Hayat, bolluktur ve bunun karşısında bolluk dopdolu hayattır, gerçek varlık budur. Varlıktan hiç ayrılmayan bir asillik vardır, onsuz ölünür, içten kurunur. Çiçek vermek lazımdır, ahlaklılık, menfaat gözetmeyiş, insan hayatının çiçekleridir.
Kendisinin ve dünyanın bilincinde olmayan, yaşadığı dünyanın durumunu görmeyen, üzerinde düşünmeyen, herhangi bir rahatsızlık duymayan kişinin, yazacak hemen hiçbir şeyi olamaz. Bu bağlamda yazmak son derece büyük bir sorumluluk duygusudur. Gerçekte bu sorumluluk duygusu yalnız yazar için ve yalnızca yaşadıklarıyla sınırlı bir sorumluluk duygusu da değildir. Dostoyevski diyor ya " bu dünya da her insan, herkes karşısında her işten sorumludur." Yazarın sorumluluğunu da bu temelde almak daha doğru ve açıklayıcı olacak sanırım...
Benim kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı. Herkesin gövdesiyle var olduğu yerde yüreğini öne süren "bir beyazdım siyahlar arasında".