9/10
·322 syf.··
Beğendi
·
2025 85. kitabı
BİR BEDENDE İKİ MASUM KARDEŞ 2 Slm herkese.. Sizlere Bir Bedende İki Masum Kardeş 2 kitabım ile geldim..İlk kitabımız Halil İbrahim'in ameliyat olmasıyla bitirmiştik..Yaşananların bu kadar da olmaz dedirttiği ilk kitaptan sonra ikinci kitapta beni neler bekliyor diye merak ettim..Daha yaşanacak neler neler varmış..Yoğun duygular içerisinde boğulduğum olaylar,beni kimi zaman güldürdü kimi zaman çok üzdü..Hele Halil İbrahim ile Sare Sultan'ın ümitlerinin tükendiği ve karar verdikleri o benzin detayı Ameliyat yerine bakılınca sanki hiç ameliyat olmamış gibiydi Halil İbrahim..Dikişlerinde kendince kaynayan ip kullanılmış ama bir kısmı kaynamamış olmasından dolayı buna takılan Halil İbrahim'e,sağlık memuru Mahmut Bey yardımcı olmuş ve o sarkan ipi almıştır..Sarkan ipi almasıyla sanki içinden birşeyler kopan Halil İbrahim,kendini kuyunun dibinde bulur..Bu kuyuya neden,nasıl ve kiminle inmiştir?şaşıracaksınız..Halil İbrahim'in başına gelenler bunlarla sınırlı mı değil tabiki..Yaşadığı bir olaydan dolayı tefecilere buluşmasını mı anlatayım,yurtdışında öğretmenlik yapmak için girdiği mülakatı mı??Yoksa kendi iç dünyasında yaşadığı sıkıntıları mı??Kiremik kardeşi Halil'e her geçen gün daha da yaklaştığını mı?? Bismil'den Bursa'ya ve oradan da Berlin'e uzanan bir hayat..Halil İbrahim Berlin'de nelerle karşılaşacak,neler yaşayacaktır?? İbrahim,içindeki kardeşi Halil'i ne zaman fark edecektir?? Karakız kimdir?Ve bu Kara Kız'ı bulabilecek midir?? Açıkçası böyle bir son beklemiyordum..Umarım bir son değil,yeni bir başlangıçtır..Devamı kitabı olur mu bilmiyorum ama bence olmalı diyorum .. Bir Bedende İki Masum Kardeş - 2
Bir Bedende İki Masum Kardeş - 2Mehmet Tuncay Duruk · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202533 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 910. kitabı
1960 Bismil-Diyarbakır doğumlu Gazeteci Arif Arslan tarafından, dünyanın insan laboratuvarı sayılan Ortadoğu’da yaşayan ve Ortadoğu’nun da cep laboratuvarı sayılabilecek olan Kürt nüfusunun yaşadığı Irak topraklarında yaşadıkları trajedilerinden damlayan hikayelerin üzerine yazılmış etkileyici bir kitap. Kitap, yazıldığı dönemin ruhunu yansıtan bir göç hikayesinden hareketle oluşturulmuş. Gazeteci dikkatiyle göç eden insanların peşinde koşan yazar aynı zamanda kendi iç dünyasında da kendi göçünü yaşıyor. Empati kurduğu insanların bir taraftan geride bıraktıkları hikayeleri bir taraftan da göçtükleri yerlerde yaşadıkları yeni hikayeleri bir araya getirmeye çalışan yazar geçmiş ve geleceğin ortasında durup gözlem yaparak hem sağlıklı bir durum tespiti yapmaya, hem durumu betimlemeye çalışıyor. Yazar, göçeden bu insanların hikayelerinden hareketle kendi iç dünyasında bir bütünlük oluşturmakta ve okuru da yaşanan bu sorunlar konusunda empati kurmaya davet etmekte. Hiç bir şeyin insan hayatından daha önemli olmadığının bir kez daha ortaya konulduğu bu hikayede Kürt’lerin yaşadığı maküs talihinin yanında küresel düzenin dişlileri arasında nasıl ezildiklerine de tanık oluyoruz. Okunmaya değer bir kitap.
RêdûrArif Arslan · Ozan Yayıncılık · 20235 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·248 syf.··
2024 80. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2024 11:10
Ali Yalçın kaleminden Rüya İşçileri kitabının yorumuyla geldim temmuzun ilk gününde. Kitap Adıyaman da doğan, Diyarbakır da üniversite eğitimini.görmüş bir doktorun hikayesi . Okuduğu topraklara hizmet için büyük bir aşkla Diyarbakır Bismil e bağlı Tepe nahiyesinde ise başlıyor. Ama terörün başladığı 1992 yılı .Kimin ne olduğu belli değil, bakkal Pkk yla bağlantılı olabiliyor, terörist dedikleri devletine bağlı bir adam .Hal böyle olunca ,ufak da yer olunca dedikoduların ardı arkası hiç kesilmiyor. Karakol komutaniyla da arada hep bir soğuk savaş var . Tam bir durum romanı olmuş ,yaşanan olaylar bunlar ,Zor bir coğrafyada, insanlara hizmet etmeye çalışmak zor olsa gerek .. Ben beğenerek okudum bu kitabi . Adının neden rüya işçileri olduğunu da okuyunca anlayacaksınız...
Rüya İşçileriAli Yalçın · Ares Kitap · 20242 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2024 394. kitabı
Diyarbakır' ın meşhur kabadayıları ve delileri hakkında yöre halkından derlenen bilgiler Diyarbakır ağzı ile aktarılıyor. Ayrıca 3. Bölümde fıkralar başlığı ile bir miktar fıkraya da yer verilmiş. Fıkraların geneli de Pışo Meheme ile ilgili .Diyarbakır kabadayı ve deli yanı Diyarbakır'ın şehir efsanesi olmuş kabadayılarından, delilerine ve ilginç simalarına kadar birçok ismi bulabileceğiniz bir kitap. “Kendi dünyaları içinde mert, kendi dünyalarının kuralları içinde tutarlı ve bıçkın insanların hikayeleri.. Diyarbakır Kabadayıları kitabın 1. bölümde Diyarbakır'ın en çok tanınan şahsiyetlerinden Pışo Meheme'nin hayatı anlatılıyor. Mustafa Gazi, kitabında şöyle anlatıyor Pişo Meheme'yi: 1940′lı yıllarda Diyarbakır'da doğmuştu. Kürt'tü, Kürtçe'yi de çok iyi bilirdi. 1.60 boylarındaydı. Gençliğinde çok yakışıklıydı. Her zaman bıyık uzatırdı. Pantolon, yelek ve ceket giyerdi. Yaşlı olduğu dönemlerde biraz zayıflamış, hafiften kamburlaşmış, saçları önden hafif seyrelmişti. Ceketini omuzuna atar ya da elinde taşırdı. Ceketini elinde taşıması, kavgaya girdiğinde, ceketini sol eline sarıp hasmının bıçak darbelerini savuşturmak içindi. Başına kasket takar, tesbih kullanırdı.. . Devamlı şarap içer ve genelde sarhoş dolaşırdı. Ayık olduğuna pek şahit olan yoktu. Çok cesur biriydi. Kimseden korkmazdı. Saldırgan değildi ama kendisine sataşana hiç tereddüt etmeden saldırırdı. Usta bir hırsızdı. Geçimini de yankesicilik yani cepçilik yaparak sağlardı. Genelde Batman, Kurtalan, Bismil vb. yerlere giden trenlere binip cepçilik yapardı. Ama Diyarbakır'da cepçilik yapmaktan kaçınırdı. En büyük özelliği çok iyi bıçak kullanmasıydı. Bıçağı onun gibi ustaca kullanan biri daha yoktu memlekette. Kendini savunmak ya da mecbur kaldığında adam yaralamak için kullanırdı bıçağı... . 2. bölümde Diyarbakır'ın
Anlatı Edebiyat
Diyarbakır KabadayılarıMustafa Gazi · Lis Basın Yayın · 201319 okunma
Dicle'nin gözyaşları
Puan vermedi·160 syf.··
2023 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2023 18:46
'Okumak Allah'ın bir emridir. Hiçbir otorite buna karşı gelemez." Kitabın yazarı Şırnak'li olup ama daha sonra Diyarbakır'ın Bismil ilçesine yaşamaya başlıyor. Yazarın ilk eseri olan dicle'nin gözyaşları birçok yazım yanlışı ve noktalma yanlışı vardı. Açıkçası kitabın konusu beni sarmasaydı belki kitabı bitirmeye neyse ki kitabın konusu güzeldi:). Kitabı Okumanın en büyük nedeni sanırım Şırnak'li bir yazar olması. Bunun nedeni de bu taraflarda çok az yazar yetişip ve çok az sayıda eser bırakmalarıdır . Ama yazılan eserlerin kalemi, tadı da bi ayrı güzel oluyor. Bunu okuyanlar oralarda doğup büyüyenler bilir. #spoiler içerir Kitabın konusuna gelince babası bazı nedenlerden dolayı ölen ve babasının intikamını almak için köyden ayrılmayan Uğur 'u ve uğur'un ona hocalık edip tıp fakültesini kazanmasıni sağlayan baran' ı anlatıyor. Baran da uğur gibi aynı kaderi yaşadı. Onunda babası yanlışkla askerler tarafından hedef olmuştu. Annesi de daha önce ölen Baran, sadece sakat bir abisiyle tek başlarına kalmışlardı . Onları kollayan sadece uğur kalmıştı. Baran İzmir'de tıp fakültesi okuyordu. Çok yakın bir arkadaş edinmişti. Ismi siyabenti. Oda hemşehrisiydi baranin. Baran üniversite de bir kız arkadaş da edinmişti ve onu çok sevmişti. İlk görüşte aşık olmuştu. Ama babasının ölümü onu çok etkilemiş olmalı ki sevgilisi Aysima'yı kırmıştı. Aysima'ya ise siyabendin arkasından oda hemen bir otobüse binip , İzmir'den Diyarbakır'a Baran'ı görmek için yola koyuldu. Ve buluştukları zamanda aralarında ki anlaşmazlığı çözdüler. Kitap başta belirttiğim gibi yazarın ilk eseri olduğu için yazım ve noktalama hataları vardı ama kitabın akıcılığı konsu bunu. Önüne geçiyor. Okumaya değer bir kitap Iyi okumalar diliyorum . . Eksik eğitim ve yetersiz hayat bilgisi ile yola devam eden insanlar
Edebiyat
Diclenin GözyaşlarıEngin Temiz · Ateş Yayınları · 2019306 okunma
Puan vermedi·672 syf.··
2023 123. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2023 16:53
Yaratan Rabbinin adıyla (Rabbin adına sana okunan şekliyle) oku (ve bildir insanlara).[1] O insanı bir alak’tan (rahim duvarına asılmış zigottan/aşılanmış yumurtadan) yarattı. [bk. 22/5; 23/13-14] [1] Hz. Peygamber okuma yazma bilmemekle beraber, Arap müşriklerinde okuma yazma vardı. Hatta şiirlerindeki edebî sanat üst seviyede idi. Fakat öğrenimlerinin temelinde “Bismi’l-Lât ve’l-Uzzâ” gibi putlarını anma, onları yüceltme ve onlar adıyla okuma vardı. Bu âyet-i kerîme ile artık putlar ve onları yüceltme adına değil, Allah’ın yüceliğini hâkim kılma ve O’nun adıyla okuma inkılâbı yapılmış oldu. Burada mef’ûl (nesne/okunacak şey) kaldırılmış olduğundan rızasına uygun bütün okumaları da içine almaktadır. İnsanın aklını, düşüncesini aydınlatan fen bilimleridir. Gönlünü, duygularını aydınlatan ise din ilimleridir. Sadece fen bilimleri ile beslenen insan genelde hile, şüphe ve çıkarcılığa yönelir. Ancak din bilimleriyle birlikte insan yücelir, mutluluğa erer. Bu kitabı alırken çok düşünmüş acaba demiştim. Herkesce. Yok herkesce yazmak istemem. Hiç de "tefsir okumaya yeni başlayanlar için" olduğunu düşünmüyorum ve bana hiç de "kolay" gelmedi. Bunu söyleyenlerin bu meselelerde çok derinleştiğine verip bu konuyu susacağım. Güzel bir meal okuması oldu benim için. Bazı ayetleri okuyup geçiyordum anlamını bilsem de. Ama altında Hz. Ebubekir bu ayeti duyunca, Hz. Ali bu ayet sebebiyle, işte şu ayet Hz. Hatice'nin filan hareketi üzerine gibi ifadeler okumak çok şey fark ettirdi. Tefsir külliyatları okumak kolay bir iş değil. Ama bu kitaba da başlangıç seviyesinde demek haksızlık olur. Benim için önemli olan etkisi ve katkısı. İkisi de yeterince üst ve ileri düzeyde oldu benim için. Tefsirin bir metod olduğunu da bilir bu işin ileri gelenleri, burada da farklı bir yoğurt yeme işi var
Edebiyat
Feyzü'l Furkan (Orta Boy - Ciltli) (Turkuaz)Hasan Tahsin Feyizli · Server Yayınları · 20202,256 okunma