Okurların çoğu, can sıkıntısı gidermek amacıyla kitaplara başvuruyor olabilirler. Belki yazarlarda aynı umutla sarılıyorlardır kağıda kaleme. Ama roman kişileri?..
Çalışkan ya da çalışan insanlar, can sıkıntısına kurban olmaya elverişli, hatta mahkûmdurlar. Ya boş vakitlerinde ne yapacaklarını bilemedikleri için bunalırlar ya da çalışırken, aslında hoşlanmadıkları birtakım işler yapmak zorunda kaldıklarından...
Haftanın son gününden herkese selamlar Muhteşem bir kitap bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Nietzsche Ağladığında'ya her zaman için mesafeli yaklaşmıştım. Bu kadar popüler olmasaydı belki daha önce okurdum bu kitabı okumama vesile olan Cağnım arkadaşım İrem'e çok teşekkür ediyorum hediyesinin bende bu kadar büyük yer edineceğini hayata bakışımı değiştireceğini tahmin edemezdi sanırım
Gelelim beni asıl heyecanlandıran ikinci olaya yani kitabın konusuna. 19. Yüzyıla götürüyor bizi Yalom. Henüz ismi sadece akademi camiasında duyulan Nietzsche ile çevresinde çok saygın ve iyi bir doktor olan Josef Breur'un yolları kesişir. Bunun sağlayan kişi ise Lou Salomé'dur. Salomé, Breur'a bir mektup yazarak Alman felsefesinin büyük bir tehlikede olduğunu yazar. O mektuba kadar Breur'un ne Salom'dan ne de Nietzsche den haberi vardır. Nietzsche'nin hastalığının tedavisini kabul eden Breur kendi hayatının da amacını bulacağını bilmiyordur. Freud, Breur, Wagner, Salomé gibi düşünce dünyasına yön vermiş birçok karakterin kurgusal hikayesini okumak benim için büyük bir zevkti Geciktirmeden okuyun mutlaka kendinizi bulacağınız bir kitap önerisi bırakıyorum.