7/10
·112 syf.··
2026 40. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 18:29
Kitap bende tam olarak bitmişlik hissi bırakmayan ama yine de etkisinden kolay kolay çıkamayacağım kitaplardan biri oldu. Okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın kurduğu atmosfer ve duyguların yoğunluğuydu. Özellikle sevgisizlik temasını öyle sade ama bir o kadar da içe işleyen bir şekilde işlemiş ki, bazı satırlarda durup düşünmeden edemedim. Ama dürüst olmak gerekirse, kahramanın hikayesi bana biraz yarım anlatılmış gibi geldi. Sanki tam derinleşecekken geri çekilmiş, bazı duyguların ya da geçmişin ucu özellikle açık bırakılmış. Bu durum bir yandan kitabın gizemini artırıyor ama diğer yandan da “bir şeyler eksik kaldı” hissini peşini bırakmıyor. Özellikle karakterin iç dünyasını biraz daha net ve tamamlanmış görmek isterdim. Yine de bu eksiklik hissine rağmen kitabı genel olarak beğendim. Çünkü her ne kadar hikaye tam anlamıyla kapanmasa da, verdiği duygu oldukça gerçekti. Sevgisizlik, yokluk değil de sanki var olması gerekirken hissedilmeyen bir boşluk gibi anlatılmış. Ve bu boşluk, kitap boyunca kendini hissettirmeyi başarıyor. Kısacası, bazı yönleriyle havada kalmış gibi hissettirse de, duygusu güçlü ve düşündüren bir kitaptı benim için. Belki de tam olarak anlatılmayan yerleriyle akılda kalmayı başaran bir hikaye oldu.
Bir Sevgisizlik ÖyküsüGeorges Bernanos · Sia Kitap · 0273 okunma
Puan vermedi
... ♡ ...Bu pencereye bir şey söylemeli ya da önüne şiir örmeli adamlığımı güneşe tutuyor hadsiz! kuzum cocukluğun yok mu? yok! kelimeler sessiz... Lokman Kurucu Sürekli Portakal Kabukları ♡ Yankılanıyor Lokman: Yavaş yavaş delir(t)en her/ bir aşkın içinden geçerken ve yaşarken; yaşamanın içinden geçerken ya da yaşamak içimizden geçerken basa basa üstümüze, tekrarlar tekrarlar- dan mı ibaret düşler, bir ayna gibi, hiç bozulmayan, sıkılmayan, üşenmeyen ve kaçınılmaz mı bütün bu olup biten bizim içimizde, dışımızda, düşümüzde; biz neresindeyiz bu velvelenin şu olmayan denizde? diye soruyor; soruyoruluyor... (!) ♡ Hayat bazen seni sıfır noktasına getirir. Bu bir kayıp değil aksine yeniden başla ikazıdır. Sorgulayan, kırılmışlıkları fazla ama farkındalığı yüksek dizeler dökülür şairden, geçmişin izleri, yaşanmış ama bitmiş, bu bitmişlik bir son değil bir başlangıçtır onun için....
Sürekli Portakal KabuklarıLokman Kurucu · Düşülke Yayınları · 20158 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
5/10
·120 syf.··
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 12:33
Açıkçası hiç sevemedim kitabı. Sosyal medyada görmüştüm . Merak etmiştim bayaği ama. Hiç severek okuyamadım. Ki elimde bu kadar sürünme sebebi de buydu maalesef. Yanlış zamandandır umarım diyerek... sonlarını hep atladım sırf bitmişlik olsun diye...biraz daha elimde kalsaydı kitap okumaya küserim diye korktum yani.. kitapta baştan sona o kadar çok metafor kullanılmış ki içim şişti resmen okurken. Belki benim eksikligimdir diyelim ne diyeyim şimdi....
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2025 358. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 14:37
“Son başlangıcın içindedir, gene de sürdürürsün.” • Oyun Sonu - Samuel Beckett Clov ve Hamm konuşuyor, ben dinliyorum. Bitmiş bir günün son saatlerinde gibiler. Aslında bu dünyada konuşacak pek bir şey kalmamış ama susmak da kolay değil. Bunun yerine insanın kafasından geçen ama çoğu zaman dillendiremediği şeyleri söylüyorlar. Yorgunluk, alışkanlık, isteksizlik, gidememek… Gitmek mümkün mü, nereye gidilecek, o da belli değil zaten. Sık sık “şimdi ne olacak” diye düşündürüyor ama mesele aslında bu da değil. Burada olacak olanlar zaten çoktan olmuş fakat hikâyemiz bir türlü bitmiyor. “Oyun Sonu” karamsarlıktan ziyade yorgunluk, bıkkınlık, bitmişlik taşıyan bir oyun. Hayat da bazen böyle hissettirmiyor mu? Oyun bitmiş fakat biz hâlâ içindeymişiz, artık gitmemiz gerekiyormuş ama biz gitmeyi değil, sadece beklemeyi biliyormuşuz gibi…
Oyun SonuSamuel Beckett · Mitos Boyut Yayınları · 2007351 okunma
“Belki de Ölüm Değil, Yaşam Korkutucu Olan”
10/10
·216 syf.·
2025 27. kitabı
Ne tuhaf, dedim kendi kendime. İnsan bazen yaşarken ölmeyi, ölürken de yaşamayı istiyor. Paulo Coelho’nun bu romanını okurken bu cümle, içimde yankılanıp durdu. Veronika’nın intiharına değil, neden yaşamak istemediğine takıldım. Çünkü ölümü arzulamak, bazen sadece yaşamın gürültüsünden kaçma isteğidir. Veronika’nın intiharına değil, neden yaşamak istemediğine takıldım. Çünkü bazen insan ölümü değil, yaşamın ağırlığını taşıyamıyor. Her şey yolundaymış gibi görünen bir dünyanın içinde, kalbin sessizce boğulabiliyor. Veronika’nın isteksizliği bana yabancı değildi; çünkü ben de bazen, günlerin birbirine benzediği o donuk döngüde, “yaşamak bu mu gerçekten?” diye sordum kendime. Belki de onun ölümü seçişi, aslında yaşamı yeniden hissetme çabasıydı fark edilme, sarsılma, yeniden doğma arzusu. Coelho, Veronika’nın hikâyesiyle benim şunu anlamamı sağladı: insan bazen ölmek isteyerek değil, yaşamak için çırpınarak tükenir. Kitap, bir akıl hastanesinde geçiyor ama en çok “akıl dışı” olanın, aslında en sahici hisleri barındırdığını gösteriyor. Normal dediğimiz şey o kadar yapay, o kadar donuk ki... Herkesin birbirine benzediği, duyguların cilalı maskelerle gizlendiği bir dünyada, farklı hissetmek hemen “anormal” sayılıyor. Oysa Veronika’nın yaptığı tam da buydu: maskeyi çıkarıp kendiyle yüzleşmek. Akıl hastanesine kapatıldığında değil, o sahte “normal” hayatta boğulurken delirdi aslında. Coelho bana bir kez daha hatırlattı ki, toplumun dayattığı o düz çizgide yürümek cesaret değil, çoğu zaman korkaklıktır. Gerçek cesaret, deliliği göze alıp kendin olabilmekte. İnsan bazen delirmeden var olamıyor. Delilik, bir tür direniş oluyor “ben hâlâ hissediyorum” deme biçimi.Veronika’nın kalbinde tükenmişlik vardı ama o tükenişin içinde, farkında olmadan bir doğum sancısı da vardı. Ölümün
Psikoloji
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
10/10
·376 syf.··
2025 45. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2025 22:49
Ne denebilir ki muhteşem bir eser.Bu kitapta milliyetçilik,hamaset,kahramanlık,paşalar,sultan,kral,tarih,düşman,dost yok.Bu kitapta insanın en temel içgüdüleri açlık,şehvet,hayatta kalma istenci,ihanet,çaresizlik,bitmişlik,umursamazlık,dışlama,esfeli safilin var ve evet, bu eser otobiyografik özellikler taşıyor.İşin garip yanıysa 2.çözüm sürecinin yaklaşmakta olduğu şu günlerde aklımıza şu sorular geliyor "yahu arkadaş 110 yılda hiç mi birşey değişmez hatta geriye gider(bunlar olurken osmanlı savaştadır bizlerse zenginlik içerisinde yüzmekteyiz)"Edebiyatımızın hakkı verilmemiş kalemlerinden olan Hasan İzzettin Dinamonun çok çarpıcı yahu adam yeter artık bitsin bu çile diyebileceğiniz cinsten insanın yüreğini hançerleyen daha kötüsü ne olabilir derken durmayan bir roman,kesinlikle bir halide edip,yakup kadri romanı kadar ilgiyi hakediyor.Keyifli okumalar.
Savaş ve AçlarHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 20172,200 okunma