Tanpınar’a bunu neden yaptın Murat’cım :)))
7/10
·376 syf.·
2026 69. kitabı
Evet Murat’cığım, şimdi sana ne demeliyim bilemedim :))) Sen git edebiyatın duayeni Ahmet Hamdi Tanpınar’ı şekilden şekile sok, adama bin türlü eziyet çektir, sonra da gelip benden alkış bekle! Adam bugün yaşasaydı sana ne derdi, doğrusu çok merak ediyorum. Bu arada kitabını okurken Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bütün fotoğraflarını inceledim. Dediğin gibi bayağı yakışıklı adammış. Sen o naif ruhlu, zarif parmaklı, zehir gibi çalışan zihne sahip adamı nelere bulaştırdın böyle? Adamı al, hiç olmayacak bir aşk üçgeninin içine sok; kafasını karıştır. Yetmezmiş gibi katil yap, hapse attır. “Bu da az oldu” deyip ölen Bahtiyar’ın ruhunu musallat et. Bitti mi? Yoo, kesinlikle bitmedi! Bu kadarla yetinmeyip eğitim seviyesi tavan yapmış dört asker komando ile boks dövüşüne çıkar. Adamın parmakları yazmak için yaratılmış be adam! :))) Senin nasıl bir hayal dünyan var böyle? Her neyse, bu benim seninle tanışma kitabımdı Murat’cığım. Ama mümkünse bir daha bir araya gelmeyelim lütfen. Hadi ben kaçar. Sevgiler :)
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026723 okunma
İvan Fyodoroviç Karamazov hakkında...
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 02:30
İnsan yalnızca düşünerek yaşayabilir mi? Kitap bitti ama İvan bitmedi, benimle birlikte düşünmeye devam ediyor. Ruhum, aklım ona kapılmış durumda. İvan Karamazov sadece bir karakter değil, fikirdir. Onun asıl hayatı dışarıda değil, içeridedir. Bazı insanlar dünyayla kavga eder; Ivan daha çok kendi zihniyle kavga eden biridir. Onun trajedisini en çok İvan Fyodorovicin kabusu, Şeytan bölümünde anlarız. İvan hayatı boyunca akla ve mantığa güvenmeye çalışan bir karakter. Ama bu bölümde aklı, ona huzur getirmek yerine onu parçalamaya başlıyor. İvan'ın trajedisi şurada yatıyor, vicdanı bir ateistinki gibi rahat değil çünkü sanki inanmak için kendini ikna etmeye çalışıyor ama ikna olamıyor. İnanmamak onu mutlu etmiyor. Ivan'ın zekâsı olağanüstü ama roman boyunca bazen o zekânın kendisine karşı döndüğünü görüyoruz. Şeytan figürü ise Ivan'ın zihninin en uç noktaya ulaşmış hâlidir. Onun sorunu ölüm korkusu ya da varoluşsal sancılar değildir, adaletsizliğin ve acının var olduğu bir dünyada nasıl yaşayacağını bilememesidir. O yüzden onun çektiği şey sadece entellektüel bir merak ya da düşünme şekli değil, gerçek bir ıstıraptır. Romanın asıl trajik karakteri Ivan Karamazovdur. Onun trajedisi, zihninin kabul ettiği şeylerle vicdanının kabul ettiği şeylerin farklı olmasıdır. Smerdyakov ile olan son konuşmaları bu yüzden çok sarsıcıdır. Ivan'ın bütün roman boyunca kaçmaya çalıştığı sorumluluk meselesi sonunda gelip onu bulur. Romanın sonunda en ağır yükü Dimitri değil, İvan taşıyordur. İvan'ın ızdırabı sorularına cevap bulamamaktan gelmiyor, hiçbir kolay cevaba razı olamamasından geliyor. Öyle dürüst bir zihni varki kendisini rahatlatacak bir yanıltmaya varamıyor, bu da onu huzursuzluğa mahkûm ediyor. İvan Karamazovun korkak bir düşünür olmaması onu daha da hayran olunur
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bay C. Hâlâ Bir Yerlerde Yürüyor
Puan vermedi·192 syf.·
2026 9. kitabı
Merhaba 1000Kitap, Kitabı bitirdikten sonra hikâyeden çok Bay C.’yi düşündüm. Açıkçası onu çok sevdim diyemem ama sevmedim de diyemem. Bazen hak verdim, bazen sinirlendim, bazen de kendimi ona yakın hissettim. Sürekli bir şeylerin peşinde ama neyin peşinde olduğunu kendisi de tam bilmiyor gibi. İnsanlarla tanışıyor, konuşuyor, yakınlaşıyor ama hiçbir şey onu gerçekten tatmin etmiyor. Bir noktadan sonra insanın içinden “Abi sen ne istiyorsun, ne arıyorsun?” diye sormak geliyor. Belki de onu ilginç yapan şey tam olarak bu. Çünkü aslında aradığı şeyin ne olduğunu o da bilmiyor gibi. Bu yüzden hiçbir yerde uzun süre kalamıyor, hiçbir insana tam olarak yaklaşamıyor. Yusuf Atılgan’ın en sevdiğim yanı Bay C.’yi olduğu gibi anlatması oldu. Onu ne kahramanlaştırıyor ne de eleştiriyor. Kusurlarıyla, çelişkileriyle, kararsızlıklarıyla önümüze bırakıyor. Ne düşünüyorsanız düşünün der gibi. Bu yüzden okurken bir roman karakteri değil de gerçekten yaşamış bir insanı tanıyormuş gibi hissettim. Kitapta öyle büyük olaylar, şaşırtıcı gelişmeler yok ama Bay C.’nin düşünceleri ve dünyaya bakışı sarıyor insanı. Bir de kitabın sonunda içimde kalan o his var… Sanki hikâye bitmedi. Ben son sayfayı okudum ama Bay C. hayatına devam etti. Şu an bile gözümün önüne getirince onu bir kaldırımda yürürken hayal edebiliyorum. İnsanları izliyor, yine kafasında bir şeyleri sorguluyor, yine bir şeylerin peşinden gidiyor gibi. Benim için Aylak Adam, yalnızlık ve arayış üzerine yazılmış en etkileyici Türk romanlarından biri oldu. Bay C.’yi sevmek zorunda değilsiniz ama onu unutmanız da pek kolay değil.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·374 syf.··
2026 46. kitabı
Genel olarak sevdim, çerezlik bir kitap okuyabilirsiniz. River işi ki bir oğlumuz var bu bir şehrin yoksul tarafında yazıyor. Yarış pisti ve araba tamir atölyesi var. Abisi daha önce çıkan bir ahır yangınında ölmüş. Onu kurtarmaya çalışırken River da bazı yaralar almış. Bir de arada bir gidip sokak dövüşü yapıyor. Ben dövüşlerle ilgili daha farklı bir şey olsun diye bekledim yazar sadece yazmak için eklemiş o kısmı yani ha şu içmeye gitti ha dövüşe gitti gibi bir şey olmuş çok bir anlamı yoktu. Kızımız Marly kendisi saf temiz akıllı bir kız. Babası şehrin başkanı mı valisi mi bir şeyi işte. Babası anası danası yani abisi hepsi kötü canavar gibi insanlar. Marlynin bir arkadaşı var Zara diye onun aklına uyup şehrin diğer tarafına gidiyor gizlice yarış izlemeye. Orada Riverı görüyor ve bam zaten ilk görüşte başlıyor her şey. Spoiler içerir River kızı görünce tanıyor hemen bu kızın abisi olucak it meğerse bizim riverın abisini yakan puştmuş. Başkan ve şeytan oğlu ortalığı yakıp yıkıp oraları da satarak ceplerini para doldurmanın peşindeymiş. Hatta çocuğun elinde ağın yakıldığı videosu vardı ama bu başkan oğlunu korumak için gidip çocuğu tehdit etti eğer o videoyu birilerine vermeyi düşünürsen eğer birilerine bir şey söylemeyi düşünürsen herkesi öldürürüm şunu yaparım bunu yaparım diye tehdit etti çocuk da mecburen o anda susmak zorunda kaldı. Tabi içindeki hırs bitmedi. Bu ölen abinin bebeği de var sevgilisi meğerse hamileymiş yazık.Neysebizim River ilk karşılaşmada gidip Marlye diyor daha sonra gel yine falan. Sonra marly dayanamayıp yine gidiyor. Bu arada Zara ve riverin kankisi jack miydi neydi o da sevgili oluyor. Marly ve River sevgili oluyorlar. Hatta kız ilk defa onunla birlikte oluyor falan. Ailesi tatile gitmiş diye ev boş rahat rahat takılıyorlar. River
RiverRia Wilde · Independently published · 20251 okunma
Puan vermedi·400 syf.·
2026 37. kitabı
Başlarını büyük keyifle ve ilgiyle okudum. Ortaları ve sonları, aksiyon türünde klasik Hollywood filmi tadındaydı. Başlarda merakla okuduğum kitap, sonlarda ilgimi kaybettiğim ve nihayet bitti dediğim kitaba dönüştü. Dipnotlarda güzel bilgiler var. O notlardan çok şey öğreniliyor. Mesela MİT müsteşarı Fuat Doğu, Fethullah Gülen'in ilişkili olduğu Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda rol oynayan Ruzi Nazar'la yakın dostlarmış. Ve Fuat Doğu, Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda aktif rol almış. Veya Sabri Yirmibeşoğlu'nun halkı galeyana getirmek için kontrgerillanın bazı şeyler yaptığını itiraf ettiğini öğreniyoruz. Çatlı, Yazıcıoğlu ve ülkücülerin iç karışıklıkta nasıl kullanıldığını okuyoruz... Bu ve benzeri bilgiler açısından kitap iyi ki okudum dedirtti. Olumsuz intiba bırakan şeylerden biri; öğrenci ve öğretmenlerin de diğer kesimler gibi, siyasetle ilgilendiği cümlelerin çok olması. Toplumu, ülkeyi felakete sürükleyen yaklaşımlardan olduğunu düşünüyorum, özellikle öğrenci ve öğretmenlerin siyaset yapmasını. Siyasi slogan ya da pankart, öğrenci ve öğretmenle nasıl bağdaştırılabilir? Ordu gibi eğitim camiası da uzak olsun ideolojiden ama mümkün değil. Din gibi siyaset de insanı sömüren kavramlardan diye düşünüyorum. Kitapta sol cenahın masumiyeti, sağ kesimin şiddet yanlısı olduğu vurgulanırken, tarafsızlığı koruyamamış olduğu söylenebilir. Tıpkı Yedi Güzel Adam dizinde Dersim olayıyla Cumhuriyet'e saldırılması gibi. Sol görüştekiler hiç mi silaha sarılmadı hiç mi şiddet uygulamadı hiç mi hırsızlık ahlaksızlık yapmadı? Hayır diyenler, modern masallar dinlemeye devam etsin. Ne sağ ne sol, iki kesim de boyunu aşan ölçüde pisliğe batmış. En güzeli apolitiklik ve çöplükten uzak durmak diye düşünüyorum. Bölen, parçalayan, çürüten vs vs siyaset değil mi?
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,107 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 17. kitabı
Okuduğum ikinci Peyami Safa eseri oldu. Peyami Safa'nın kalemi hakkında şunu söyleyebilirim: Bazı dizi ve filmler vardır ya, izlemeye başladığımız esnada oyuncu kadrosu, kalitesi, hepsi çok iyi ve gerçekçi diye düşünürüz, Peyami Safa eserleri bana tam olarak o hissiyatı veriyor. Okurken yormuyor, dinlendiriyor. Üstelik yazar, bireysel hikayeler üzerinden toplumsal meselelere de çok güzel ışık tutuyor, kitabın birçok yerinde toplumun Batılılaşma isteğine değiniyor ve sık sık Doğu-Batı mukayesesine denk geliyoruz. Kitabın konusuna gelecek olursak; Neriman ve Şinasi'nin yedi yıldır süren aşk hayatı, Neriman'ın ilgisinin Macit'e kaymasıyla başlayan bir gönül karmaşasına evrilir. Neriman daha geleneksel, sakin bir hayat süren Şinasi'yi değil de ışıltılı ve Şinasi'ye göre daha modern bir yaşama sahip olan Macit'e gönlünü kaptırır. Bir yandan Neriman'ın kendi duyguları, bir yandan da Şinasi'nin varlığı ve babasının bu evlilik üzerindeki sessiz beklentisi... Daha fazla detay vermeden şunu söyleyebilirim: Neriman'ın, Şinasi'nin sunduğu o durağan hayattan bunalmasının ve bir anda Macit'in ışıltılı dünyasına, baloların o cezbedici büyüsüne kapılmasının nedeni, küçüklüğünden beri içinde bastırdığı o ışıltılı hayatı Macit'te bulmuş olmasıdır. . Çoğu kitapta olduğu gibi, Neriman'ın bu duygusal değişiminin, büyüdüğü çevrenin ve geleneksel değerlerin ağırlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Kitabın sonu ise pek tahmin ettiğim gibi bitmedi. Zihnimde farklı bir senaryo kurmuştum... Neyse, daha fazla spoiler vermeden yorumumu burada bitireyim.
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma