Yıllardır göğsümün tam ortasında büyüttüğüm o koca yalnızlığı, hayatımdaki o tek insanın varlığıyla yamamaya çalışmıştım."Herkes gitse de o kalır" diyerek onu hayatımın en dokunulmaz yerine koydum; uğruna neleri feda etmedim ki... Ama bugün anladım; fedakarlık, karşındaki seni anlamak istemediği sürece sadece kendi kendini imha etmekmiş. Ben kendimi feda ederken, meğer karşımdaki sadece bir seyirciymiş. "Ailem" diyebileceğim kimsem yokken varımı yoğumu adadığım o insandan, en güvendiğim yerden yediğim darbe içimdeki bütün ışıkları söndürdü. Kendi ellerimle kurduğum o tahtın altında bugün ben ezildim. Gerçekten her şeyden ve herkesten o kadar çok yoruldum ki... Artık anladım, bu koca dünyada yapayalnızım. Ne yapsam eksik, kime yaranmaya çalışsam hep ilk feda edilen ben oluyorum. İçimdeki bu bitmişlik hissi beni artık hayata değil; ölüme, o son ve sonsuz sessizliğe doğru çekiyor. Ölümün o sitemsiz huzuru, bu dünyanın haksızlık dolu gürültüsünden çok daha şefkatli geliyor kulağıma. Kendimi savunacak tek bir nefesim bile kalmadı; bütünüyle bunaldım, bittim, tükendim. Şimdi sadece bu mutlak yok oluşun içinde kaybolmak, hiçbir şey hissetmemek istiyorum.🥀