"...insan bu kadar şüpheyle
vezir de olur rezil de..."
O gün bu sözlerin mahiyetini
anlayamadık.
Her doğrumuzla teke tek dikleştik,
Sarayın haritasını aramaya,
ezbere bildiklerimizden başladık,
Ama 'anlıyorum o zaman bizi
anlayamayanları.'
Başı kesik, beli kırık sorularım,
Kulaklarımdan aklıma
yığınla şüphelerim,
Ve sorguladığımız her hakikat, her bidat
Ulu orta aslını gösterdi.
'Ama, yeni yeni anlıyorum ki
Kafamızın içindekilerle savaşmaktan,
Kalbimizi ötede bir yere itmişiz
Ve henüz anladım ki
asıl karışmaya müsait olan,
karanlıkta kalan;
O dimdik durduğunu sandığımız,
Gölgesine saklandığımız,
Ezip geçemeyecekleri gardın ardındaki yüreğimizmiş.
Biz sarayı bulduk, henüz eşikteyiz
Yarınların birinden birinde, bize eşiğinde durduğumuz sarayda, yüreğiyle vezir olan o adamın hikayesini anlat.
İnsan, yüreğiyle nasıl vezir olur?
Bir de bununla savaşmayalım...