Sinan durdu, pencere çerçevelerini oynatan rüzgâra kulak verdi, bir inilti duyar gibi oldu. Gene Zühre'nin bir sözünü hatırladı:
Ağam, gün gelir gönlünde pişmanlık tûfan gibi çağlar, vicdan azabın İsrafil Sûr'u gibi kıyâmeti bildirir. Sarılacak etek, kapanacak ayak ararsın; ama benim rüzgârlara sinmiş hicranlı âhımdan başka nişânemi bulamazsın.
Sinan, daha bir zaman iki yanına salındı. İçinden zorlu bir dürtülüş geliyor, onu kışkırtıyordu. Adeta büyük dedesi Veli Koca'nın gür sesli buyruğu:
- Sipâhî kalk!.. Kalk sipâhî, daha ne durursun?
El çırptı. Rahmetli Hafız Nûri zamânından beri kullanılmayan dedeler zırhını getirtti, kölelerin yardımıyla kuşandı. Sağ kolçak üzerindeki şu âyeti okudu, içini çekti: "Hak yolunda savaşmazsanız Tanrı size elemli azaplar çektirir, yerinizi başka bir kavme verir."
Köleler, at oğlanları ağanın silahlanmasına şaşmışlardı.
- Ağa efendimiz, cevizlikten hâtunu gidip alacak değil miyiz? Zırh kuşanmak ne için?
Sinan bu sorguyu cevaplamadan kendisi bir şey sordu:
Macar Feridun Bey ne taraftadır? İçinizde bilen var mı?
- Evet biliriz. Yamaklı Yeniçeri'nin ardı sıra bizim sipâhîlerle beraber Ciğerdelen'e gitti. Palanka'dan gene feryatçılar gelmiş, kanlı gömlekler, ucu yanık nâmeler getirmişler.
Sinan Ağa at oğlanlarına:
- Tiz hazırlanın hemen şimdi yola çıkıyoruz! dedi. Harem bölüğünde kötürüm yatan Adviye Molla'nın elini öpmeye gitti.
Elli yaşına yaklaşmış sipâhî, hayatının ilk gazâsına çıkıyordu. Zühre'nin rûhu şâd olacaktı. Yalnız Zühre'nin mi ya? Cangüzel ananın rûhu da... O Cangüzel ana ki ay parçası oğlunu ilk defa göğsüne tutuştururken bütün Türk nineleri gibi şu niyetle süt vermişti: "Bismil-lâh... Ya gāzi, ya şehit!"
Yedi Peçeli hikâyesi burada sona erdi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Diyarbakır ilimizin Bismil ilçesine bağlı bazı Türkmen köyleri vardır. Alevî olan bu köylerin sayısı toplam 7 (yedi) tanedir. Bu köylerden Türkmenhacı köyünde yaptığımız
incelemelerde köyün yaşlılarından "Horasan'dan gelen Türkler" olduklarını öğrendik. Üstelik bu, atalardan gelen bir bilgiydi (bunu özellikle sorduk) ve anlaşıldığı kadarıyla bu bilgi yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır.
Yezidilik antik bir inanç olmakla birlikte, Şeyh Adiy bin Musafir ile başlar. Lübnan’ın ünlü Bekaa Vadisi’ndeki bir köyde 1075 yılında doğan Şeyh Adiy, Emevi hanedanı soyundan olup Bağdat’ta meşhur İslam âlimi İmam Gazali’den sufilik dersleri alır. Yanında Kadiri tarikatının Kürt kökenli kurucusu Abdülkadir Geylani de vardır. Hacca gitmiş, Iktikad-ü Ehli Sünnet ve’l Cemaat isimli kitabında ta savvuf konularını işlemiştir.
Ömür boyu Sufilik hırkasını çıkarmayan Şeyh Adiy, Hakkari’nin Kuzey Irak tarafındaki Sincar bölgesine yerleşmiş, Laleş Vadisi’nde 1162 yılında vefat etmiştir. Kendisine Tanrı-insan, peygamber ve evliya gözüyle bakılır.
Yeğeninin oğlu Hasan bin Adiy ise 1195 doğumlu. Yezidilik inancını Hakkari ve Sincar bölgesindeki Kürt aşiretleri ara sında yayan o oldu. Yaradılış öğretisini içeren Mıshaf a Reş (Kara Kitap) ile Yezidilik ibadetlerini içeren Kitah-ül Cilve’nin (Tecelli Kitabı) Şeyh Haşan tarafından yazıldığı rivayet edilir.
İran, Irak, Ermenistan ve Gürcistan’a dağılmış yaklaşık 200 bin kişilik Yezidi topluluğu Türkiye’de Beşiri, Kurtalan, Bismil, Midyat, İdil, Cizre, Nusaybin, Viranşehir, Suruç ve Bozova’nın 80 küsur köyünde barınıyordu.