“Henüz bitmedi.” Ben de kalktım, tozunu sildim geçmişimin. Kırılan yanlarımı saklamadım artık. Çünkü insan bazen en çok yarasından tanınır.
Yaşanmışlıklar(Muavinlik zamanımdan)
... Ismarlaştı karı ile koca. "Soranlara bol selam." deyiveren, İki elini sallayan adamda hüzünlü bir sima. Olurdu böyle şeyler, Hasret bu, kimi daha gitmeden özler. Henüz revan olamamıştık ki yola, "Alo aşkım geliyorum." Sesi çalındı kulağıma. Kelimelerin sahibi, helalini dakikalar önce bırakandı, Onu anladığımda sanki ruhum yandı. ... Yol epey uzundu, En az 12 saat! Aklım geride bıraktığımız el sallayan adamda, Bedenim ise ihanet kusan kadına, çay ,kola ve kek sunmakta. Kahkahalar mide bulandırır seviyede, İçeriği bilmesem,bende gülecektim belkide. O on iki saat bitmedi, Uyumak yoktu zaten, Yapma diyemedikten sonra, Benim suskunluğum da , Kocaman bir ihanetti. Ve nihayet yaklaştık ineceği perona...
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
~ Hayırlı sabahlar
Bugün Hüseyin'e ağlamak kolay... Zor olan, Hüseyin'in durduğu yerde durabilmektir. Çünkü Kerbela bitmedi. Her çağın bir Yezid'i, her devrin bir Kerbela'sı, her insanın da bir imtihanı vardır.
Hayata Dair
Kerbelâ bitmedi, sadece çağ değiştirdi...
İyi misin bilmiyorum..
Aslında bunu yazmamın hiçbir anlamı yok. Çünkü sen benim hayatımın içinde olan biri değilsin artık. Ben sadece uzaktan sevmek isteyen taraftım. Bir gün cesaretimizi toplayıp hislerimizi birbirimize söyledik, başta herşey çok güzeldi ama sonra sen istemediğini söyledin. O gün olması gereken oldu ve ben de zamanla bunu kabullenmeye çalıştım. ​Sana yazmadım. Karşına çıkmaya çalışmadım. Hayatına dahil olmaya çalışmadım. Çünkü bazen insan, sevdiği kişiyi gerçekten seviyorsa onun kararına da saygı duyması gerektiğini biliyor. ​Aradan uzun zaman geçti. Hayat devam etti. Ben de devam etmeye çalıştım. Ama son zamanlarda anlam veremediğim bir şey yaşamaya başladım. Uzun bir süre boyunca seni ne rüyamda gördüm ne de aklıma eskisi kadar geldin. Her şey olması gerektiği gibiydi.. Sonra birdenbire, hiçbir sebep yokken, neredeyse üst üste rüyalarıma girmeye başladın. ​İlk başta önemsemedim. "Olur böyle şeyler" dedim. Ama günler geçtikçe rüyalar bitmedi. Her sabah, özellikle gün ağarmaya yakın saatlerde, gözlerimi açtığımda aklımda yine sen oluyordun. Üstelik aynı rüya da değil. Her seferinde farklı insanlar, farklı yerler, farklı olaylar... Ama değişmeyen tek şey sen oluyorsun. Ve bu durum beni özlemekten çok endişelendirmeye başladı. ​Çünkü insan birini unutmaya çalışırken onu rüyasında görür, bunu anlarım. Ama uzun zaman sonra, hiçbir şey yokken, bir anda sürekli görmeye başlayınca ister istemez düşünmeye başlıyor. Acaba iyi misin? değil misin? Acaba hayatında her şey yolunda mı? Acaba mutlu musun? ​Biliyorum, bunların hiçbirini bilmeye hakkım yok. Belki de bunlar sadece zihnimin bana oynadığı oyunlar. Belki de hiçbir anlamı olmayan sıradan rüyalar. Fakat yine de içimde bir huzursuzluk oluştu. Öyle ki bazen, gece uyumadan önce bile aklımdan aynı düşünce geçiyor: "İnşallah yine
İnsan ve Duygular
HerHafta(?)BirTürkBilimKadını-Hafta2 Engin Arık
Selamlarrrr Kendi kendime aldığım o kararla başlattığım "Her Hafta Bir Türk Bilim Kadını" konseptimizin ikinci durağındayız. Bir takım sebeplerden ötürü kısa (4 ay) ara vermek zorunda kaldım :) Ve bu haftaki durağımız adı her geçtiğinde göğsümü gururla kabartan ama aynı zamanda içimi buruk bir sızıyla dolduran bir isim. Serimizin bu bölümünde tabiri caizse "Türkiye'nin Marie Curie’si" ile baş başayız: Prof. Dr. Engin Arık! Ya size bir şey söyleyeyim mi? Biz bu toprakların altında ne büyük zenginliklerin ne devasa rüyaların yattığını ve bu rüyalar için ömrünü feda eden ne inatçı ruhlara sahip olduğumuzu bazen gerçekten unutuyoruz. Engin Hanım'ı araştırırken onun o vatanperver duruşu, bilime olan sarsılmaz inancı karşısında hem gözlerim doldu hem de "İyi ki bu topraklardan geçmişsin" dedim. ~ Kimdir Bu Müthiş Kadın? 14 Ekim 1948’de İstanbul’da, göçmen kökenli ve pırıl pırıl bir ailede dünyaya gözlerini açıyor Engin Hanım. Öyle parlak bir zeka ki ortaöğrenimini Atatürk Kız Lisesi’nde BİRİNCİLİKLE tamamlıyor. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümü'nden mezun olup gözünü çok daha yükseklere dikerek Amerika’nın yolunu tutuyor. Pittsburgh Üniversitesi’nde master ve doktorasını tamamlayarak deneysel yüksek enerji fiziği alanında adını dünyaya duyurmaya başlıyor. Kendisi gibi fizikçi olan eşi Prof. Dr. Metin Arık ile kurduğu mutlu yuvada iki çocuk annesi hatta ilerleyen yıllarda dünya tatlısı iki torun sahibi de oluyor. Viyana’da, Birleşmiş Milletler bünyesinde nükleer denetimler yapan kritik bir kuruluşta (CTBTO) radyonüklid uzmanı olarak görev alacak kadar da küresel bir otorite! Ama o, tüm bu parlak yurt dışı imkanlarına rağmen "Ülkem için ne yapabilirim?" diyerek hep Türkiye'ye dönmenin yollarını arıyor ve Boğaziçi Üniversitesi'nde dersler verip geleceğin
1000Kitap