı zamanda tam da yazıldığı dönemin izlerini taşıyor. Okuduğum kadarıyla bazı buluşlara ilham verdiği söyleniyor ama etkisinin sadece fen bilimlerine yönelik olduğu söylenemez. Sosyal bilimler için de ilgi çekici bir konumda olduğunu düşünüyorum. Bir sosyoloji öğrencisi olarak ütopyaları hep sevmişimdir ve bu roman da bir gün bir ders verirsem dersin okuma listesinde yerini alacaktır. Bu kitapta dikkatimi çeken unsurlardan biri bitmeyecek bir sınıf çatışması iddiası. Gerçi sınıf çatışması bitmez ama bu romandaki çatışma kapital-proleter ayrımından öteye gitmiyor; sömürenler ve sömürülenler, iyiler ve kötüler… Henüz marksist teoriye dair hayal kırıklıkların gün yüzüne çıkmadığı, sınıf kavramının parçalanmadığı ve orta sınıfın güçlenmediği bir dönemde yazıldığı için ayrım bu denli kuvvetli. Halbuki içinde yaşadığımız dönem için sınıf teorisini iyi-köyü imgesiyle tartışamayız. Bu düzende hepimiz bu çarkın bir dişlisi, bu bataklığın bir sineğiyiz. Keşke her şey eloi ve morlock olmak kadar kolay olsaydı sayın Wells.
Ütopya
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma
5/10
·120 syf.··
2021 17. kitabı
17 yaşında edebiyat düşkünü bir lise talebisi iken sürekli dergi okur, dergilerdeki yazarları takip ederdim. Kıymet verdiğim dergilerden biri olan İtibar, bu kitabın yazarı Tarık Tufan'ı tanıma sebebimdir. Bu kitabı da o dönemlerde alıp okumuştum. Okumayı sevdiğim bu kalem yıllar sonra bana farklı şeyler düşündürdü. Düşündüklerim birçoğu ve fazlası aslında bu gönderide bulunabilir: #33011028 İlk sözde belirtildiği gibi gerçekten de akla ilk gelen cümlelerin yayınlandığı bir kitap olmuş. Deneme okumaktan keyif alanlara belirli bir bağlama oturmayan ve anlamı havada kalan yazılardan oluşan bu kitap keyif vermeyecektir diye düşünüyorum. #32932694 bu gönderinin yazarı yarıda bırakmış ama kitabı tamamlayan biri olarak evet kadınlarla bazı cümleler beni de rahatsız etti. Nasıl da fark etmemişim ve nasıl da okuyup geçebilmişim diye hayret ettirecek kadar hem de. En nihayetinde hâlâ değişmeyen bir şey kaldı. O da şehrin ücra köşesinden koşarak gelen adamı kahraman bellemem. Güzellik getiren, anlamlı işler yapan her insana baktığımda Yasin suresinin 20-21. ayetlerini hatırıma düşüren Tarık Tufan'dır. Sanırım bendenize bu kadarı yeter.
Edebiyat
Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20199,9bin okunma
Reklam