şimdi söyle, bana bu kitaba neden on üzerinden sekiz verdiğimi soracak olursanız cevabı basit; okuduğum yer, içtiğim içecek, havanın durumu ve duyduğum özlem birleşti ve bu kitabı bana bir buçuk saat içerisinde okuttu.
ne kitabın ne anlattığını ne de vermek istediği herhangi bir mesajı almadım diyebilirim. bana bu kitabı hiç tanımadığım, kitapçıda kitabı, alsam mı almasam mı, diye düşünürken “ben de okuyacağım, bence bir şans vermeliyiz.” diyen biri yüzünden aldım. okuduğuma pişman değilim okumasaydım bir şey kaybetmezdim diye düşünüyorum.
öyle ya her zaman bana bir şeyler katması gereken kitaplar okumak zorunda değilim. kitaplığımdan gelip geçen onca kitaptan biri oldu. belki ben çok seçiciyim ve bunu olumsuz getirisi olarak bu kitabın kütüphanemde köşede bir yerde kalmasına izin veriyorum. inceleme yazmak bile zor geldi açıkçası.
burayı kendime, okuduğum kitaplara ait bir not defteri olarak gördüğümden olsa gerek, kimseye anlatım ve güzel yazı yazma borcum yok. sadece okuduklarımın bende bıraktığı etkiyi zaman zarfında unutmak istemediğinden ve yeni şeyler denemek istediğimden burayı kullanıyorum.