Sümeyra Şen Selen

Sümeyra Şen Selen
@birtutamfelsefeci
•felsefe soluyorum.
Puan vermedi·176 syf.··
2026 1. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 21:38
Han Kang’ın Vejetaryen adlı romanı, bireyin bedenine, iradesine ve kimliğine yönelik toplumsal tahakkümü sarsıcı bir dille anlatan sıra dışı bir eserdir. Roman, yüzeyde basit bir tercih gibi görünen “et yemeyi reddetme” kararının, aslında derin bir başkaldırıya dönüşmesini konu alır. Eserin başkahramanı Yeong-hye, bir gün gördüğü rahatsız edici rüyaların ardından vejetaryen olmaya karar verir. Ancak bu karar, ailesi ve çevresi tarafından kişisel bir hak olarak değil, bir “tehdit” olarak algılanır. Han Kang, bu noktada toplumun bireyin bedeni üzerindeki söz hakkını sorgular. Yeong-hye’nin sessizliği, roman boyunca en güçlü çığlığa dönüşür. Roman üç bölümden oluşur ve her bölüm farklı bir bakış açısıyla anlatılır. Bu tercih, Yeong-hye’nin kendi sesinin giderek silinişini simgeler. Onun yerine başkalarının bakışı hâkim olur. Böylece okur, bireyin nasıl nesneleştirildiğine tanıklık eder. Yeong-hye’nin bedeni; aile, evlilik ve sanat üzerinden farklı biçimlerde sahiplenilmeye çalışılır. Vejetaryen, yalnızca bir beslenme tercihini değil; şiddeti, bastırılmışlığı ve itaati sorgulayan simgesel bir metindir. Et, romanda hem fiziksel hem de ruhsal şiddetin sembolü hâline gelir. Yeong-hye’nin doğaya ve bitkilere yönelmesi ise saflaşma, yok olma ve dünyadan çekilme arzusunu temsil eder. Han Kang’ın dili sade ama son derece çarpıcıdır. Şiddet, sessizlik ve beden imgeleri, okurda rahatsız edici bir etki yaratır. Ancak bu rahatsızlık bilinçlidir; yazar, okuru konfor alanından çıkarmayı amaçlar.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·248 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 11:08
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde sadece hikâye sona ermez; kafanın içinde dolaşmaya devam eder. Alper Canıgüz’ün Kıyamet Park’ı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Bir polisiye okuyormuş gibi başlayıp, sayfalar ilerledikçe insanın içini hafiften kaşıyan bir huzursuzlukla baş başa bırakıyor. Alper Kamu zaten başlı başına tuhaf bir karakter: Dokuz yaşında, fazlasıyla zeki, fazlasıyla farkında ve bu yüzden de dünyayla pek uyumlu değil. Kıyamet Park’ta yine yetişkinlerin karmaşık, çoğu zaman anlamsız dünyasına onun gözünden bakıyoruz. Cinayet var, gizem var ama asıl mesele “katil kim?” sorusundan çok, bu dünyanın neden bu kadar çürük olduğu sorusu gibi hissettirdi bana. Kitabı okurken sık sık gülümsedim ama bu gülümseme tam anlamıyla rahatlatıcı değildi. Alper Canıgüz’ün mizahı öyle bir mizah ki, gülerken aynı anda biraz rahatsız oluyorsun. Çünkü şaka yapılan şeyler aslında oldukça tanıdık: güç, çıkar, ahlak ve insanların kendilerini kandırma biçimleri. Alper Kamu’nun ağzından çıkan cümleler bazen bir çocuğa ait olamayacak kadar ağır ama tam da bu yüzden etkili. Atmosfer olarak kitap giderek daha kapalı ve tekinsiz bir hâl alıyor. Olaylar ilerledikçe sadece karakterlerin değil, okurun da nefesi biraz daralıyor. Polisiye sevenler için sürükleyici, ama benim için kitabın asıl gücü, polisiye olmasından çok insanı düşünmeye zorlamasında yatıyor. Kısacası Kıyamet Park, hızlıca okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. Eğlenceli, karanlık, zekice ve yer yer can sıkıcı — ama iyi anlamda. Eğer hem gülmek hem de “bir durup düşünmek” istiyorsanız, Alper Canıgüz’ün bu kitabı kesinlikle buna değiyor.
Kıyamet ParkAlper Canıgüz · Alfa Yayıncılık · 20213,062 okunma
7/10
·248 syf.··
2025 93. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 22:11
Yaralarınız var değil mi? İçinize işleyen, kabuk bağladı sandıkça kanayan, kanadıkça sızladığınız. Fark etmeden ruhunuzda taşıdığınız, hayatta başarılı, zengin, sevilen, tercih edilen biri olarak kapatmaya çalıştığınız yaralar. Hatta öyle zamanlar oluyor ki, o yaraları kapatmak içın insanlara sığınıyor, kendinizi koşulsuz teslim ediyor, ancak zamanla yaralarınıza iyi gelmek yerine daha çok kanattıklarını fark ediyorsunuz. Ne yapsanız, ne etseniz, ne tutsanız olmuyor. “Herkese ben koşuyorum, kimseye yetemiyorum, kimseye de yaranamıyorum.” Meltem annesi tarafından küçükken terkedilmiş, babası başka bir kadınla evlenmiş ve babannesi ve dedesiyle büyümüş .Daha sonra onları da kaybetmiş ve yalnız başına hayatı gögüslemek zorunda kalmış. Hayatı boyunca babasının ve arkadaşlarının aile ortamlarına özenerek büyümüş. Evlenmiş ama eşi de onu anlamamış hiçbir zaman. Çocuk istemedigi için terkedilmiş. Selime Teyze mutlu bir evlilik yaşamış ancak eşini genç yaşta kaybedince yalnızlığa mahkum olmuş. Çocuklarının her biri farklı şehirlerde ayrı hayatlar kurmuş ama hiçbiri Selime Teyze’yi sığdıramamış hayatlarına, evlerine. Görmemişler onu. Yalnızlığını, kimsesizligini görmemişler. O da kendince bir yol bulmuş ve kimsenin bilmediği bir köye gitmis. Ardında izler de bırakmış hani bulurlar belki diye. Ben çok beğendim. Şermin Yaşar hep yazsa da hep okusak diye düşündüm Keyifli okumalar...
İnsan ve Hayat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
10/10
·80 syf.··
2025 86. kitabı
“Senin hikâyeni anlatmaya bir kadının hikâyesini anlatma niyetiyle başlamıştım ama şimdi farkına varıyorum ki senin hikâyen, kendi yaşamının ve babamla birlikteki yaşamının seni mecbur bıraktığı varolmayışa karşı , bir kadın olma hakkını elde edebilmek için mücadele veren bir varlığın hikâyesiymiş.” diyerek anlatıyor yazar kitapta annesini. Kırk beş yaşında yaşamak istediği hayatın bu olmadığını fark eden onlarca zorluğa rağmen uçmaya karar veren, özgürleşme hikayesini kendisi yazmaya başlayan bir anne, onu çocukluğunda farklı şimdi farklı bir gözle gören bir oğulun kendiyle ve annesiyle yüzleşme hikayesi. Bu kitap bana çok ama çok dokundu. Hiç beklemediğim yerlerimden vuruldum,okurken göğsümdeki ağrıyı gerçekten hissettim.Herkesin bir hikayesi vardır. Yazarın bu mahremini açtığı hikaye beni çok içine çekti. Kendim yaşıyormuşum gibi hissettim. Çok üzüldüm, gurur duydum, sinirlendim, ağladım. Kısacası, bir kitapta hissedebileceğim her şeyi hissettim. Kısa zamanda diğer kitaplarını da okuma ümidiyle henüz okumamışlara tavsiye ediyorum.
İnsan ve Hayat
Bir Kadının Kavgaları ve DönüşümleriÉdouard Louis · Can Yayınları · 20242,890 okunma
10/10
·504 syf.··
2025 84. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 20:43
Ev deyince hepimizin aklına farklı şeyler gelir. Bir çatı altında toplanmak, birine ev olmak, bir eve ait olmak, dört duvar arasında sıkışmak...Peki ya gerçekten ev neresidir?İnsanın evinin dört duvardan ziyade kendini ait hissettiği yer olduğunu anlatmış kitap. Yaşadığımız bu süreçte birçok insanın yuvasını ve ait hissettiği yeri kaybetmiş olması gerçek manada evsiz kalması içimizi yaktı geçti her anlamda. Yorumlayacak veya bir şeyler yazacak güç bulamadık hiçbirimiz. İçimizde yaşadıklarımızı ne yazık ki tarif edemedik.Yer yer kendimizi onların yerindeymişiz gibi hissettik.Kelimelerle anlatamayacağımız kadar çok etkilendik belki de. Seher’in varol(a)mama hikayesi sanki bir yerlerinde kendimizi bulmuşluğumuzdan ya da kaybedişlerimizden yola çıktı.Kitabı böyle bir süreçte okumam belki de bu kadar derinden etkiledi beni. Nermin Yıldırım dili ve anlatımı bakımından çok sevdiğim bir yazar, gayet akıcı ve keyifliydi kitabın dili. Altını çizdiğim birçok cümle ve kendime dersler çıkardığım güzel bir romandı. Çokça tavsiyemdir.
1000Kitap
EvNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma