Yaratan Rabbinin adıyla (Rabbin adına sana okunan şekliyle) oku (ve bildir insanlara).[1] O insanı bir alak’tan (rahim duvarına asılmış zigottan/aşılanmış yumurtadan) yarattı. [bk. 22/5; 23/13-14]
[1] Hz. Peygamber okuma yazma bilmemekle beraber, Arap müşriklerinde okuma yazma vardı. Hatta şiirlerindeki edebî sanat üst seviyede idi. Fakat öğrenimlerinin temelinde “Bismi’l-Lât ve’l-Uzzâ” gibi putlarını anma, onları yüceltme ve onlar adıyla okuma vardı. Bu âyet-i kerîme ile artık putlar ve onları yüceltme adına değil, Allah’ın yüceliğini hâkim kılma ve O’nun adıyla okuma inkılâbı yapılmış oldu. Burada mef’ûl (nesne/okunacak şey) kaldırılmış olduğundan rızasına uygun bütün okumaları da içine almaktadır. İnsanın aklını, düşüncesini aydınlatan fen bilimleridir. Gönlünü, duygularını aydınlatan ise din ilimleridir. Sadece fen bilimleri ile beslenen insan genelde hile, şüphe ve çıkarcılığa yönelir. Ancak din bilimleriyle birlikte insan yücelir, mutluluğa erer.
Bu kitabı alırken çok düşünmüş acaba demiştim. Herkesce. Yok herkesce yazmak istemem. Hiç de "tefsir okumaya yeni başlayanlar için" olduğunu düşünmüyorum ve bana hiç de "kolay" gelmedi. Bunu söyleyenlerin bu meselelerde çok derinleştiğine verip bu konuyu susacağım. Güzel bir meal okuması oldu benim için. Bazı ayetleri okuyup geçiyordum anlamını bilsem de. Ama altında Hz. Ebubekir bu ayeti duyunca, Hz. Ali bu ayet sebebiyle, işte şu ayet Hz. Hatice'nin filan hareketi üzerine gibi ifadeler okumak çok şey fark ettirdi. Tefsir külliyatları okumak kolay bir iş değil. Ama bu kitaba da başlangıç seviyesinde demek haksızlık olur. Benim için önemli olan etkisi ve katkısı. İkisi de yeterince üst ve ileri düzeyde oldu benim için. Tefsirin bir metod olduğunu da bilir bu işin ileri gelenleri, burada da farklı bir yoğurt yeme işi var